Curuf nedir, Curuf ne demek

Curuf; Kimya alanında kullanılan bir sözcüktür.

Kimya'da terim anlamı:

Erimiş malzemelerin yüzeyindeki safsızlık.

Curuf hakkında bilgiler

Cüruf, tamamen saf olmayan metaller eritildiği zaman yoğunluk farkı nedeniyle yüzeyde biriken daha hafif metallere verilen isimdir. Hafif metalin havaya temas edip oksitlenmesiyle oluşur. Bu nedenle metal küfü olarak da bilinir. Günümüzde çimento, seramik yapımında ve yapay kordon yapımında kullanılır.

Curuf anlamı, tanımı

Curu : Özleşmemiş koyulaşmamış sulu (yemeklik hakkında). Taş veya tahtadan yapılmış oluk, kurna. Cıvık, sulu

Thomas curufu : Demir eldesinde yan ürün olarak elde edilen ve bileşimi %12 P2O5, %40-50 CaO, %5-15 SiO2 olan ince toz halindeki bir curuf.

Yoğunluk farkı : Birbirine bitişik iki alan arasındaki özel maddelerin yoğunluğunda oluşan farklılık, yoğunluk gradyanı.

Oksitlenme : Oksitlenmek işi, yükseltgenme.

Safsızlık : Hava, su veya gıda maddelerine kazara veya istenmeden katılması ile onları sağlığa zararlı hale getiren herhangi bir madde. Kükürtlü yakıtların yanmasından oluşan kükürt dioksit, sebzelerdeki peptisit artıkları, endüstriyel tozlar bunlara örnek verilebilir.

Yoğunluk : Yoğun olma durumu. Bir cismin birim hacminin kütlesi, gravite. Yoğun bir maddenin özelliği, kesafet.

 

Malzeme : Gereç. Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı.

Seramik : Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılmış olan vazo, çanak, çömlek vb. nesne. Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan.

Çimento : Killi kalkerleri özel fırınlarda pişirip ezmekle elde edilen, çamuru çarçabuk katılaşıp sertleşen ve yapılarda harç malzemesi olarak kullanılan kül renginde veya beyaz toz.

Tamamen : Bütün olarak, büsbütün, baştan sona.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Kordon : Genellikle ipekten yapılmış kalın ip. Göbek bağı. Teneke ve çinko eşyaların üstüne süs yapmak için kullanılan araç. Bir yere girip çıkmayı denetim altına almak için görevlilerden oluşturulan dizi. Kıyı şeridi. Saat, madalyon vb.ni asmaya yarayan ince zincir. İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu. Kabaran denizin kumsalda bıraktığı döküntü katmanı. İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar veya mobilya süsü.

Birike : Hazine, mahzen, sarnıç.

Erimiş : Erime sıcaklığı üzerinde ısıtılıp, sıvı durumuna gelmiş olan.

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Oksit : Oksijenin bir element veya kökle birleşmesiyle oluşan madde.

Bilin : Balçık ve elenmiş saman karıştırılarak yapılan, tahıl saklamaya yarayan kap.

Tamam : Bütün, tüm. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Evet. Eksiksiz. Tamamlanmış, bitmiş. Yanlış ve yalan olmayan, doğru.

Yapım : Yapma işi, inşa, imal, konstrüksiyon. Bir filmin çevrilmesi veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü, prodüksiyon. Özümleme. Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme, imal.

 

Temas : Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Dokunma. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değinme, sözünü etme, bahsetme.

Diğer dillerde Curuf anlamı nedir?

İngilizce'de Curuf ne demek ? : scum