The joint türkçesi The joint nedir

  • Birleşmiş.
  • Yahudiler için para toplayan amerikan kuruluşu.
  • Ortaklaşa.
  • Kodes.

The joint ile ilgili cümleler

English: The elbow is the joint between the arm and forearm.
Turkish: Dirsek kol ve önkol arasında eklemdir.

English: The joint in my left elbow hurts.
Turkish: Sol dirseğimdeki eklem acıyor.

English: The joint of my left shoulder aches.
Turkish: Benim sol omzumun eklemi ağrıyor.

English: He's in the joint.
Turkish: O hapiste.

English: What's the name of the joint we went to last night?
Turkish: Dün gece gittiğimiz lokantanın adı nedir?

The joint ingilizcede ne demek, The joint nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık.

Joint : Birleşmiş. Çatlak. Ortaklaşa. Ortak. Eklemek. Ek yeri. Ek. Birleştirmek. Ek veya oynak yeri yapmak. Birlikte.

Case the joint : (hırsızlık yapmak amacıyla) bir yeri gözetlemek. Dikizlemek. Soygun öncesi keşif yapmak. Gözetlemek.

The 1967 borders : Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). 1967 sınırları. Yeşil hat.

 

The 2004 tsunami : 2004 tsumanisi. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami.

The a team : A takımı. Televizyonda macera dizisi ismi.

The ablative : Ablatif. İsmin -den hali. Çıkma durumu.

İngilizce The joint Türkçe anlamı, The joint eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The joint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hoosegow : Cezaevi (argo terim). Hapishane. Hapis.

Conflate : Birleşik. Bir araya gelen. Birleşik (iki yazı vb). Bir noktada bağlamak. Birleşik (iki metnin bir taneye). Bir araya getirmek.

Dog house : Gözden düşme. Harman atma ağzı.

Together : Hep birden. Üst üste. Düzenli. Beraberce. Kendine hakim veya aklı başında. Özdenetimli. Sürekli. Aynı anda. Kuyruk (kimse).

Coalesced : Birleşik. Birleşmek. Bir araya gelmek. Kaynaşmak.

Shared : Dağıtılmış. Bölüştürülmüş (iki veya daha fazla insan, grup, vb. arasında). Müştereken. Paylaştırılmış. Dayalı. Paylaşılan. Müşterek. Paylaşımlı. Ortak.

Conflated : Birleşik. Birleşik (iki yazı vb). Bir araya getirmek. Bir noktada bağlamak.

Conjunct : Bağlaçlık. Birleşik. Ortak. Bitişik. Müşterek.

Coops : Kümes. Kafes. Tıkmak. Kümese sokmak. Kafeslemek. Hapishane. Kapamak. Kooperatif.

Choky : Hapishane. Tıkayan. Boğucu.

The joint synonyms : cohesive, choke, holes, bull pen, conjoint, combinatory, coop, cooler, in cahoots, jointly, in common, collectively, coolers, hole, clink, collaborative, combinate, assembled, joint, gaols, cooping, concertedly, togethers, fifty fifty, cooped, in tandem, accrete, gaol, conflates, conjugate, assoc, conflating, combined.