Breath türkçesi Breath nedir

Breath ile ilgili cümleler

English: Ali held his breath till he got to the surface.
Turkish: Ali yüzeye varana kadar nefesini tuttu.

English: Ali held his breath for a moment.
Turkish: Ali bir süre nefesini tuttu.

English: Ali held his breath for one minute.
Turkish: Ali bir dakika boyunca nefesini tuttu.

English: Ali held his breath and waited.
Turkish: Ali nefesini tuttu ve bekledi.

English: After eight years of Bush the election of Obama was, for many, a breath of fresh air.
Turkish: Sekiz yıllık Bush döneminden sonra Obama'nın seçilmesi birçok kişi için bir nefes taze havaydı.

Breath ingilizcede ne demek, Breath nerede nasıl kullanılır?

Breath control : Soluk denetimi. Nefes kontrolü. Doğru ve güzel konuşmak için gerekli olan denetim. sahne konuşmasındaki kusurun çoğu yanlış ve kötü soluk almadan ileri gelir. doğru soluk alıp verme ve soluk denetimi için özel alıştırmalar vardır.

Breath of fresh air : Taze bir nefes. Güzel kokan ve temiz hava. Yeni ve tazeleyici şey.

Breath of life : Enerji. Yaşamın ekmeği-suyu. Yaşama enerjisi. Yaşama nedeni. Yaşamın nedeni.

Breath sound : Solunum sesi.

Breath test : Alkol muayenesi. Alkol testi.

Be out of breath : Soluk soluğa olmak. Soluk alamamak. Nefes nefese kalmak. Nefes nefese olmak. Katılmak. Nefesi kesilmek. Soluk soluğa kalmak. Nefessiz kalmak. Soluğu kesilmek.

 

Breath testing : Alkol testi. Alkol muayenesi.

All in the same breath : Aynı zamanda.

Bad breath : Kötü ağız kokusu. Nefes kokusu. Ağız kokusu. Kötü kokan nefes. Ağızdan gelen kötü koku.

Be short of breath : Nefesi daralmak. Nefessiz kalmak. Soluğu tıkanmak. Soluksuz kalmak. Soluk alamamak. Nefesi kesilmek. Nefesi tıkanmak.

İngilizce Breath Türkçe anlamı, Breath eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Breath ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decolored : Renksiz. Boyası çıkmış. Solmuş. Rengi olmayan.

Blooding : Huy. Yapı. Akrabalık. Adam öldürme. Asalet. Soy. Kan. Kan bağı.

Jiff : Lahza.

Eyewinks : Göz kırpması. İz. Çok kısa zaman süresi. Tek bir an. (arkaik) bakış. Göz kırpma. Göz atma. Lahza. İşaret.

Dimmed : Kararmış. Kısık. Mat. Donuk. Daha az temiz hale getirilmiş. Cilasız. Koyulaşmış. Karartılmış.

Ashiest : Solgun. Küllü. Kül gibi. Külle kaplı.

Whisper : Hışırdamak. İma. Fısıltı ile konuşmak. Kulağına söylemek. Fısıldamak. Fısfıs. Fıs fıs konuşmak. Fısıldaşmak. Dedikodu yapmak.

Inst : Enstitü. Güncel ay. Güncel an. İnstant (an). Çok kısa bir süre hazırlanabilen yemek veya meşrubat. Mevcut ay. Çok kısa zaman. Lahza. Mevcut an.

Expiration : Ekspirasyon. Süre sonu. Vade. Bitiş süresi. Bitme. Solunum organlarından hava ya da su çıkarılması; bitki ve hayvanlar tarafından karbondioksit çıkarılması. Nefes verme. Ciğerlerde kirlenen havayı ağız ya da burun yolu ile dışarı verme. Sona erme tarihi. Soluk verme.

 

Breath synonyms : breathing out, bodily process, bodily function, body process, whisht, zephyr, inspiration, dull, whiff, undertones, whiffed, exhalation, ashier, blood, breathings, jiffy, eyewink, minuted, exhalations, mutters, soughing, aspiration, intake, atmans, mind, zephyrs, minute, air, as white as a sheet, dingy, alcoholic drink, colorless, susurration.

Breath ingilizce tanımı, definition of Breath

Breath kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Air which, in the process of respiration, has parted with oxygen and has received carbonic acid, aqueous vapor, warmth, etc. The air inhaled and exhaled in respiration.