Deed türkçesi Deed nedir

  • Kahramanlık.
  • Hüccet.
  • İş.
  • Amel.
  • Hareket.
  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Başarı.
  • Sözleşme.
  • Cesaretli davranış.
  • Türesel bir işlem meydana getiren imzalı ya da mühürlü kağıt.
  • Belgit.
  • Belge.
  • Eylem.
  • Tapu senedi.
  • Edim.
  • Fiil.
  • Tapu.
  • Senet.

Deed ile ilgili cümleler

English: A friend in need is a friend indeed.
Turkish: İhtiyacın olduğunda yanında olan dost gerçek dosttur.

English: This deed became one of the most emblematic milestones of the Revolution.
Turkish: Bu başarı, devrimin en simgesel kilometre taşlarından biri oldu.

English: His words and deeds do not match.
Turkish: Onun sözleri ve eylemleri uyuşmuyor.

English: Who can read the heroic deeds of brave men without a feeling of respect and admiration?
Turkish: Kim saygı ve hayranlık hissi duymadan cesur insanların kahramanca eylemlerini okuyabilir?

English: Ali has indeed found something interesting.
Turkish: Ali gerçekten ilginç bir şey buldu.

Deed ingilizcede ne demek, Deed nerede nasıl kullanılır?

Deed of assignment : Devir ve temlik senedi. Sahiplik haklarını devretme. Devir senedi. Temlik senedi.

Deed of cession : Verme, gönderme bırakma, vazgeçme belgesi. Vazgeçme belgesi.

Deed of divorce : Boşanma emri. Boşanma kararı. Boşanma ilanı.

Deed of gift : Bağış sözleşmesi. Hibe sözleşmesi. Bağış senedi. Hibe senedi.

 

Deed of lease : Kira için verilen belge veya tasdikname. Kira senedi.

Bad deed : Kötü amaçlı iş. Kötü faaliyet. Kötü eylem.

A good deed : Salih amel.

Deed of real estate : Tapu senedi. Mülk sahiplerine tapu idaresince verilen senet. Tapu. Bir taşınmazın iyeliğinin, kimin olduğunu kanıtlamaya yarayan, iyeliğin sağladığı yetkileri kullanmaya olanak veren, tüzel bir değeri olan belge.

Draw a deed : Belge tanzim etmek. Belge düzenlemek.

Deed of trust : Vekaletname. Yediemin sözleşmesi. Bir kişiye yasal sorumluluk veren belge (mülkiyet, vs. için). Kredili senet. Tesis senedi.

İngilizce Deed Türkçe anlamı, Deed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acquirement : İktisap. Zamanla kazanılan nitelik. İlim. Hüner. Marifet. Elde etme. Edinilen şey. Kazanma. Edinç.

Catharses : Arınma. Duygusal boşalma. İshal. Katarsiz. Ötürük. Rahatsız edici duyguları dışa vurarak onlardan kurtulma. Boşalma. Katarsis (güzel sanatlar). Katarsia.

Concordats : Pakt. Konkordato sözleşmesi. Antlaşma. Anlaşma. Muahede. Kilise ile devlet arasındaki anlaşma. Konkordato.

Commotion : Şamata. Telaş. Heyecan. Keşmekeş. Karışıklık. Kargaşa. Patırtı. Karmaşa. Ayaklanma.

Implementation : Uyarlama. Gerçekleştirme. Yerine getirme. Yaşama geçirme. İkmal. Uygulama. İcra etme. Yürürlüğe koyma. Yürütme.

Heroism : Hamaset.

A priori analysis : A priyori analiz. Öncül çözümleme.

Facts : Hakikat. Unsur. Olgu. Olay. Gerçek. Durum.

Leveling : Düzgünleştirme. Düzeltme. Eşitleme. Aynı veya eşit yapma. Nivelman. Kangal açma. Tesviye. Zemin seviyesini düz veya hafif eğimli olacak şekilde değiştirme. Düzleme. Ayarlama.

 

Geste : Hikaye. Jest. Öykü. Biçim. Davranış. Masal. Tutum.

Deed synonyms : nonaccomplishment, going away, mitsvah, running away, digging up, human activity, nonachievement, group action, permissive waste, obstetrical delivery, deed of conveyance, legal instrument, human action, appointment, speech act, indenturing, braveries, avocations, hinderance, deeding, proclamation, enfeoffment, deed of real estate, action, stop, calling, act, touch, touching, chivalry, land register, acknowledgements, motivating.

Deed zıt anlamlı kelimeler, Deed kelime anlamı

Inactivity : Hareketsizlik. Avarelik. Durgunluk. Etkisizlik. Üşengeçlik. Tembellik. Tesirsizlik.

Activity : Çocukların, kendi amaç ve gereksinmelerine uygun geldiği için isteyerek katıldıkları herhangi bir öğrenme durumu. Eyleyim. Hareketlilik. Etkin olma durumu, bazı etkileri oluşturma yeteneği. ilaç veya zehirli maddelerin vücuda alındıktan sonra etkisini gösterme durumu, aktivite, ilaç molekülünün almaçları uyarma veya baskılama yeteneğinin bir ölçüsü. Etkinlik. İnsanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri kuran, düzenleyen ve denetleyen eylemleri. Eylem. Hareket halinde olma. Etkiniik. İş.

Deed ingilizce tanımı, definition of Deed

Deed kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An act. A word of extensive application, including, whatever is done, good or bad, great or small. A thing done. An action. Dead. As, he deeded all his estate to his eldest son. To convey or transfer by deed. That which is done or effected by a responsible agent.