Brooked türkçesi Brooked nedir
Brooked ingilizcede ne demek, Brooked nerede nasıl kullanılır?
Brooke : Bir kadın adı. Kadın ismi.
Brook : Su. İzin vermek. Kabul etmek. Çekmek. Tahammül etmek. Boyu, beslenme teknesi ve aşırı taşkın dışında taşıdığı su niceliği ile en küçük akarsu. Çay. Kaldırmak. Dere.
Brooking : Tahammül etmek. Kaldırmak. Su. Dere. Dayanmak. Katlanmak. Çekmek. Çay. Irmak.
Brookings model : Brookings modeli.
Brookite : Brokit. Brukit.
Brookline : New hampshire eyaletinde yerleşim yeri. Massachusetts eyaletinde yerleşim yeri. Papatyagiller (compositae) familyasından, kurt düşürücü, ateş düşürücü, sıtmaya karşı ve iştah açıcı olarak kullanılan, esmer, kırmızı, sarımtırak renkli çiçekli, bir, iki ya da çok yıllık, otsu, yarı çalımsı, ülkemizde 23 türle temsil edilen artemisia cinsine ait türlere verilen genel ad. sıtma otu, havşan. Yavşan otu. Vermont eyaletinde yerleşim yeri.
Brooklets : Küçük dere. Georgia eyaletinde şehir. Georgia eyaletinde yerleşim yeri. Çay. Derecik.
Brooktrout : Dere alabalığı. Kemikli balıklar (teleostei) takımının alabalıkgiller (salmonidae) familyasından, eti çok lezzetli, kuzey amerika tatlı sularında yaygın olan bir tür.
Brooklet : Küçük dere. Georgia eyaletinde yerleşim yeri. Çay. Georgia eyaletinde şehir. Derecik.
Abrook : Dayanmak. Katlanmak. Çekmek.
İngilizce Brooked Türkçe anlamı, Brooked eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Brooked ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Allures : Aklını başından almak (argo terim). Albeni. Baştan çıkarmak. Büyülemek. Aklını çelmek. Ayartmak. Cezbetmek. Aklını başından almak. Çekme.
Base on : Esas almak. Dayamak. Esas kabul etmek. Dayandırmak. Temele dayandırmak. Üzerine kurmak. Baz almak.
Bear : Sahip olmak. Yakışık almak. (birine bir duygu) beslemek. Sineye çekmek. Uymak. Getirmek. Kin gütmek. Ürün vermek. Vurguncu.
Arrive : Başarmak. Ayak basmak. Başarı kazanmak. Üstesinden gelmek. Vasıl olmak. Yetişmek. Bir ereğe ulaşmak. Gelip çatmak. Varmak.
Abide : Sadik kalmak. Çıdamak. Gözlemek. Olmak. Durmak. Uymak. Dözmek.
Rivers : Nehir. Akış.
Rille : Derecik.
Broth : Buyyon. Mikroorganizmaların gelişimini, üretilmesini ve muhafazasını sağlamak üzere hazırlanan besin maddelerince zengin sıvı ortam. Bulyon. Sıvı besi yeri. Etsuyu. Çorba. Bakterileri üretmek için kullanılan sıvı karakterdeki besi yeri. Et suyuna çorba.
Creek : Küçük körfez. Koy. Med-cezir kolu. Küçük bir körfez veya liman. Irmak kolu.
Creeks : Küçük körfez. Koy.
Brooked synonyms : animal group, beck, damaged, dale, axe, last out, eau, abutted, rill, bournes, bourne, acquiesces, arrest, base upon, abide by, be predicated on, abided, accept, allured, absorbs, be patient of, horns, bestir, acquiesced, annuller, arouses, accepts, annulling, aqua, abideth, bear with, bestirred, acquiesce.
Brooked zıt anlamlı kelimeler, Brooked kelime anlamı
Perfect : Dört dörtlük. Kusursuz yapmak. Geliştirmek. Tamamlamak. Berkemal. Fiilin karşıladığı oluş ve kılışın geçmişte kişinin görgüsü ve bilgisi altında olup bittiğini anlatan zaman. türkçede görülen geçmiş zaman -dı/-du ekiyle kurulur. || tek. şah. geldim (<gel-di-m), || tek. şah. geldin (<gel-di-n), || tek. şah. geldi (<gel-di), || çokl. şah. geldik (<gel-dik), || çokl. şah. geldiniz (<gel-di-niz), || çokl. şah. geldiler (<gel,di-ler) vb. örnekler: ayna ona, cesaret ve güven veren çizgilerle gülümsedi (t. buğra, yalnızlar, s. 113). ben aldım. okuyup da ne olacaktı sanki okuyanları da gördük. ikiz mi doğurdular, yoksa ilkleri hep oğlan mı oldu? (t. buğra, yalnızlar, s. 182). umduk, bekledik, düşündük. hangi şey umduğumuza uygun düştü (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından ı, s. 13). hayretimi görerek güldü. çok dalgındın. geldim, yanına oturdum. haber almadım, dedi ve gözleri örtülü öne bakarak devam etti (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., ııı, s. 21) vb. Bitirmek. Görülen geçmiş zaman kipi. Mükemmel. Kusursuz.
Uninjured : Yaralanmamış. İncinmemiş. Zarar görmemiş.
Sound : İyi. Yasal. Titreşimli bir kaynaktan çıkan, belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu. Gibi gelmek. Bozulmamış. Selen odası. Bir tiyatroda, işitsel etmenlerin üretildiği ve yayımlandığı selen aygıtlarıyla donatılmış yer. Selen. Deliksiz (uyku). Muayene etmek.
Brooked antonyms : unbroken, undamaged, blond.

Bu kısımda Brooked kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Brooked ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Brooked anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Brooked ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.