Clink türkçesi Clink nedir

English: Ali and Mary clinked their glasses together.
Turkish: Ali ve Mary bardaklarını birlikte tokuşturdu.

English: Ali clinked his wine glass against Mary's.
Turkish: Ali şarap bardağını Mary'ninkine tokuşturdu.

English: Ali and Mary clinked their wine glasses.
Turkish: Ali ve Mary şarap kadehlerini tokuşturdular.

English: They clinked glasses.
Turkish: Onlar bardakları tokuşturdular.

Clink glasses : Kadeh kaldırmak. Bir şerefe kaldırmayı teklif etmek veya şerefine içmek. Şerefe yapmak.

The clink : Şangırdamak. Tıkırdatmak. Tınlatmak. Şangırdatmak. Tokuşturmak. Şıngırdatmak. Şıkırdamak. Çınlamak. Tınlamak. Şıkırdatmak.

Clinked : Tıngırdamak. Çınlamak. Tınlatmak. Tınlamak. Şangırdamak. Tıkırdatmak. Şıkırdamak. Şıngırdamak. Tokuşturmak. Şıngırdatmak.

Clinker : Sert materyal. Cüruf parçası. Cüruf. Tuğla. Başarısızlık. Sert tuğla. Kiremit tuğlası. Dışık. Cüruf oluşturmak. Curuf.

Clinker asphalt : Klinker asfalt.

 

Clinker built : Bindirme kaplamalı (gemi). Bindirme kaplamalı. Kaplama parçaları birbirine bindirilmiş.

Clinch : Sağlama bağlamak. Sarılmak. Boks birbirine sarılmak. Sıkıştırmak. Sarılma. Yakın dövüş. Sıkı tutmak. Perçinlenmiş çivi. Perçinlemek. Çözümlemek.

Clinkers : Kiremit tuğlası. Klinker. Donmuş lav kütlesi. Cüruf. Tuğla. Kıç tüylerine veya hayvan tüyüne yapışmış dışkı parçası.

Clinking : Şıkırdama. Tıkırtı. Tıngırtı.

Clinkstone : Esas olarak feldispattan oluşan açık renkli volkanik kaya (jeoloji). İyice ufalanmış volkanik kaya. Phonolite.

Sözcükler, direkt olarak Clink ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jingling : Çalmak. Şakır şakır.

Clanked : Şakırdatmak. Zangırdamak. Tangırdamak. Madeni ses. Madeni ses çıkarmak. Şakırdamak.

Jingle : Basit vezinli şiir. Tıngırdatmak. Şakırdamak. Şakırdatmak. Şıngırtı.

Chinking : Temiz para. Çatlak. Şıkırtı. Metalik ses çıkartmak. Yarıkları doldurmak.

Chinks : Metalik ses çıkartmak. Metalik ses. Şıkırtı. Yarık. Para. Çatlak. Yarıkları doldurmak.

Chink : Metalik ses. Şıkırtı. Yarık. Çatlak. Yarıkları doldurmak. Para.

Clangoured : Madeni ses çıkarmak. Şakırtı. Gürültü. Madeni ses.

Tingler : Çan sesi. Hafifçe sızlayan kimse. Çınlama sesi.

Choky : Boğucu. Tıkayan. Hapishane.

Clink synonyms : resonations, resonates, drum, dings, buzz, cooler, cooped, clanks, echo through, clicking, click, jangles, clacked, dog house, rattle, rang, dinned, clicks, dinning, clinks, resonate, ding, clinked, bull pen, ticks, clangoring, strolling, resound, clangs, rattled, clatters, tap, clank.

 

Clink ingilizce tanımı, definition of Clink

Clink kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A prison cell. To cause to give out a slight, sharp, tinkling, sound, as by striking metallic or other sonorous bodies together. A slight, sharp, tinkling sound, made by the collision of sonorous bodies. A lockup. To give out a slight, sharp, tinkling sound. Probably orig. the name of the noted prison in Southwark, England.