Carlamak nedir, Carlamak ne demek

  • Bağırarak konuşmak.
  • Çok söylemek
  • Nara atmak, haykırmak.
  • İlan etmek, duyurmak.

Carlamak anlamı, kısaca tanımı:

Konuşmak : Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak. Dargın bulunmamak. Geçerli olmak, etkin olmak. Belli bir konudan söz etmek. Konuşma dili olarak kullanmak. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Şık ve zarif görünmek. Flört etmek. Becermek, uzman gibi yapabilmek. Söylev vermek, konuşma yapmak. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek. İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek.

Söylemek : Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak. Yapılmasını istemek. Türkü, şarkı vb. okumak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Yazmak, düzmek.

Nara : Haykırma, bağırma. Sarhoş veya külhanbeyi bağırması.

Atmak : İçki içmek. Örtmek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Götürmek. Rastgele bir kenara koymak. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Terk etmek. Yırtılmak. Koymak. Çatlamak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Çıkarmak, dışarıya vermek. Değerini eksiltmek. Uzatmak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Bilmeden, kestirerek söylemek. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Göndermek, yollamak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Geri bırakmak, ertelemek. Söylemek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Sille, tokat vurmak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Top, tüfek vb. silahları patlatmak.

 

Haykırmak : Bir durum veya nitelik çok belirgin olarak görünmek. Çağırmak, seslenmek. Telaş, şikâyet vb. sebeplerle yüksek sesle bağırmak.

İlan : Açıkça bildirme, açıkça duyurma. Duyuru.

Duyurmak : Sezdirmek. İlan etmek. Duymasını sağlamak.

Çok söylemek : Gevezelik etmek.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Etmek : Demek, söylemek. Herhangi bir değerde olmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Kötülükte bulunmak. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Bir işi yapmak. Bulmak, erişmek.

Diğer dillerde Carlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Carlamak ne demek? : to talk loudly; to talk continously

Almanca'da Carlamak : v. ausschwatzen, ausplaudern

Rusça'da Carlamak : v. громко разговаривать