Cinders türkçesi Cinders nedir

  • Kül.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Yanardağların "kızgın bulut" püskürmeleri sırasında göğe fırlatılan, sonra yavaş yavaş yere çökerek az çok kalın yığınlar durumunda biriken külrengi ya da kırmızımtrak özdekler.
  • Köz.
  • Cüruf.
  • Yanardağ külü.

Cinders ingilizcede ne demek, Cinders nerede nasıl kullanılır?

Cinder block : Cüruf betonu blok. Cüruf briketi. Binalarda kullanılan beton blok.

Cinder concrete : Cüruflu beton. Cüruf betonu.

Cinder cone : Sinder konisi. Dışık konisi. Volkan konisi. Cüruf konisi.

Cinder patch : Cüruf yaması. Curuf yaması. Curuf deliği sıvaması. Kırıntı yaması.

Cinder path : Atletizm pisti. Pist. Cüruflu yol.

Cinderella : Külkedisi. Kül kedisi. Güzelliği ve değeri anlaşılmamış kız. Değeri bilinmemiş şey. İhmal edilmiş kimse.

Rescinded : Geçersiz kılınmış. Geçersiz kılmak. İptal etmek. Yürürlükten kaldırmak. İptal edilmiş. Feshetmek.

Burn to a cinder : Kül olmak. Tamamen yanmak.

Cinderella dance : Bir baloda son dans için kullanılan terim. Cinderella (külkedisi) dansı.

Cinder track : Atletizm pisti.

İngilizce Cinders Türkçe anlamı, Cinders eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cinders ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Firebrands : Yanan çubuk. Meşale. Yanan odun parçası. Kışkırtıcı. Enerjik ve canlı kimse (argo terim). Ateş kaynağı. Fitneci. Öksü. Ortalığı karıştıran delifişek.

Abrasion platform : Dalga aşındırma düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey. Dalga aşındırması düzlüğü.

Interfere : Karışmak. Müdahale etmek. Parazit yapmak. Yoluna çıkmak. Girişmek. Araya girmek. Burnunu sokmak. Engellemek. Dokunmak. Çatışmak.

Ember : Kor. Canlı anı.

Clinkers : Kıç tüylerine veya hayvan tüyüne yapışmış dışkı parçası. Tuğla. Klinker. Donmuş lav kütlesi. Kiremit tuğlası.

Handicap : Mahzur. Ket vurmak. Engel koymak. Aksaklık. Engellemek. Elverişsiz durum. Handikap. Özür. Dezavantaj. Yetersizlik.

Set back : Mal olmak. Düzdizimsel ayrıklık. Çok katlı bir yapının her katında yer alan birimlerin, düzdizim çizgisi üzerinde olmasını gerektirmeyen, kimilerinin, ötekilerin bolca ışık ve hava almasına olanak sağlamak üzere daha geride yapılabilmelerine olanak veren kentbilim kuralı. Ötelemek. Patlamak. Geri almak. Geri bırakmak. Geride bırakmak. İçeri almak. Geriye almak (saat).

Keep : Himaye. İşletmek (otel vb). Bakım. Kalmak. Kale. Konumunda tutmak. Kayıt tutmak. Saklamak. Tutmak. Bakmak.

Aluvial coast : Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü. Lığ yığıntılı kıyı.

Scoria : Mucur. Volkanik cüruf. Skorya. Maden cürufu. Curuf lav külü. Dışık.

Cinders synonyms : hamper, firebrand, agricultural production, offscum, impede, disfavor, volcanic ash, occlude, hobble, cinder, clinker, cinderous, ageing of the population, agricultural specialisation, block, sprue, disfavour, ashlers, agricultural co operative, prevent, stunt, inhibit, cindery, air route, ash, embers, agrarian geography, ashler, afforestation, scoriae, burning coal, aboriginal population, alluvial deposit.

 

Cinders zıt anlamlı kelimeler, Cinders kelime anlamı

Let : Tenis, masa tenisi alanlarında kullanılır. Koyvermek. Ses çıkarmamak. Gevşetmek. Müsaade etmek. İzin vermek. Vermek. Dürmek. Başlama atışını türlü nedenlerle sayılmaz kılan ve atışın yenilenmesini bildiren hakem kararı. Bırakmak.

Free : Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan. Parasız. Bağımsız. Özgür. Rahatlatmak. Ücretsiz. Serbestçe. Serbest bırakmak. Bedava.

Advantage : Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın, topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu. Getiri. Üstünlük. İstifade. İyilik. Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma. Avantaj. Yarar. Çıkar. Fayda.