Bowels türkçesi Bowels nedir

Bowels ingilizcede ne demek, Bowels nerede nasıl kullanılır?

Bowels of the earth : Yeryüzünün derinlikler. Yeryüzünün merkezi.

Have open bowels : Bağırsakları iyi çalışmak. Düzenli dışkılamak.

Disembowels : Bağırsaklarını çıkarmak. İçini temizlemek. Karın deşmek.

Bowel edema : Ödem hastalığı. bağırsak duvarında biçimlenen ödem. Bağırsak ödemi.

Bowel movement : Vücut dışkısı. Bağırsak hareketi. Bok. İnsan dışkısı. Büyük abdest. Kaka. Dışkı. Dışkı çıkarma. Dışkı düzeni.

Boweling : İç kısım. Bağırsak.

Small bowel : Küçük bağırsak. İnce bağırsak.

Inflammatory bowel disease : İnflamatuvar bağırsak hastalığı. İnflamatuvar barsak hastalığı. Uzun süreli sindirim sistemi problemi. Lenfositik-plazmasitik bağırsak yangısı. İltihabi bağırsak hastalığı. İnflamatuar bağırsak hastalığı. Yangılı bağırsak hastalığı.

Disembowel : Karın deşmek. Bağırsaklarını çıkarmak. İçini temizlemek.

Bowelless : Acımasız. Merhametsiz.

İngilizce Bowels Türkçe anlamı, Bowels eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bowels ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Colon : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. İki nokta üstüste imi. Omurgalılarda kalın bağırsağın rektumdan önce gelen, dışkıdan fazla suyu emen bölgesi. böceklerde bağırsağın ikinci bölgesi. elektron mikroskobunda elektromanyetik merceklerin yerleştirildiği, içinden elektronların geçtiği havası boşaltılmış metal boru. Rektum. İki nokta. Sütun. kalın bağırsakların sekumla rektum arasında yer alan kesimi. İki nokta üst üste. İki nokta üstüste. Kolon.

Core : Göbeğini almak. Meyve göbeği. Eşelek. Göbek. Öz yapı. Bir makaranın ortasında, makaraya bağlı olmayarak kendi başına da kullanılabilen, genellikle düzensiz sarmaların yol açabileceği çizinti ya da çiziklerden korumak amacıyla negatiflerin sarıldığı, yoğruktan ya da paslanmaz çelikten silindir biçimindeki parça. Havuç. Öz. Koçan. Ortasmdan geçen okuma/ yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu, telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan, olabildiğince küçük boyutlarda, halka biçiminde, bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe.

Colons : Kalın bağırsağın kolon bölümü. İki nokta üstüste imi. İki nokta. İki nokta üstüste. Kolon. Rektum. İki nokta üst üste.

Rectum : Sindirim kanalının anüse açılan son bölgesi. omurgalılarda bağırsak muhteviyatındaki su ve inorganik iyonların geri emildiği ve dışkının teşekkül ettiği kalın bağırsağın son bölgesi. rektum. Göden bağırsağı. Son bağırsak. Göden. Doğru bağırsak. Kalın bağırsağın anüsle sonlanan düz kısmı, rektum. Düzbağırsak. Rektum.

 

Inside : İçinde. İçteki. Gizli. İçerde. İç taraf. İç (taraf). İçte. İçerisine.

Midpoint : Orta yer. Göbek. Orta nokta. Orta noktası. Orta. Geçiş noktası.

Breast : Koyun. Başla, karın arasında kalan vücut bölgesi. toraks. Göğüs germek. Göğüslemek. Göğüs. Yürek. Meme. Gönül.

Bowels synonyms : bowel, boweling, abdominal viscera, centre, intestines, innards, rectums, civilest, entrails, viscera, inner, enteric, civil, gut, the large intestine, in, intestine, intestinal, center, domestic, inland, guts, domestics, interior, inward, ileo, civiler, within, large intestine, intestinum crassum, insides, depths, enteron.