Chanc türkçesi Chanc nedir

  • Bir üniversitenin yönetici görevlisi (abd).
  • Belirli avrupa ülkelerinde başbakan.
  • Bir yüksek mahkeme rahibi (katoliklik).
  • Belirli yarğıçların sıfatı.
  • Bir kral veya diğer önemli görevlilerin danışmanı.

Chanc ile ilgili cümleler

English: A chance to do as we please, especially to do as little hard work as possible, is a secret desire of almost everybody.
Turkish: İstediğimiz gibi bir yapma fırsatı, özellikle mümkün olduğu kadar çok az zor işi yapmak neredeyse herkesin gizli bir arzusudur.

English: A chance like this only comes along once in a blue moon.
Turkish: Böyle bir fırsat ancak kırk yılda bir gelir.

English: Ali always wanted to go to Boston, but he never had the chance.
Turkish: Ali her zaman Boston'a gitmek istedi fakat hiç fırsatı olmadı.

English: Ali always wanted to visit Mary, but he never had the chance.
Turkish: Ali her zaman Mary'yi ziyaret etmek istedi, ama onun hiç şansı olmadı.

English: Ali and Mary decided to give things another chance.
Turkish: Ali ve Mary işlere bir şans daha vermeye karar verdi.

Chanc ingilizcede ne demek, Chanc nerede nasıl kullanılır?

Chance : Göze almak. Rastlantısal. Olayların özünde yer almayıp, başka olayların belli bir olay üzerindeki etkisinde yer alan ve ortaya çıkabileceği gibi çıkmıyada bilen özellik. Şans eseri olan. Risk. Talih. Riske girmek. Bir olayın gerçekleşme olasılığının çok sayıda bağımsız etkenin zamandaş işleyişi sonucu olduğu ya da salt rastlantıya bağlı kaldığı durum. Tesadüfi.

 

Chance customers : Geçici müşteriler.

Chance event : Tesadüfi olay.

Chance it : Bir denemek. Tehlikeyi göze almak. Şansını bir denemek. Risk al!. Bir kez dene!. Riske girmek. Şansını dene!.

Chance medley : Meşru müdafaa sırasında adam öldürme. (bir kavga sırasında) kazara adam öldürme. Kasıtsız cinayet.

Chance of rain : Yağmur yağma olasılığı.

Chance meeting : Tesadüf.

Chance of selection : Bir örneklemede, örnek büyüklüğü ve tasarlanan seçme işlemine göre evren birimlerinin örneğe seçilme olasılığı, bk. örnek seçme. Örneğe girme olasılığı.

Chanceful : Riskli. Sonucu kesin olmayan. Tehlikeli.

Chance of a lifetime : Hayatının fırsatı veya şansı. Hayatının fırsatı.

İngilizce Chanc Türkçe anlamı, Chanc eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chanc ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Toss up : Yazı tura atmak. Havaya atmak. Şansa bırakmak.

Opportunity : Olanak. Şans. Fırsat. Münasebet. Meydan. Vesile. Elverişli zaman. İmkan. Uygun durum. Elverişli durum.

Hearing : Duruşma oturumu. İşitme. Yargıtay duruşması. Görüşme. Oturum. Soruşturma. Ses erimi. Savunma. İşitme alanı. Duruşma yöntemi.

Tossup : Yazı tura atma. Şansına. Bir meseleye karar vermek için yazı tura atma. Düşeş. Şans eseri.

Fortune : Varlık. Kaza. Devran. Talih. Servet. Kısmet. Baht. Şans. Uğur.

Phenomenon : Olgu. Birden çok yalınç olaydan oluşmuş ya da karmaşık bir örüntü içinde biçimlenmiş bileşik bir olay. Algılanabilen şey. Bilince yansıyan olay. Görüngü. Harika. Olay. Bilim konusu olarak gözleme açık her türlü olgu ya da koşul. deneme sonucu sezilen ya da bilinen ilk özdek, nesne, doğa olgusu. Görüngü oıay. Doğal olay.

 

Clean slate : Yeni başlangıç. Yeni bir başlangıç. İşaretsiz kayıt veya teyp. Temiz bir sayfa.

Mishap : Terslik. Şanssızlık. Sakatlık. Uçağın külli hasara uğraması. Kaza. Talihsizlik. Ufak kaza. Aksilik. Felaket.

Room : Boş yer. Oda. Neden. Meydan. Apartman. Mekan. Olanak. Ç.daire. Oturmak. Bir yapının, özellikle bir evin, oturmak, çalışmak, yatmak gibi eylemlere yarayan gözelerinden her biri.

Luck : Yom. Akyıldız. Talih. Uğur. Akyazı. Kısmet. Baht. Nasip. Şans. Tecelli.

Chanc synonyms : brass ring, even chance, possibleness, fresh start, hunting ground, audience, say, shot, mischance, bad luck, crack, hazard, street, tabula rasa, possibility, day, occasion, opening, throw.

Chanc zıt anlamlı kelimeler, Chanc kelime anlamı

Impossibility : Çıkmaz yol. İmkansız şey. İmkansızlık. Olanaksızlık. Tümdengelimci bilimlerde çıkarım yoluyla türetilmiş sornuçların öncülleriyle bağdaşmayışı ya da bir durumun gerçekleşmesinin mantıkça olamazlığı. İmposibilite.

Planned : Planlı. Hesaplı. Planlanmış. Tasarlanmış.