Centrifuges türkçesi Centrifuges nedir

  • Santrifüjlemek.
  • Santrifüj aygıtı.
  • Merkezkaç ayırıcı.
  • Santrifüjör.
  • Santrifüj.
  • Santrifüj etmek.
  • Merkezkaç olayı.
  • Savurmaç.

Centrifuges ingilizcede ne demek, Centrifuges nerede nasıl kullanılır?

Centrifuge tube : Santrifüj tüpü. Santrifüje edilecek materyalin konulduğu, tazyike dayanıklı cam veya plastikten yapılmış, konik veya silindirik tüp.

Hematocrit centrifuge equipment : Alınan kan örneğinde eritrositleri plazmadan ayırmak suretiyle eritrosit hacminin plazma hacmine oranını hesaplamakta kullanılan santrifüj ve ölçüm cetvelinden oluşan alet. Hematokrit santrifüj aleti.

Basket centrifuge : Sepet santrifüj.

Disk centrifuge : Disk tipi santrifüj.

Centrifuge : Dönmeyle sağlanan kuvvetle sıvı içindeki maddeleri veya parçacıkları santrifüj tüplerinin dibine veya kenarlarına toplayan cihaz. Santrifüjör. Santrifüj. Savurmaç. Santrifüj aygıtı. Merkezkaç olayı. Merkezkaç ayırıcı. Santrifüjlemek. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Santrifüj etmek.

Centrifugal casting : Merkezkaç döküm. Savurma döküm. Santrifüj döküm.

Centrifugal advance weight : Santrifüj avans ağırlığı. Öndeleme ağırlığı. Dağıtım dingiline bağlı olup, özekkaç gücüyle açılarak ateşlemeyi öndeleyen kitle.

Centrifugal basket : Santrifüj sepeti.

 

Centrifugal advance : Distribütör santrifüj avans. Özekkaç öndeleme. Makinenin hızındaki değişimleri otomatik olarak dengeleyen merkezkaç avans. Merkezkaç avansı. Motor hızına göre ateşleme süresini özekkaç ağırlıklar yardımıyla denetleme yöntemi. Santrifüj avansı.

Centrifuged : Santrifüjlemek. Santrifüjlenmiş.

İngilizce Centrifuges Türkçe anlamı, Centrifuges eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Centrifuges ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Centrifuge : Sıvı içindeki tanecikleri ayırma amacıyla sıvıyı santrifüj tüpüne koyarak hızla çevirmek. merkezkaç kuvvetinden yararlanılarak bir karışımın taşıdığı çökebilir ögeleri ayırıp çöktürmekte kullanılan laboratuvar aleti. Farklı yoğunluktaki sıvı ya da katı parçacıkların yoğunıuklarına göre farklı hızlarda döndürülme ile birbirinden ayrılmasının sağlanması. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Extractor : Sökme aleti. Pres. Çektirme. Egzoz vantılatörü. Cendere. Sökücü. Çıkarıcı aygıt. Çıkarıcı alet. Ekstraktör. Egzoz vantilatörü.

Centrifuged : Santrifüjlenmiş.

Whizz : Becerikli. Erbap. Amfetamin. Suyunu almak. Çok yetenekli kimse. Vınlama. Usta. Vızıldamak. Vızlamak.

Hydro extract : Suyunu almak.

Centrifugal separator : Santrifüj ayırıcı. Santrifüj separatör.

Centrifuging : Savurma. Santrifüjleme. Merkezkaç kuvvetle temizleme.

Spin : Çevirmek. Örmek (koza, ağ). Öğecikaltı parçacıkların kendi eksenleri çevresinde dönmesi; nicemler doğabiliminde böyle bir dönme ile ilgili açısal devinirlik. anlamdaş eğirin. Dönme. Bükmek. Diklemesine indirmek (uçak). Diklemesine indirmek. Eğirmek. Döndürmek. Kaybettirmek (seçim, sinav).

 

Ultracentrifuge : Ötedöngeç. Ültrasantrifüj. Yüksek hızlı santrifüj. Çok hızlı dönmek suretiyle maddeleri yoğunluklarına göre ayıran makina. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ultrasantrifuj. Üstmerkezkaç. Dirilçoğuzları, özdecik ağırlıklarına göre ayırmaya yarayan aygıt. Ultrasantrifüj. Ultrasantifiruj.

Setup : Kurgu. Montaj. İşletme. Değişik donanım birimlerinin birleşiminden oluşan bir bilgisayarda, birimler arasındaki, bağlantıların düzenlenmesi ve bilgisayarın belli bir sorun üzerinde çalışabilmesi için gerekli ayarların yapılması. Plan. Ayarlama. Kurulum. Tertip. Yazılım ve donanım konfigürasyonu (bilgisayar). Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.

Centrifuges synonyms : centrifugate, centrifugal machine, hematocrit, separator, centrifugal, apparatus, centrifugation, haematocrit.

Centrifuges zıt anlamlı kelimeler, Centrifuges kelime anlamı

Centripetal : Ortaya çeken. Merkezcil. Orta. Santripetal. Merkeze doğru yaklaşan. Özekçil. Özeğe dönük. Merkeze doğru. Merkeze doğru olan. Sentripetal.

Centralizing : Merkezileştirme. Merkeze bağlamak. Merkezleştirmek. Merkezileşme. Merkezleşmek. Merkeze bağlanmak. Merkezde toplama. Merkezde toplamak.