Opportunity equality türkçesi Opportunity equality nedir
- İktisat alanında kullanılır.
- Fırsat eşitliği.
- Bir ülkedeki eğitim, iş gibi her türlü olanaktan her bireyin eşit yararlanma hakkına sahip olması.
Opportunity equality ingilizcede ne demek, Opportunity equality nerede nasıl kullanılır?
Opportunity : İmkan. Meydan. Uygun durum. Elverişli durum. Vesile. Fırsat. Elverişli zaman. Olanak. Şans. Münasebet.
Equality : Aynılık. Eşlik. İnsanların iktisadi, toplumsal, hukuksal vb. bakımlardan eşit olmaları gerektiğini ileri süren öğretiler. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasal haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu. Eşitçilik. Müsavat. Üzerinde aynı işlemi uygulama. Seviye. Eşitlik.
Opportunity cost : Gölge maliyeti. Çeşitli seçenekler arasında bir tanesini seçmekle, vazgeçilen diğer seçenekler nedeniyle uğranılan kayıplar. bir aramalını veya üretim faktörünü, bir malın ya da hizmetin üretiminde kullanabilmek için vazgeçilen başka bir mal veya hizmetin üretim değeri, diğer bir deyişle bir malın diğer mal cinsinden marjinal maliyeti. krş. üretim olanakları eğrisi, iktisadi seçim, kıtlık, göreli fiyat. Fırsat maliyeti.
Opportunity for advancement : Yükselme fırsatı. İlerleme şansı.
Opportunity makes the thief : Suçlunun olduğu kadar toplum da suçtan sorumlu. Kanunsuz ortam suçu cesaretlendirir.
Opportunity only knocks once : İkinci şanslar gelmez. Şans kapıyı bir kez çalar. Kişinin eline şans geçtiğinde onu değerlendirmesi gerekir çünkü başka bir şansı olmayacaktır.
İngilizce Opportunity equality Türkçe anlamı, Opportunity equality eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Opportunity equality ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.
Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.
Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.
Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.
Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.
A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.
Opportunity equality synonyms : a shift in demand, a group shares, ability to pay principle, a type mutual funds, a change in supply, abolition of forced labour convention, equal opportunity.

Bu kısımda Opportunity equality kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Opportunity equality ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Opportunity equality anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Opportunity equality ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.