Breathe türkçesi Breathe nedir

Breathe ile ilgili cümleler

English: Ali could hardly breathe after the race.
Turkish: Ali yarıştan sonra zor nefes alabiliyordu.

English: All people breathe air.
Turkish: Bütün insanlar hava solur.

English: Don't breathe a word of this to anyone.
Turkish: Bundan kimseye tek kelime etme.

English: Dogs breathe approximately 30 times a minute.
Turkish: Köpekler yaklaşık olarak dakikada otuz kez nefes alır.

English: Ali can't breathe on his own.
Turkish: Ali kendi başına nefes alamaz.

Breathe ingilizcede ne demek, Breathe nerede nasıl kullanılır?

Breathe a sigh : Oflamak.

Breathe a sigh of relief : Rahat bir nefes almak. Derin bir oh çekmek.

Breathe again : Tehlikeli bir durumdan kurtulmak. Derin bir nefes olmak. Tekrar nefes almak. Yeniden nefes almak.

Breathe excessively : Sık nefes almak.

Breathe freely : Feraha kavuşmak. Özgür hissetmek. Özgür kalmak. Rahat nefes almak. Nefeslenmek.

Breathe upon : Hohlamak. Üflemek. Karalamak. Lekelemek.

Breathe in : Nefesi içine çekmek. Nefes almak. Soluk almak. Solumak. Can kulağı ile dinlemek. Can kulağıyla dinlemek. Ciğerlere hava çekmek.

Breathe spasmodically : Ara sıra nefes almak.

 

Breathe hard : Zor nefes almak. Sık ve kesik soluklar alıp vermek. Solumak.

Not breathe a word about : Ser verip sır vermemek.

İngilizce Breathe Türkçe anlamı, Breathe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Breathe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Whiffles : Islık sesi çıkarmak. Üflemek.

Dwells : Bir yerde oturmak. Durma. Kalmak. İkamet etmek. Durmak. Bir yerde yaşamak. Bekleme. Hayat sürmek. Oturmak.

Whiffle : Islık sesi çıkarmak. Üflemek.

Connote : Ayrıca bir anlam taşımak. Akla getirmek. Anlamına gelmek. Delalet etmek. Demek istemek. Demeye gelmek. Göstermek.

Expire : Nefes vermek. Geçerliliğini yitirmek. Süresi sona ermek. Bitmek. Ölmek. Süresi geçmek. Vadesi dolmak. Dolmak (süre). Ömrünü doldurmak.

Buzz : Vızıldamak. Vızlamak. Telefon etmek. Gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alçaktan uçmak (uçak). Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Telefon ederek çağırmak. Sinyal ile çağırmak. Çınlamak.

Inspires : Esinlemek. Uyandırmak. Telkinde bulunmak. Canlandırmak. İlham almak. Telkin etmek. İlham vermek. İçine çekmek.

Respiring : Soluklanmak. Biraz dilenmek.

Whisper : Hışırdamak. Fısıltı. Fıs fıs konuşmak. Dedikodu yapmak. Fısıltı ile konuşmak. Fısfıs. Kulağına söylemek. Fısıldaşmak. İma.

Inhale : İçine çekmek. Solukla içeri almak. İçmek. Nefes çekmek. Çekmek. İç çekmek.

 

Breathe synonyms : saw logs, saw wood, hyperventilate, breathed, whiffling, buzzed, dwelled, choke, conceive, respires, muttered, pant, breathe hard, abide, hiccough, abideth, snore, transfuse, connoted, mutter, draw breath, amounting, mutters, breathe upon, hiccup, rest, fanning, inbreathe, pantler, exists, sigh, panted, connotate.

Breathe zıt anlamlı kelimeler, Breathe kelime anlamı

Exhale : (nefes) alıp vermek. Çıkarmak (egzoz veya duman vb'ni). Soluk vermek. Oh çekmek. Nefes vermek. Yaymak. Çıkarmak. Çıkarmak (koku). (gaz vb) salmak. Buhar çıkarmak.

Inhale : İçine çekmek. İçine çekmek (sigara dumanı vb'ni). Çekmek. Solumak. Nefes çekmek. Nefes almak. Soluk almak. İç çekmek. İçmek. Teneffüs etmek.

Deoxidize : Oksitsizleştirmek. Oksitsizleşmek. Pasını gidermek. Oksijenini çıkarmak. Oksijensizleştirmek. Oksijenini gidermek.

Breathe antonyms : deoxidise.

Breathe ingilizce tanımı, definition of Breathe

Breathe kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To inhale and exhale in the process of respiration. To respire. To inhale and exhale air. , to live. To respire. Hence.