Sözleşme nedir, Sözleşme ne demek

"Sözleşme" ile ilgili cümle

  • "Anayasa, her şeyden önce bütün vatandaşların uymak zorunda olduğu bir toplum sözleşmesidir." - N. Cumalı
  • "İlgili sözleşmelerin altına imzamızı koyarken bu imzaya sadık kalma konusunda ne ölçüde niyetliydik?" - A. Cemal

Felsefi anlamı:

İki ya da daha çok kişinin bir şeyi yapmak ya da yapmamak üzere aralarında anlaşmalarını dile getiren bağlayıcı uzlaşma . Toplum Sözleşmesi (Contrat Social): J. J. Rousseau'nun temel kavramı. İnsanların bir toplum kurmak, özgürlüğü ve eşitliği herkese sağlamak için, özgürlüğü genel istence aktarmak üzere kendi istekleriyle uzlaşmaları.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Bir oyuncunun tiyatro yönetimiyle yaptığı yazılı anlaşma.

Hukuki terim anlamı:

akid, mukavele. ~ cezâsı (kıyını) : cezâî şart. ~ konusunda yanılgı, yanılma: ma'kudün aleyhde hatâ. ~ kurma sözvermesi: akid yapma va'di (bk. ön sözleşme). ~ özgürlüğü: akid serbestîsi.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Sözlü veya yazılı olarak yapılmış olan icap ve kabul irade bildirimlerinin birbirlerine uygun bir biçimde birleştirilmesiyle hazırlanan ve taraflarca imzalanan belge.

 

Bilimsel terim anlamı:

Yanların ilintisiz isteklerini açığa vurarak anlaşmaları.

Kişilerin, yandaş olarak bir hakkı değiştirmek, ortaya çıkarmak ya da düşürmek amacıyla yasalar çerçevesinde iç güdülerine dayanarak imzaları altında yaptıkları karşılıklı ve yazılı bildirim.

İngilizce'de Sözleşme ne demek? Sözleşme ingilizcesi nedir?:

contract, contrat

Sözleşme hakkında bilgiler

Sözleşme, iki ya da daha fazla kişi arasında yapılmış olan ve koşullarına uyulması yasayla desteklenmiş olan antlaşmalara denir.

Tarafların birbirine uygun irade açıklamalarıyla yapılmış olan bir hukuki işlem olan sözleşmenin genel olarak belirli bir biçimde yapılması zorunlu değildir. Ama bazı tür sözleşmelerin belirli biçimde yapılması yasalarda öngörülmüştür. Örneğin, taşınmaz malların satış sözleşmesinin resmi biçimde yapılması zorunludur. Sözleşmenin yazılı biçimde yapılması anlaşmazlık durumunda kanıtlamayı kolaylaştırmak için de yararlıdır.

Sözleşme, taraflardan birinin yaptığı bir önerinin karşı taraf ya da öteki taraflarca benimsenmesiyle oluşur. Bir sözleşmede tarafların karşılıklı çıkarları bulunur. Örneğin herhangi bir malı satın alırken yapılmış olan iş sözlü bir sözleşmedir. Alıcı mala karşılık bir fiyat önerir ve satıcı bu öneriyi kabul ederse parayı alıp malı teslim eder. Bu durumda sözleşme yapılmış ve sözleşme koşulları yerine getirilmiştir.

 

Bir sözleşmenin geçerli olması için tarafların sözleşmeyi özgür iradeleriyle ve bilinçli olarak yapmış olmaları gereklidir. Taraflardan birinin zorlanması, korkutulması ya da aldatılması yoluyla yapılmış olan sözleşmeler geçersizdir. Yasalara göre ergin sayılmayanlar, akıl hastaları, çocuklar sözleşme yapamaz. Konusu yasalara ya da ahlaka aykırı sözleşmeler yapılamaz.

Sözleşme ile ilgili Cümleler

  • Bush Cenevre Sözleşmesine saygı duyuyor.
  • Sendika ve şirket yeni sözleşme konusunda anlaşmaya vardı.
  • Birinin bu sözleşmeyi Fransızcaya çevirmesi gerek.
  • Sözleşme imzaladığımız için kararımıza bağlıydık.
  • Sözleşme oldukça gevşek.
  • Sözleşme mi istiyorsunuz?
  • Sözleşme çantada, öyleyse kutlamak için dışarı çıkalım.
  • Bu şirket ve ben üç yıllık bir sözleşme imzaladık.
  • Ali sözleşmeden tamamen memnun değildi.
  • Üç yıllık bir sözleşmem var.
  • Sözleşme ister misiniz?
  • Çok az insan, imzalamadan önce bir sözleşmenin bütün şartlarını ve koşullarını okuma zahmetine katlanır.
  • Sözleşme imzalandı.
  • Sözleşme maddesini yine oku.

Sözleşme kısaca anlamı, tanımı:

Hukuki : Tüzel.

Kişi : Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Eş, koca. Erkek. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.

Karşılık : Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

Uygun : Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

İrade : Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istenç. İstek, dilek. İstenç. Buyruk.

İşlem : Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi.

Sözleşme yapmak : Bir sözleşmeyi yazılı olarak belirlemek, mukavele yapmak, kontrat yapmak.

Sözleşme tutanağı : Sözleşme şartlarını içeren belge.

Ana sözleşme : Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleşme.

Opsiyonlu sözleşme : Oyuncuların kesin bir süre için imzalayarak yaptırımlarına bağlı kaldıkları, süresi bittiğinde her iki tarafın koşullarda anlaşması durumunda takım tarafından ek bir süreyle uzatılan sözleşme.

