Cedent türkçesi Cedent nedir
- Sedan.
- Terk eden.
Cedent ile ilgili cümleler
English: Unprecedented ways should be tried.
Turkish: Görülmemiş yollar denenmeli.
English: There is no precedent for such a case.
Turkish: Böyle bir durum için emsal yok.
English: The situation this year is unprecedented.
Turkish: Bu yıl durum eşi görülmemiş.
English: He set a precedent.
Turkish: O bir emsal teşkil etti.
English: This is an unprecedented gesture.
Turkish: Bu eşi benzeri görülmemiş bir jest.
Cedent ingilizcede ne demek, Cedent nerede nasıl kullanılır?
Antecedent : Mazi. Evvel. Evvelki. Yerine zamir gelen isim. Öncül. Önerti. Önce gelen. Takaddüm eden. Sabık. Mukaddem.
Antecedent event : Önceki olay. Önceki hadise. Evvelki vaka.
Antecedent to : -den önceki. -den önce olan.
Antecedent valley : Bir dağ yükselirken, yatağını kazmakta olan bir akarsuyun, yükselme süresince ilkel doğrultudan sapmamaksızın, yükselmeye ayak uydurarak, yatağını derinleştirmesiyle oluşturduğu, dağı yaran boğaz biçimli koyak. Öncel yarma koyak. Dağ-yaran vadi.
Antecedent variable : Aralarında bağıntı olduğu gözlenen iki değişkenden, nedensel sıra düzeni içinde ötekinden önce gelen ya da bağımsız durumda olan değişken, bk. aracı değişken. Önceleyen değişken.
Decedent : Müteveffa. Merhumlar. Merhum. Ölmüş kimse. Merhum kişi. Ölen. Vefat etmiş. Ölmüş kişi.
Binding precedent : Bir dava ile ilgili olarak alınan ve gelecekte de benzer durumlarda örnek alınan hukuki karar (hukuk terimi). Bağlayıcı karar. Bağlayıcı emsal karar.
Antecedental : Önceki. Geçmiş. Eski.
Decedents : Ölmüş kişi. Merhumlar. Merhum.
Judicial precedent : Emsal kararlara dayanan hukuk. Mahkeme içtihatı. İçtihat hukuku. Kazai içtihat.
İngilizce Cedent Türkçe anlamı, Cedent eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Cedent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Migration : İnsanların ve hayvanların toplu halde ve uzun mesafelerde yer değiştirmesi. İktisadi, siyasi veya sosyal nedenlerle bir yerleşim biriminden başka bir yerleşim birimine doğru gerçekleşen nüfus hareketleri. Göçler. Yangı sürecinde yangı hücrelerinin damar lümenini terk ederek yangı bölgesine göç etmeleri. bir yerden diğer bir yere göç etme. Kalabalık toplulukların yurtlarını bırakarak yerleşmek üzere başka ülkelere gitmeleri. Bilgisayar, biyoloji, iktisat, tarih, sosyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Göçüş. Göçer. Migrasyon. Göç.
Might have been : Olma ihtimali çok uzak istek.
Natural event : Doğal olay. Doğa olayı. Meydana gelen olgu. Gerçekleşen olay.
Miracle : Harika. Tansık. Mucize. Mirakl. Harika şey. Alamet. Keramet.
Nonevent : Önemsiz hadise. Düş kırıklığı.
Sedans : Sedye. Minnesota eyaletinde şehir. Aile arabası. Binek otomobili. Ulaşım amaçlı olarak iki hamalca taşınan koltuk. Tahtırevan. Binek arabası (körüksüz). Kansas eyaletinde şehir.
Deed : Senet. Hareket. Tapu. Fiil. Tapu senedi. Eylem. Edim. Belgit. Başarı.
New : Yeni tarihli. Görülmemiş. Acemi. Yeni. Yaş. Savaş silahı olarak kullanılan biyolojik ve veya veya tüksek teknoloji ürünü virüsler. Patlayıcı kullanılmadan yapılan savaş. Değişik. Yeni olarak. Gıcır.
Makeup : Tertip. Karakter. Özyapı. Mizanpaj. Yapılış. Sayfa düzeni. Yaradılış. Makyaj.
Saloon car : Salon vagonlu. Salonlu vagon. Sedan araba. Limuzin. Büyük araba.
Cedent synonyms : human action, human activity, psychological feature, group action, social event, occurrent, occurrence, act, happening, zap, cessionary, make up.
Cedent zıt anlamlı kelimeler, Cedent kelime anlamı
Old : Kart. Eski. ...yaşında. Köhne. İhtiyarlamak. Büyük. Deneyimli. Eski zamanlar. Yaşlı. İhtiyar.
Future : Müstakbel. Gelecek zaman kipi. Ati. Yarın. İlerideki. Gelecek zaman. İstikbal. İlerki. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalıya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zamandır. bk. bildirme kipleri.
Present : Göstermek. Sahnede göstermek. Temsil etmek. Mevcut. Adamla getirtme. Sunmak. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Vermek. Şu anki. Şimdiki.

Bu kısımda Cedent kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Cedent ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Cedent anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Cedent ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.