Opportunity türkçesi Opportunity nedir
Opportunity ile ilgili cümleler
English: Ali missed the opportunity to go to Boston with Mary.
Turkish: Ali Mary ile Boston'a gitme fırsatını kaçırdı.
English: Ali missed the opportunity for a promotion.
Turkish: Ali terfi fırsatını kaçırdı.
English: A missed opportunity never comes again.
Turkish: Kaçırılmış bir fırsat asla geri gelmez.
English: Ali thought it was a good idea to take advantage of the opportunity that Mary had given him.
Turkish: Ali Mary'nin ona verdiği fırsattan yararlanmanın iyi bir fikir olduğunu düşündü.
English: Don't let such a good opportunity go to waste.
Turkish: Böyle iyi bir fırsatın boşa gitmesine izin verme.
Opportunity ingilizcede ne demek, Opportunity nerede nasıl kullanılır?
Opportunity cost : Fırsat maliyeti. Gölge maliyeti. Çeşitli seçenekler arasında bir tanesini seçmekle, vazgeçilen diğer seçenekler nedeniyle uğranılan kayıplar. bir aramalını veya üretim faktörünü, bir malın ya da hizmetin üretiminde kullanabilmek için vazgeçilen başka bir mal veya hizmetin üretim değeri, diğer bir deyişle bir malın diğer mal cinsinden marjinal maliyeti. krş. üretim olanakları eğrisi, iktisadi seçim, kıtlık, göreli fiyat.
Opportunity equality : Bir ülkedeki eğitim, iş gibi her türlü olanaktan her bireyin eşit yararlanma hakkına sahip olması. Fırsat eşitliği.
Opportunity for advancement : Yükselme fırsatı. İlerleme şansı.
Opportunity makes the thief : Kanunsuz ortam suçu cesaretlendirir. Suçlunun olduğu kadar toplum da suçtan sorumlu.
Opportunity only knocks once : İkinci şanslar gelmez. Kişinin eline şans geçtiğinde onu değerlendirmesi gerekir çünkü başka bir şansı olmayacaktır. Şans kapıyı bir kez çalar.
For the right opportunity : Uygun şans için. Doğru an için. Uygun fırsat için.
Second opportunity window : İkinci fırsat penceresi. Tekno-iktisadi paradigmaların kaydığı geçiş dönemlerinde geçmişin teknolojik ve kurumsal gelişmeleri gelişmiş (önder) ülkelere gerçekleştirmeyi istedikleri yapısal değişimlerde fiziki ve mali yükler oluştururken, az gelişmiş (geç kalan) ülkelerin geçmişten kalan kurumları taşıma gibi bir sorunları ve mali yükleri olmamasına bağlı olarak az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelere göre avantaj sağlaması. perez ve soete tarafından ikinci fırsat pencerisi asıl fırsat penceresi olarak değerlendirilmektedir.
Favorable opportunity : Müsait fırsat. Uygun fırsat.
Equal opportunity : Herkes için eşit fırsatlar veya seçenekler. Bir ülkedeki eğitim, iş gibi her türlü olanaktan her bireyin eşit yararlanma hakkına sahip olması. Fırsat eşitliği. Eşit şanslar. Eşit fırsat.
At the first opportunity : İlk fırsatta.
İngilizce Opportunity Türkçe anlamı, Opportunity eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Opportunity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
The possible : Olası şey.
Openings : Açış. Açık yer. Açıklık. Açma. Eleman açığı. Açılış. Delik. Ağız. Açık alan.
Fortune : Servet. Baht. Kader. Uğur. Kişilerin belirli bir anda elinde bulundurduğu ekonomik değerlerin tümü. Zenginlik. Talih. Varlık. Fal. Kaza.
Intercourse : Cinsel ilişki. Konuşma. Cinsel birleşme. Cinsel münasebet. İlişki. Görüşme. (cinsel) birleşme. Bağlantı.
Agoras : Toplantı yeri. Meclis. Agora. Pazar yeri. Toplanma yeri. Açık alan.
Good fortune : Talih. Ongunluk. İyi talih. Baht. Bahtiyarlık.
Room : Boş yer. Pansiyon. Oda. Apartman. Ç.daire. Oturmak. Kalmak.
Occasioning : Gerek. Şatafatlı kutlama. Durum. Sebebi olmak. Ortam. Gereklik. -e yol açmak. Sebep olmak.
Flukiest : Dönek. Tesadüf. Şansa bağlı. Kararsız.
Relationship : İlişkililik. İki olay ya da değişken arasında birindeki değişmelerden ötekinin sorumlu tutulabileceği bir bağın bulunması durumu, bk. bağlaşı. Bağlantı. Alaka. İlişki. Dostluk. Bağ. Yakınlık. Akrabalık bağı.
Opportunity synonyms : brass ring, fresh start, possibleness, hunting ground, propriety, leisures, opening, maidan, possibilities, facility, chance, opportune moment, hearing, accidentalness, offering, facilities, means, scope, occasion, esplanades, matter, flukes, eventuality, flukey, pretexts, liaison, open space, auspiciousness, shot, liaisons, flukier, leisure, inducement.
Opportunity zıt anlamlı kelimeler, Opportunity kelime anlamı
Impossibility : Çıkmaz yol. Tümdengelimci bilimlerde çıkarım yoluyla türetilmiş sornuçların öncülleriyle bağdaşmayışı ya da bir durumun gerçekleşmesinin mantıkça olamazlığı. İmposibilite. İmkansızlık. Olanaksızlık. İmkansız şey.
Opportunity ingilizce tanımı, definition of Opportunity
Opportunity kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Suitable occasion. Fit or convenient time. A suitable combination of conditions. Chance. A time or place favorable for executing a purpose.

Bu kısımda Opportunity kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Opportunity ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Opportunity anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Opportunity ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.