Bribe türkçesi Bribe nedir

  • Rüşvet.
  • Rüşvet yemek.
  • Ayartmak.
  • Rüşvet vermek.
  • Yemlik.
  • Bir işin yasa dışı olarak daha kolay ve çabuk yapılması için o işte görevli kişiye sağlanan ayni veya parasal çıkar.
  • Para yedirmek.
  • İrtikap etmek.
  • İktisat alanında kullanılır.

Bribe ile ilgili cümleler

English: Ali seems to be unwilling to accept the bribe we're offering him.
Turkish: Ali ona teklif ettiğimiz rüşveti kabul etmek için isteksiz görünüyor.

English: Ali couldn't bribe Mary. However, he tried.
Turkish: Ali Mary'ye rüşvet veremedi. Fakat, denedi.

English: Don't try to bribe me.
Turkish: Bana rüşvet vermeye çalışma.

English: Did Ali bribe Mary?
Turkish: Ali Mary'ye rüşvet verdi mi?

English: Are you attempting to bribe me?
Turkish: Bana rüşvet vermeye mi kalkışıyorsun?

Bribe ingilizcede ne demek, Bribe nerede nasıl kullanılır?

Bribe into : Rüşvet vermek.

Bribe taker : Rüşvetçi.

Pay a bribe to : Rüşvet vermek.

Accepted a bribe : Resmi görevini yerine getirirken para veya armağanlar almıştır. Rüşvet almıştır. Rüşvet kabul etmiştir.

Election bribe : Seçimlerde seçilme şansını arttırmak amacıyla yapılan ödeme veya iyilik. Seçim rüşveti.

Briber : İrtikap eden. Mürtekip. Rüşvet alan. Mürteşi. Rüşvet veren. Yiyici. Para yediren.

 

Briberies : Yiyicilik. Rüşvetçilik. İrtikap. Rüşvet. Rüşvet suçu. Suistimal. Rüşvet verme. Yolsuzluk.

Offer a bribe : Rüşvet teklif etmek.

Take a bribe : İrtikap etmek. Kanundışı olarak para alan. Rüşvet alan. Rüşvet yemek.

Bribee : Rüşvetçi. Rüşvet kabul eden kimse.

İngilizce Bribe Türkçe anlamı, Bribe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bribe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Corruption : Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Doğru yoldan saptırma. Bozma. Ahlaksızlık. Ayartma. Yedirim. Bozulma. Rüşvetçilik. Yozlaştırma.

Bribes : Rüşvet alan.

Buckshee : Teşvik pirimi. Beleş. Bedava.

Misappropriated : Zimmetine geçirmek. Haksız olarak almak. Kötüye kullanmak. Zimmetine para geçirmek. Emanete hıyanet etmek. Emanete ihanet etmek. Çalmak. Zimmete geçirmek.

Corrupts : Çürütmek. Bozmak. Mahvetmek. Baştan çıkarmak. Bulaştırmak.

Graft : Vücudun bir bölgesini örtmek veya bir eksikliği desteklemek için eklenen bir parça canlı doku, greft. Yozlaşma. Yolsuzluk. Yolsuzluk yapmak. Rüşvet almak. Yama. Nakledilen organ. Aşı. Aşılamak.

Carry away : Sürüklemek. Heyecanlandırmak. Kendinden geçirmek. Büyülemek. Taşımak. Coşturmak. Alıp götürmek. Götürmek. Aparmak.

Backhander : Ters vuruş.

Bribe synonyms : grease one's palms, pay a bribe to, palm grease, peculates, squares, crib, perpetrates, commercial bribery, bribery, feedboxes, misappropriating, a group shares, feedbox, inducements, manger, boodles, buy off, cratch, beguile, a shift in demand, abnormal budget expenditures, feeder, a shift in individual demand, punk, allude, kickbacks, bribing, allures, debauches, peculated, a pass through certificate, a shift in supply, abolition of forced labour convention.

 

Bribe zıt anlamlı kelimeler, Bribe kelime anlamı

Nonpayment : Bir borcu ödememe. Adem-i tediye. Ödememe. Ödemesiz. Tediye etmeme. Ademi tediye. Ödeme yapmama.

Bribe ingilizce tanımı, definition of Bribe

Bribe kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A gift begged. To rob or steal. To commit robbery or theft. A present.