Checking türkçesi Checking nedir

  • Denetleme.
  • İnce çatlama.
  • Sağlama.
  • Denetleniyor.
  • Yoklama.
  • Soru çizinliği dolduran bir yanıtlayıcının, soruları izleyen seçenekleri gözden geçirerek uygun yanıtı bir belirteçle dile getirmesi.
  • İnceleniyor.
  • Doldurulmuş bir soru ya da görüşme çizinliğinin gereğince yanıtlanıp yanıtlanmadığını sınamak üzere başvurulan denetim işlemi.
  • Belirtme.
  • İnceliyor.
  • Kontrol.
  • Denetim.
  • Puantaj.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Karşılaştırma.
  • Kontrol etme.

Checking ile ilgili cümleler

English: Ali is checking things out.
Turkish: Ali işleri denetliyor.

English: Could you stop checking your phone every 30 seconds?
Turkish: Her 30 saniyede telefonunuzu kontrol etmeyi durdurur musunuz?

English: He opened a checking account with the bank.
Turkish: O, bankada bir çek hesabı açtı.

English: Ali is checking ID's.
Turkish: Ali kimlikleri kontrol ediyor.

English: He was checking a ticket.
Turkish: Bilet kontrol ediyordu.

Checking ingilizcede ne demek, Checking nerede nasıl kullanılır?

Checking account : Çeke tabi mevduat hesabı. Firmanın özel finans kurumlarındaki cari hesap ve kar bakiyeli katılma hesapları toplamları ile yurtiçi ve yurtdışı bankalardaki vadesiz ve bir yıldan daha kısa süreli vadeli hesapların faizli bakiyeleri toplamlarının izlendiği hesap. Çek hesabı. Vadesiz mevduat. Vadesiz hesap. Bankalar hesabı. Cari hesap.

 

Checking and reporting errors : Hataları denetleme ve bildirme.

Checking balance : Çek hesabında ne kadar para kaldıüını kontrol etme. Birisinin çek hesabı bakiyesini soruşturma.

Checking copy : Kontrol nüshası.

Checking credit : Sayca denetimi. Müşterinin kredi durumunu kontrol etme. Veresiye satışlarda alıcının sayca durumunun denetimi.

Checking in : Giriş yapmak. Girişini yapmak. Kaydolmak. Kayıt yaptırmak. Kaydetmek. Teslim ediliyor.

Echo checking : Yankıyla sınama. Eko sınaması. Yankılayarak sağlama. Yankılayarak denetim. Yankı denetim. Yankıyla denetim.

Code checking : Niceleme denetimi. Bir niceleme işleminde çeşitli niceleyicilerin aralarında gösterdikleri tutarlılığı ve niceleme kılavuzuna uygunlularını sınamayı amaçlayan denetim işlemi.

Checking program : Kontrol programı. Sınama programı. Çek etme programı. Dökümanların üstünden tekrar kontrol amaçlı okuma yapan bilgisayar programı.

Double checking : İki defa denetlenmiş veya kontrol edilmiş. Çifte kontrol edilmiş. İkinci bir defa göz atılmış. Verilerin nicelenmesi sırasında inceleme kılavuzunun işlerliğini ölçmek, bu işi üstlenenler arasındaki uyuşma düzeyini saptamak amacıyla aynı soru çizinliğinin değişik niceleyicilerce işlenmesini öngören önlem. bk. niceleme denetimi. İkili denetim.

İngilizce Checking Türkçe anlamı, Checking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Checking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Audits : Denetimler. Hesapların kontrolü. Sistemli inceleme. Hesap denetimi.

 

Controlment : Düzenleme. Kontrol etme eylemi. Bastırılmış olma durumu. Tutma.

Command : Yönetmek. Yetki. Buyurmak. Emretmek. Layık olmak. Komut. Cimnastikte, alıştırmaları yaptırmak için verilen kısa emirler. Hükmetmek. Kontrol etmek. Telkin etmek.

Supervising : Teftiş. Bakmak. Denetleyen. Yönetme. Gözetmek. Gözleme. Denetlemek. İdare etmek. Nezaret etmek.

Collations : İstihbarat tasnifi. Harmanlama. Hafif yemek. Derleme. Aperatif. Tanımlama. Mirasta iade. Demet.

Accentuation : Vurgu işaretlerini koyma. Vurgulama. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Harekeleme. Önemle belirtme. Vurgulu okuma. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Vurgu işaretleri koyma.

Access mechanism : Erişim düzeneği. Erişim mekanizması.

Accelerator key : Belirli işlemler yapmak için hızlı erişim sağlayan tuş dizisi. İvmelendirme tuşu. Hızlandırıcı tuş. Kısayol tuşu. Hızlı erişim tuşu. Hızlandırma tuşu.

Controls : Kumanda. Denetimler. Bir makinayı düzenleyen ve yönlendiren aletlerin ayarlanması.

Announcing : Duyuru. Bildiri. Tefhim. Tebliğ.

Checking synonyms : comparison, definitions, procurement, test, paralleling, emphasising, checkouts, absolute device, check mark, analogy, countenance, sign in, inspecting, censorship, collation, timekeeping, superintendence, clarifications, shouting, diagnosis, accent char, embodying, examinations, abbreviate, analogies, matchings, annual audit, ascendance, examination, procurements, access key, denotations, caregiving.

Checking zıt anlamlı kelimeler, Checking kelime anlamı

Discouragement : Vazgeçme. Cesaretin kırılması. Engel. Hevesin kırılması. Cesaretsizlik. Hevesini kırma.

Check out : Çıkış denetimi. Seçerek almak. Biryerden ayrılmak. Fertiği çekmek. Hesaplamak. Otelden ayrılmak. Kontrol etmek. Hesap kapamak. Çıkış yapmak.