Brail türkçesi Brail nedir

  • İstinga.
  • İstinga ipi.
  • Yelken ipi.
  • İstinga etmek.
  • İstinga ip.
  • Yelken kenarında bulunan ve yön değiştirmek için kullanılan ip.

Brail ile ilgili cümleler

English: Blind people read by touching, using a system of raised dots called Braille.
Turkish: Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar.

English: Can you write Braille?
Turkish: Kabartma yazı yazabilir misin?

Brail ingilizcede ne demek, Brail nerede nasıl kullanılır?

Brail line : Germe teli. Herhangi bir şeyi sağlamlaştırmada kullanılan ince germe teli.

Brailing : İstinga. Yelken ipi. İstinga etmek. İstinga ipi.

Braille : Kör alfabesi. Körler alfabesi. Körler için kabartma yazı. Kabartma yazı. Braille alfabesi.

Brailled : Braille sistemi (kör alfabesi, kabartma yazı) kullanılarak yazılmış veya karakterleri dönüştürülmüş.

Brailles : Körler için kabartma yazı. Kabartma yazı. Körler alfabesi. Kör alfabesi. Braille alfabesi.

Braidings : Örgü. Saç örgüsü. Örme. Örgü biçimli süs. Örgü biçiminde motif.

Braided : Şeritlerle süslü. Şeritli. Şeritlenmiş. Örülmüş. Örgülü.

Braiders : Örgü yapan kimse. Örgüleyen. Bağlayan. Belik yapan kimse.

Braiding of a cable : Kablo döşeme. Kablo örgüsü. Kablo örtüsü.

 

Braillewriter : Kabartma yazı makinesi. Braille sistemi (kör alfabesi, kabartma yazı) kullanarak yazan.

İngilizce Brail Türkçe anlamı, Brail eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brail ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Halliard : Abli. Seren kaldırma halatı. Bayrak ipi. Babafingo çördeği. Bazı yelken kaldırma halatı. Kandilisa. Yelken halatı. Bayrak kaldırma halatı. İnce halat.

Fish : Avlamak. Omurgalı hayvanlardan, sularda yaşayan, yüzgeçleriyle hareket eden, kemikli veya kıkırdaklı olan, soğukkanlı, suda erimiş oksijeni solungaçlarıyla soluyan, genellikle yüzme keseleri bulunan, ayrı eşeyli, yumurtayla çoğalan, çoğunlukla pullu, mekik biçiminde yüzmeye elverişli vücutları olan canlılar. Balık tutmak. Balık eti. Denizden çıkarmak. Balık avlamak. Araştırmak. Balık. Balığa çıkmak. Tutmak.

Haulyard : Çördek. Kandilisa.

Halyard : Bayrak ipi. Babafingo çördeği. Abli. Kandilisa. Çördek. Yelken halatı. Bazı yelken kaldırma halatı.

Net : Katkısız. Masatopu oyununda alanı iki eşit bölüme ayıran, uzunluğu 1.83 m., üst kenarının masa yüzeyinden yüksekliği 15,5 cm. olan ipten kafes örgü. Çoğu kez düşçül oyunlarda, sahnedeki görüntüye uçuculuk, gerçek dışı, düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde. Oyun alanını ortadan ikiye bölen ve ortasında yerden yüksekliği 91 cm. olan ipten kafes örgü. Katıksız. Ağ. Süzek. Işığın önüne konan ince kumaş ya da tülden yarı saydam yayındırıcı. Tiyatro dekorunda kullanılan ince, gözenekli pamuk ya da ipek dokuma. Arıtımlı.

Haulyards : Kandilisa. Çördek.

Brail synonyms : brailing, weather sheet, brails.

Brail ingilizce tanımı, definition of Brail

Brail kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to brail up a sail. To haul up by the brails. Used with up. A thong of soft leather to bind up a hawk`s wing.