Bourne türkçesi Bourne nedir

Bourne ile ilgili cümleler

English: Melbourne is an Australian town.
Turkish: Melbourne bir Avustralya şehridir.

English: One of the most famous horse races in the world, the Melbourne Cup, will be held today.
Turkish: Dünyadaki en ünlü at yarışlarından biri, Melborn Kupası, bugün yapılacak.

English: I've never been to Canberra, Melbourne, and Sydney.
Turkish: Canberra, Melbourne ve Sydney'de hiç bulunmadım.

English: When are you coming to Melbourne again?
Turkish: Melbourne'e tekrar ne zaman döneceksin?

English: Laurie lives in Melbourne.
Turkish: Laurie Melbourne'da yaşıyor.

Bourne ingilizcede ne demek, Bourne nerede nasıl kullanılır?

Bournes : Dere. Ülke. Su. Çay. Diyar. Amaç. Gaye. Sınır. Memleket. Hedef.

Eastbourne : İngiltere'de yerleşim yeri. Güneydoğu ingiltere'de bir liman.

Leybourne and mccabe test : Leybourne ve mccabe sınaması.

Melbourne : Victoria eyaletinin başkenti. Avustralya'nın victoria eyaletinde şehir. Florida'nın doğu kıyısında bir şehir (abd). İowa eyaletinde şehir. Arkansas eyaletinde şehir. İngiltere'de yerleşim yeri. Kentucky eyaletinde şehir. Melbourne şehri. Victorya'nın (avustralya) başkenti ve liman şehri. Florida eyaletinde şehir.

 

Bourn : Diyar. Çay. Su. Dere. Amaç. Hedef. Sınır. Memleket.

Bourdon : Kalın ve tek sesli ezgi.

Bourbons : Muhafazakar seçmen (abd). Bourbon viski. Missouri eyaletinde şehir. Mısır ve çavdar viskisi. Burbon. İndiana eyaletinde yerleşim yeri. Muhafazakar partili. Amerikan viskisi. Viski.

Bourg : Müstahkem kasaba. Köy. Kasaba. Ortaçağda fransız pazar kasabası.

Bourdon tube : Burdon tüpü. Bourdon borusu. Bourdon tüpü.

Bour : Eşek.

İngilizce Bourne Türkçe anlamı, Bourne eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bourne ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Domains : Mülk. Alan. Muhit. Çevre. Malikane. Etki alanları. Domain. İlgi alanı.

Brooked : Çekmek. Kaldırmak. Irmak. Tahammül etmek. Dayanmak. Katlanmak.

Hometowns : Bir kimsenin yaşadığı yer. Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer. Yaşanılan yer. Doğma ve yetişme yeri. Mahalle. İllinois eyaletinde şehir.

Border line : Kenar çizgisi. Sınır çizgisi. Kenarlık satırı. Sınır hattı. Borderline. İki ülke arasındaki sınırı işaretleyen hat. Kenarlık çizgisi.

Land : Aynı türden toprak parçası. İniş yapmak. Karaya indirmek. Kara parçası. Yere inmek. Alan. Çakmak. Bir üretim faktörü olarak üretimin gerçekleştirildiği, korunabilen ancak yenilenemeyen, doğal kaynakları sağlayan ortamlardan biri. Kıyıya çıkmak.

Goal : Topun, kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu. Ayaktopu oyununda oyuncuların topu içine sokmaya çalıştıkları, 2,44 m. yükseklikte birbirine koşut iki dikey direk ile bunların üzerine bindirilmiş 7,32 m. uzunluğundaki yatay bir direkle sınırlanmış, arka ve yan yüzeyleri ağla kapatılmış oylum. İdeal. Hapishane. Gol. Erek. Sayı.

 

Realms : Alanlar. Alan. Alem. Krallık.

Consummation : İtmam. Tamamına erdirme. Yerine getirme. Tamamlama. Mükemmellik. İkmal etme. İkmal.

Homeland : Sıla. Bir halkın üzerinde yaşadığı toprak parçası. Anayurt. Ana yurt. Yurt. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer. Anavatan. Barınacak yer.

Vale : Bayan kat görevlisi. Araba parkedici. Tulumba akış oluğu. North carolina eyaletinde yerleşim yeri. Boşaltma kanalı. Erkek kat görevlisi. Elveda. Vadi.

Bourne synonyms : rille, domain, broth, cockshot, beck, creek, butting, borderlines, boundary, country, consummations, rill, intendment, meaning, cause, brooklets, borderlands, countries, eaves trough, aquatic, bound, branch, land country, vales, aim, function, ideals, glen, aquas, borderland, borderline, soil, dale.