Bringers türkçesi Bringers nedir

  • Taşıyan.
  • Taşıyıp getiren kimse.
  • Getiren şey veya kimse.
  • Getiren kimse.

Bringers ingilizcede ne demek, Bringers nerede nasıl kullanılır?

Bringer : Taşıyıp getiren kimse. Getiren şey veya kimse. Getiren kimse. Taşıyan.

Bringeth : - ile götürmek veya taşımak. Sunmak. Hoşuna gitmek. Takdim etmek.

Bring into the world : Dünyaya getirmek. Babası olmak. Doğurmak. Üretmek. Yaratmak.

Bring a lawsuit : Dava açmak. Mahkeme açmak.

Bring a unit up to strength : Bir grubun mevcudunu tamamlamak.

Bring an action : Aleyhine dava açmak. Dava ikame etmek. Dava açmak. Birinin aleyhine dava açmak.

Bring around : Tekrar hatırlatmak (kötü anı vb). Kendine getirmek. İkna etmek. Ayıltmak. Hayata döndürmek. Düşüncesinden caymasını sağlamak. İnancından döndürmek. Düşüncesini değiştirtmek. Yaşama döndürmek.

Bring an accusation against somebody : Suçlamak. Suçlamada bulunmak.

Bring back to life : Hayata döndürmek.

Bring along : Getirmek. Neden olmak. Gelişmesini hızlandırmak. Sebep olmak. Yanında getirmek. Beraberinde getirmek.

İngilizce Bringers Türkçe anlamı, Bringers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bringers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pseudo : Aldatıcı. Uydurma. Yalancı. Gerçek olmayan. Kalp. Sahte. Görünüşte. Yapma. İmsi. Takma.

 

Bearers : Taşıyıcı. Hamil. Tabut taşıyıcı. Götüren. Getiren.

The bearer : Bu mektubu veya haberi veya harfi taşıyan kimse. Tabut taşıyan kimse. Tabut taşıyıcı. Taşıyıcı. Mesnet. Hamiline. Tabut taşıyan. Destek. Hamil.

Throw : Şal. Yöneltmek. Bir kırıkta, tavan ve taban kanatları arasındaki düşey yer değiştirme (kayma ölçüsü). İçinde yapmak (baraj vb nehrin). Uzaklık. Fırlatmak. Kaçırmak. Alıcının merceği ile konu arasındaki uzaklık. göstericinin merceği ile görüntülük arasındaki uzaklık. Atmak. Yer tabakasındaki çatlak.

Faker : Dost uçağı. Üçkağıtçı. Sahtekar. Düzmeci. Yalandan hasta. Seyyar satıcı. Şarlatan. Numaracı. Dolandırıcı. Gösterişçi.

Impostor : Madrabaz. Düzenbaz. Düzenbaz kimse. Sahtekar. Dolandırıcı.

Holder : Hamil. Elmen. Paydaş. Bir ortaklık veya mal üzerinde payı olan kişi. hisse senedini satın alarak elinde bulunduran kişi. İyesi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan kişi, elde tutan, eldeci. Sahip. Tutacak. Duy. Tutamaç.

Bearing : Hareket. Meyve verme. Alaka. Birisine katlanma. Mil yatağı. Doğurma. Doğum. Üstlenme. Bedenin duruşu. Yatak.

Carrier : Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Nakliyeci. Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığa yol açan mikrobu taşıyan. Port bagaj. Hamal. Portör. Kurye. Taşıyıcı. Özgün besin maddelerinin, metabolitlerin, iyonların veya proteinlerin zardan geçişini sağlamak için bir zara yerleşmiş olan proteinler. çekinik bir karakter için heterozigot olan birey. vitamin ve mineral gibi çok küçük miktarlardaki etkin maddelerin yemlere bağdaşık olarak karıştırılabilmesini kolaylaştırmak amacıyla kullanılan kepek, nişasta gibi yenebilir dolgu maddeleri.

 

Trundler : İten. Yuvarlayarak taşıyan kimse. Yuvarlanan şey. Yuvarlayan kimse. Yuvarlayan. Bir başka nesnenin yuvarlanmasına sebep olan kimse veya şey. Sürükleyen. Döndüren. Yuvarlanan.

Bringers synonyms : role player, trundlers, pseud, conveyor, fraud, bearer, imposter, shammer, bringer, beeret, sham, pretender, conveying, fake, carrying.