Case the joint türkçesi Case the joint nedir

  • Soygun öncesi keşif yapmak.
  • (hırsızlık yapmak amacıyla) bir yeri gözetlemek.
  • Dikizlemek.
  • [#gözetleme Gözetlemek].

Case the joint ingilizcede ne demek, Case the joint nerede nasıl kullanılır?

Case : Kovan. Kanıt. Durum. Yerine koymak (kasa veya kılıf vb). Sorun. Valiz. Hasta. Husus. Eğitim, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcıların korunmasını ve taşınmasını sağlayan çeşitli biçim ve boydaki kutular.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Joint : Birleşmiş. Eklemek. Ortaklaşa. Ortak. Ek. Raptetmek. Bilgisayar, jeoloji alanlarında kullanılır. Çatlak. Birleşik. Ek yeri.

In case the need arises : Gerek duyulursa. Gerekli olursa. İhtiyaç duyulduğunda. İhtiyaç olması halinde.

The joint : Birleşmiş. Yahudiler için para toplayan amerikan kuruluşu. Ortaklaşa. Kodes.

İngilizce Case the joint Türkçe anlamı, Case the joint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Case the joint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Peeps : Uyku. Kaçamak bakmak. Çıkmak. Röntgencilik yapmak. Görünüvermek.

 

Keep a tab on : Takip etmek. İzlemek.

Take a peep : (şöyle bir) bakmak.

Peeks : Göz atıvermek.

Pry : Tecessüs. Merakla bakmak. Zorla elde etmek. Gözetleme. Kaldıraç. Koparmak. Zorla söyletmek. Burnunu sokmak.

Be on guard : Dikkatli olmak. Nöbet tutmak. Gardını almak. Tetikte olmak.

Keep tabs on : Göz hapsine almak. Yakından takip etmek. Gelişmeleri yakından izlemek. Dikkatlice gözlemek böylece gelişmelerden haberdar olmak. Kontrol etmek. Hareketlerini izlemek. Gözaltında bulundurmak. Dikkat etmek. Takip etmek.

Peep : Görünüvermek. Cik cik diye ses çıkarmak. Röntgenlemek. Gizlice bakmak. Röntgencilik etmek. Kaçamak bakmak. Cik. Çıkmak. Röntgencilik yapmak.

Pries : Kaldıraç. Burnunu sokmak. Merakla bakmak. Koparmak. Başkasının özel yaşamına burnunu sokmak. Zorla elde etmek. Zorla söyletmek. Tecessüs.

Cast a glance : Bir göz atmak. Bir bakış atmak. Şöyle bir bakmak. Göz atmak. Bakmak.

Case the joint synonyms : eye, espy, babysit, babysat, have a peep, espies, peeped, peeking, peeked, peek, focus attention on, keep cave, pried, eyeing, espying, keep a weather eye open, eying.