Cholestatic türkçesi Cholestatic nedir

  • Kolestatik.
  • Kolestaz’a ait, kolestazla belirgin.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Cholestatic ingilizcede ne demek, Cholestatic nerede nasıl kullanılır?

Cholestatic jaundice : Karaciğerde safra akımının durması veya azalmasıyla biçimlenen sarılık. Kolestatik sarılık.

Cholestanol : Bağırsaklarda kolesterolün yapısındaki çift bağın bakteriler tarafından indirgenmesiyle oluşan dışkıyla atılan sterol. Kolestanol.

Cholestasis : (gastroentroloji) safra yetersizliğinde oluşan herhangi bir durum. Safra kanalı tıkandığında oluşan durum. Kolestaz. Tıkalı safra kanalları. Kolestazis. Karaciğerdeki ve karaciğer dışındaki safra yollarında bir engel sonucu safra akımının yavaşlaması veya tamamen durması.

Cholesteatoma : Kolesteatom. Kolesteatoma.

Cholesteraemia : Kanda anormal derecede yüksek kolestrol.

Cholesterin free : Kolesterinsiz.

Cholesteremia : Kolesteremi. Kanda anormal derecede yüksek kolestrol.

Cholesterol ester : Kolesterol esteri. Kolesterolün üçüncü karbon atomuna bağlı hidroksil grubuyla herhangi bir yağ asidinin karboksil grubu arasında bir mol su çıkmasıyla oluşan ester.

Cholesterol : Kolesterol. Dört hidrokarbon halkasından oluşan, bir ucunda oh, diğer ucunda hidrakarbon zinciriyle amfipatik özellik gösteren, hayvan hücre zarlarında bulunan, zarın tabaka şeklindeki yapısının korunmasını sağlayan, vücut sıvılarında düşük yoğunluklu lipoproteinlerle (ldl) taşınan, besinlerle alman ya da karaciğerde sentezlenen bir steroit. Kolestrol. Vücuttaki yağ benzeri maddeler.

 

Cholesterol clefts : Dokularda biriken kolesterol kristallerinin, blokların hazırlanması sırasında alkol ve ksilolde erimesi sonucu, bunların yerinde oluşan mikroskobik boşluklar. Kolesterol yarıkları.

İngilizce Cholestatic Türkçe anlamı, Cholestatic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cholestatic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A crochordon : Akrokordon. Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

Abattoir : Mezbaha. Salhane. Kesimevi. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi.

Acholia : Kolestaz. Safranın salgılanamaması. Akoli. (gastroenteroloji)safra salgısının olmayışı. Safra salgısının yapılamaması veya yokluğu.

A amplitude mod : A-mod görüntü. Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

Abaxial : Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Eksen dışı. Eksendışı. Eksenden uzak, eksen dışı. Eksenden uzak. Aks kemiği dışında. Abaksiyal.

 

Abdomen : Karın. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Batın. Abdomen. Karnın altı. Karın (böcek gövdesinde). Böcek gövdesinin alt kısım.

Abdominal distention : Karın gerginliği. Abdominal gerginlik. Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik.

A dna : Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi. A dna.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

Cholestatic synonyms : disorder, a clay, abamectin, abdominal palpation, upset, abdominal fat necrosis, a c syndrom, a band, abdominal pain.