Ön sözleşme : Gelecekteki bir sözleşmenin gerçekleştirilmesi amacıyla geçici olarak yapılmış olan sözleşme, akit vaadi.

Toplu sözleşme : İş kanununa göre, işverenle bir yerde çalışan işçiler arasındaki çalışma şartlarını ve ücretleri düzenlemek amacıyla işçilerin bağlı olduğu sendika ile işveren arasında belli bir süre için imzalanan anlaşma.

Evlilik sözleşmesi : Boşanma durumunda, evlenmeden önce edinilen malların tarafların kendisine ait olduğunu, evlilikten sonra edinilen malların ise karı kocaya eşit olarak paylaştırılması gerektiğini içeren sözleşme.

İş sözleşmesi : İşçilerle işveren arasındaki ilişkileri düzenleyen yöntem ve şartları kapsayan sözleşme, iş akdi, hizmet akdi.

Kira sözleşmesi : Kiralama işinde karşılıklı yükümlülükleri belirten resmî belge, kira kontratı.

Kredi sözleşmesi : Banka veya mali kuruluşların kredi açarken müşteriyle yaptıkları sözleşme.

Lisans sözleşmesi : Firmanın, geliştirdiği teknolojiyi başkalarının kullanabilmesi için verdiği izin belgesi.

Ortaklık sözleşmesi : Ortak ticari kuruluşların oluşumunda ortaklık şartlarını içeren belge.

Satış sözleşmesi : Alım satım sırasında malın cinsi, miktarı ve ödeme şartlarını belirten yazılı anlaşma metni, satış mukavelesi, satış şartnamesi.

Sözleşmek : Herhangi bir iş konusunda birbirine karşılıklı söz vermek. Belli bir yerde, belli bir saatte buluşmayı kararlaştırmak.

Sözleşmeli : Sözleşmeye dayanan, sözleşme yapılan, mukaveleli, kontratlı. Sözleşme yapılarak.

Sözleşmesiz : Sözleşmeye dayanmayan, sözleşme yapılmamış olan, mukavelesiz, kontratsız. Sözleşme yapılmayarak, sözleşme olmaksızın.

Sonuç : Öz, özet. Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Yazının veya sözün bitim bölümü. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor.

Doğurmak : Yavru dünyaya getirmek, doğum yapmak. Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak.

Kuruluş : Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Kasılma. Kurulma işi. Yapı, yapılış, bünye.

Beyan : Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı. Bildirme.

Gerçek : Yapay olmayan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Doğruluk. Temel, başlıca, asıl. Yalan olmayan. Gerçeklik. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.

Bağıt : Sözleşme.

Akit : Sözleşme. Nikâh.

Koşul : Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Belge : Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.

Mukavelename : Sözleşme.

Sözleşme bölümü : Bir büyük işletmenin büyük alıcılara fazla nicelikte ve çok kez indirimli mal satan dalı.

Sözleşme ederi : İşçi ücretlerinin yükseltilmesi gibi bazı durumlarda değiştirileceği belirtilen ve sözleşmede yer alan satış ederi.

Sözleşme görüşü : Bir toplumu oluşturan kişilerin, kendi aralarında bir sözleşme yaparak orada geçerli olacak ahlak sistemini kabul etmeleri esasına dayanmaktadır. Hayvan hakları bağlamında, hayvanların sözleşme kapsamına alınacak kapasitede olmadıklarından sözleşmeye dâhil edilemeyecekleri ve dolayısıyla hakları olmayacağı, hakların, hayvanlara duygusal olarak bağlı olan insanlar üzerinden hayvanlara sağlanacağını savunan görüş.

Sözleşmeci : Bir işin yapılmasını yükleniciye devretmek üzere sözleşme yapan gerçek veya tüzel kişi.

Sözleşmeli dikey pazarlama sistemi : Ürün dağıtım kanalında, farklı büyüklük ve güçteki firmaların aralarındaki sözleşmeye dayalı olarak birlikte hareket ettikleri dikey pazarlama sistemi türü.

Sözleşmeli dil : Önceden sözleşerek bazı işaretlere belli anlamlar vermek suretiyle kararlaştırılan yapma dil; renk dili, çiçek dili gibi.

Sözleşmeli hekim : Toplumsal Güvenceler Kurumunda doğrudan doğruya görevli olmadıkları halde kendileri ile bir anlaşma yapılarak bu kurumla yasasına göre ilişkili ve bağımlı bir iş yerindeki güvenceli kişilerin sağlıkları korunulmak üzere görevlendirilen hekim.

Sözleşmeli tarım : Sözleşmeli üretime dayalı tarımsal üretim.

Sözleşmeli üretim : Belli bir fiyat ve satış güvencesi alarak yapılan üretim.

Sözleşmenin kuruluşu : akdin in’ikadı.

Diğer dillerde Sözleşme anlamı nedir?

İngilizce'de Sözleşme ne demek? : adj. contractual

n. agreement, articles, contract, engagement, oral contract, charter, compact, covenant, indenture, pact

Fransızca'da Sözleşme : contrat [le], convention [la], marché [le]

Almanca'da Sözleşme : n. Abkommen, Absprache, Date, Kontrakt, Lehrvertrag, Übereinkommen, Verabredung, Vertrag

Rusça'da Sözleşme : n. соглашение (N), договоренность (F), контракт (M), сделка (F), уговор (M)