Caver türkçesi Caver nedir

  • Mağara kaşifi.
  • Oyan.
  • Mağara araştırmacısı.

Caver ile ilgili cümleler

English: A dragon lives inside the cavern.
Turkish: Bir ejderha mağarada yaşar.

Caver ingilizcede ne demek, Caver nerede nasıl kullanılır?

Cavern : Boşluk. Kavern. Kayalık yamaçlardaki veya kaya diplerindeki kovuklar. Oyuk. İn. Mağara. Büyük ve derin mağara. Geniş yeraltı açıklığı. Büyük mağara. Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Caverna : Oyuk, boşluk, mağara. Kaverna.

Caverning : Büyük ve derin mağara. İn. Mağara. Geniş yeraltı açıklığı. Kavern. Büyük mağara. Oyuk. Kayalık yamaçlardaki veya kaya diplerindeki kovuklar. Boşluk.

Cavernitis : Peniste korporora kavernoza veya korpus spongiyozum’un yangısı. Kavernit. Kavernitis.

Cavernosus : Kavernozus. Kavernöz.

Caverns : Patolojik doku boşluğu. Büyük ve derin mağara. Büyük mağara. Mağara. İn. Kayalık yamaçlardaki veya kaya diplerindeki kovuklar. Oyuk. Kavern. Geniş yeraltı açıklığı. Boşluk.

Corpus cavernosum clitoridis : Korpus kavernozum klitoridis. Klitorisin ereksiyonunu sağlayan süngersi cisim.

Cavers : Mağara araştırmacısı. Mağara kaşifi. Oyan.

Corpus cavernosum : Kavernöz cisim. Korpus kavernozum.

Cavernous : Mağaraları olan. Ambar gibi (yer). Delikli. Kocaman. Mağara gibi. Kavernöz. Çökmüş (göz, yanak). Boşluklu. Mağaralarla dolu.

 

İngilizce Caver Türkçe anlamı, Caver eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Caver ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jacket : Kaplamak. Zarf. Kılıf kablo. Kitap kabı. Soğutucu ya da ısıtıcı ortamı içinde tutma amacıyla , karıştırıcı, tepkime kabı vb. çevresine yerleştirilmiş ana aygıtın bir parçası. Ciltli kitabın üzerine geçirilen kağıt kap. Kap. Plak kabı. Patates kabuğu.

Surface : Suyun yüzüne çıkmak (balık veya denizaltı). Yüzölçümü. Meydana çıkmak. Yol vb'yi sert bir madde ile kaplamak. Fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Yüzeye çıkarmak (denizaltı). Bir cismin, uzunluk birimi üstikisi ila ölçülen yüzeyi. Kaplamak (yolu bir maddeyle). Cilalamak. Ortaya çıkmak.

Cross : Eski romalılarda suçluyu öldürmek için kullanılan bir araç. hıristiyanlığın simgesi olan, birbirini dik kesen iki doğrunun oluşturduğu biçim, put. İkili te. Çapraz. Hilekar. Karşıya geçmek. Düzenbaz. Çaprazlama. Geçişmek. Çarmıh. Aksi.

Overlay : Yüklemek. Örtü. Üstünü kaplamak. Kaplamak. Üzerine yatırmak. Üzerine sürmek. Bindirmek. Katman. Üstüne çatmak.

Steel : Hazırlamak. Demirin, karbon ve % 2'ye değin başka öğelerle oluşturduğu yüksek dayançlı alaşımların genel adı. Sertleştirmek. Çelik kaplamak. Çelik gibi yapmak. Çelik. Çeliklemek. Katılaştırmak. Çakmak.

Board up : Tahta kaplamak. Tahta çakarak kapatmak. Üstüne tahta çakarak kapamak.

Wallpaper : Duvar kağıdı ile kaplamak. Duvar kağıdıyla kaplamak. Duvar kağıdı. Duvarkağıdı.

 

Whittler : Vakit öldüren. Yontan. Miminize eden. Soyan. Azaltan. Kabuğunu çıkaran. Kesimci. İçini çıkaran. İşi gücü olmayan. Kesen.

Blindfold : Gözlerini bağlamak. Körü körüne. Düşüncesizce. Körü körüne olan. Gözünü kör etmek. Gözbağı. Gözleri bağlı. Düşüncesiz. Bir şeyle bağlamak. Göz bağı.

Turf : Çimenlik. Çim saha. Çimen. Tezek. Çimlendirmek. Çim. Kesek. Çimle kaplamak. At yarışı.

Caver synonyms : plaster over, plank over, beplaster, mound over, drape, carpet, overlap, sod, bread, whittlers, bank, paint, white out, bedaub, spritz, mulch, stick on, stud, line, pall, dot, canopy, envelop, aluminise, gravel, sheathe, whiteout, crown, spelunker, aluminize, flash, extend, concrete.

Caver zıt anlamlı kelimeler, Caver kelime anlamı

Uncover : Deşifre etmek. Ortaya çıkarmak. Açmak (örtü, kapak vb). Örtüsünü ya da kapağını açmak. Su yüzüne çıkarmak. Üstünü açmak. Örtüsünü açmak. Açmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Örtüsünü kaldırmak.

Unmask : Maskesini indirmek. Maskesini çıkartmak. Gerçek kişiliğini ortaya çıkarmak. Foyasını ortaya çıkarmak. Maskesini çıkarmak. Foyasını çıkarmak. Açmak. Foyasını meydana çıkarmak. Maskesi düşmek. Maskesini düşürmek.

Fall short of : Yetmemek. Tükenmek. Az gelmek. Aşağı kalmak. Beklentileri karşılayamamak. Yetersiz kalmak. Yeterli olmamak. Umduğu gibi çıkmamak. Eksik gelmek. Beklentileri karşılamamak.