Chief financial officer türkçesi Chief financial officer nedir

  • Baş muhasebe görevlisi.
  • Üst mali yönetici.
  • Cfo.
  • Bir şirketin veya büyük bir organizasyonun finansal meselelerinden sorumlu kimse.
  • Baş ekonomist.
  • Şirketin baş mali işler görevlisi.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Finans ve mali işler müdürü.
  • Finans direktörü.
  • Mali risklerin yönetimi, mali planlama, muhasebe kayıtlarının tutulması ve denetimi gibi etkinliklerin sorumluluklarını üstlenen, bunları başyöneticiye rapor eden ve genellikle görev yaptığı kurumun yönetim kurulunda üyeliği de bulunan üst düzey yönetici.

Chief financial officer ingilizcede ne demek, Chief financial officer nerede nasıl kullanılır?

Chief : Patron. Başkan. Reis. Belli başlı. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. Üst. Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. Başlıca. En üst rütbeli. Ana.

Financial : İktisadi. Akçalı. Transfer mali transfer. Finansal. Mali. Para ve sayca konularına ilişkin özellikler. Parasal.

Officer : İdare etmek. Komuta etmek. Makam sahibi. Görevli. Yetkili. Sakçı memuru. Subay. Polis memuru. Subayları atamak. Sağlık memuru.

Financial officer : İta amiri. Finans memuru.

İngilizce Chief financial officer Türkçe anlamı, Chief financial officer eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Chief financial officer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Cfo : Mali işler müdürü. Chief financial officer (mali işler baş görevlisi). Bir şirketin veya büyük bir organizasyonun mali işlerinden sorumlu olan kişi. Chief financial officer.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Chief financial officer synonyms : abolition of forced labour convention, a change in individual demand, a type mutual funds, a change in supply, a shift in supply, a shift in individual demand, ability rent.