Coase conjecture türkçesi Coase conjecture nedir

  • Coase varsayımı.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Dayanıklı mal üreten tekelci bir işletmenin malın fiyatını marjinal maliyetin ne kadar üstünde belirleyeceğini normalüstü kar güdüsüyle açıklayan varsayım.

Coase conjecture ingilizcede ne demek, Coase conjecture nerede nasıl kullanılır?

Conjecture : Zannetmek. Tahmine dayalı fikir. Sanmak. Kestirmek. Tahmin etmek. Sanı. Tahmin. Varsayım. Varsayı. Varsaymak.

Coase economies : Belirli bir sanayi malında üretim aşamalarının tek bir organizasyon altında toplanması sonucu, ortak denetim ve eşgüdüme olanak verecek biçimde üretimde dikey bütünleşmeyle ortaya çıkan maliyet üstünlüğü. çokuluslulaşmada dikey birleşmenin söz konusu bu yararı ilk kez ronald h. coase tarafından vurgulanmıştır. krş. caves ekonomileri. Coase ekonomileri.

Coase theorem : Dışsallıklardan kaynaklanan piyasa başarısızlığının çözümünde, tarafların mülkiyetinde olan alanın sınırlı olması, taraf sayısının az olması ve ayrıca dışsallığın çözümü için taraflar arasında yapılacak pazarlık maliyetinin önemsenmeyecek kadar küçük olması gibi durumlarda, devlet müdahalesine gerek olmadan, sorunun taraflarca çözümleneceğini ifade eden ve ronald h. coase tarafından 1960 yılında geliştirilen önerme. Coase teoremi. Coase önermesi.

 

İngilizce Coase conjecture Türkçe anlamı, Coase conjecture eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coase conjecture ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Coase conjecture synonyms : ability to pay approach, a shift in supply, a change in demand, a shift in demand, a group shares, a shift in individual demand.