Bring into contempt türkçesi Bring into contempt nedir

  • Hor görmek.
  • Aşağılamak.
  • Mahçup etmek.
  • Mahcup etmek.
  • Küçük düşürmek.

Bring into contempt ingilizcede ne demek, Bring into contempt nerede nasıl kullanılır?

Bring : Sebebiyet vermek. Kazandırmak. Razı etmek. Vermek (ceza). İkna etmek. Doğurmak. Belirtmek. Getirmek. Neden olmak. Ayıltmak.

Into : Biçimine. İçine. E. -a. Haline. İçeriye. Ye. -e. -in içine. Şekline.

Contempt : Aşağısama. Saygısızlık. Hor görme. Hor görmek. Yüz karası. Nefret. İtaatsizlik. İğrenme. Hakir görme. Aşağılama.

Bring into : Dışarıdan mal getirmek. Başlatmak. İthal etmek. Getirmek.

Bring into a certain state : Belirli bir duruma getirmek.

Bring into a different state : Farklı bir duruma getirmek.

Bring into being : Hayata geçirmek. Hayat vermek. Var etmek. Meydana getirmek. Vücuda getirmek. Kurmak. Yaratmak. Oluşturmak.

Bring into consonance : Ahenk sağlamak.

Bring into action : Faaliyete sokmak. Harekete geçirmek. Hayata geçirmek.

Bring into court : Bir suçlamayı kayda geçirmek. Kovuşturma açmak. Mahkemeye vermek. Mahkemeye sevk etmek.

İngilizce Bring into contempt Türkçe anlamı, Bring into contempt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring into contempt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Belittles : Küçük görmek. Kötümsemek. Küçümsemek. Beğenmemek. Küçültmek. Alçaltmak.

 

Mortify : Alçaltmak. Çürümek. Kangren olmak (medikal tıp terimi). Bozmak. İncitmek. Çürütmek. Yerin dibine geçirmek. Kepaze etmek.

Debase : Şerefini lekelemek. İndirmek. Değerini düşürmek. Alçaltmak. Bozmak. Sahtesini yapmak. Ayarını bozmak. İtibarını düşürmek. İtibarını küçültmek.

Disdained : Hafife almak. İğrenmek. Tepeden bakmak. Küçük görmek. Reddetmek. Horgörmek. Küçümseme. Küçümsemek.

Overwhelmed : Ezilmiş. Bunalmış. Kaplamak. Alt etmek. Ezmek. İle dolup taşmış veya taşan. Gark olmak. Kahretmek. Boğmak.

Scandalized : Rezalet çıkarmak. Skandal yaratmak. İftira etmek. Rezalet çıkararak birini utandırmak. Utandırmak. Rezalet çıkararak (birini) utandırmak. Karalamak.

Demeans : Davranmak. İndirgemek. Terbiyeli olmak. Davranış sergilemek. Alçaltmak. Alçaltmak (birisini). Küçültmek.

Scandalise : İftira etmek. Ahlaksızlıkla kırılmak veya şok olmak. Rezalet çıkararak birini utandırmak. Rezalet çıkarmak. Utanç getirmek. (arkaik) namusunu kirletmek. Karalamak. Utandırmak. Skandal yaratmak. Hatalı bir şekilde veya nispet olsun diye konuşmak.

Degrade : Düşmek. Gerilemek. İndirgemek. Rengini açmak. Kepaze etmek. İndirmek. Alçaltmak. Rütbesini indirmek. İki paralık etmek.

Demeaned : Terbiyeli olmak. Alçaltmak. Küçültmek. Davranış sergilemek. Davranmak.

Bring into contempt synonyms : disdaining, affronting, shamed, contempt, depreciates, scandalize, affront, contemn, contemned, shame, despised, embarrass, abase, contempts, disdains, mortifies, despises, debases, abash, make somebody feel small, depreciate, affronts, scandalizes, belittle, contemns, demean, affronted, overwhelms, abases, embarrasses, abased, shames, despise.