Chromatophore türkçesi Chromatophore nedir
- Renk hücresi.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Renk gözesi.
- Pigment içeren ve canlının deri renginin değişiminden sorumlu olan yapı.
- Pigment (renk maddesi) içeren hücre (zooloji, biyoloji).
- Kromatofor.
- Pigment kapsayan organel. pigment hücreleri sinir sisteminin ve hormonların kontrolü alanda canlının renginin değişmesini sağlar.
Chromatophore ingilizcede ne demek, Chromatophore nerede nasıl kullanılır?
Chromatophor : Kromatofor. Renk hücresi.
Chromatophil : Kromatofil. (biyoloji) boya emici (bir madde, hücre veya doku hakkında). Bitkiye benzer flagellatlarda renk maddesi. kromofil madde.
Chromatophile : Kolaylıkla abzorbe eden madde (hücre, doku, vb.) (biyoloji terimi).
Chromatophilia : Boya emilimi (biyoloji terimi).
Chromatophilous : Kromatofil. Bitkiye benzer flagellatlarda renk maddesi. kromofil madde.
Achromatopsy : Renk körlüğü.
Substantia chromatophilica : Kromofil sübstans. Nisslcisimcikleri. Nissl cisimcikleri. Sinir hücrelerinde ergasitoplazmayı oluşturan değişik biçim ve irilikteki parçacıklar topluluğu, kromofil sübstans, nissl granülleri. sinir hücresinin sitoplazmasında bazik boyalarla boyanan iri granüllerdir, sinir sistemi proteinlerinin sentezlendiği alanlardır.
Achromatophil : Akromatofil.
Chromatophyll : Bitkiye benzer flagellatlarda renk maddesi. kromofil madde. Kromatofil.
Achromatopsia : Akromatopsi. Renk körlüğü. Nesnelerin renksiz algılanması ya da kimi renklerin algılanmamasından ileri gelen bir görme bozukluğu.
İngilizce Chromatophore Türkçe anlamı, Chromatophore eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Chromatophore ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.
A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi. Alfa hücreleri.
Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.
A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
Group : Türkümleşmek. Türkümlemek. Gruplaştırmak. Gruplara ayırmak. Zümre. Gruplara ayrılmak. Eğitim, fizik, kimya, gramer, iktisat, jeoloji alanlarında kullanılır. Sınıflandırmak. Bir çarpım işlemi altında kapalı kalıp her öğesinin evriğini içeren, birim işlerli öğeler kümesi. Küme.
Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.
Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri.
A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.
Aardwolf : Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.
Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.
Chromatophore synonyms : chemical group, acacia, colour cell, pigment cell, dyestuff, aardvark, abambulacral area, chromatophor, radical, abiotic environment, a site, a chromosome, aardvarks, dye.
Chromatophore ingilizce tanımı, definition of Chromatophore
Chromatophore kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A contractile cell or vesicle containing liquid pigment and capable of changing its form or size, thus causing changes of color in the translucent skin of such animals as possess them. They are highly developed and numerous in the cephalopods.

Bu kısımda Chromatophore kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Chromatophore ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Chromatophore anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Chromatophore ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.