Cockleboat türkçesi Cockleboat nedir
- Sandal.
- Küçük ve hafif tekne.
- Küçük kayık.
- Küçük tekne.
Cockleboat ingilizcede ne demek, Cockleboat nerede nasıl kullanılır?
Cocklebur : Dulavratotu. Dulavrat otu. Dikenli sıkı yapışkan tohum kabuğu olan bitki. İçinden dikenli kabuğu olan tohumlar çıkaran her çeşit bitki veya iri taneli ot. Sırçaotu. Sırça otu. Pıtrak.
Cocklebur toxicity : Pıtrak zehirlenmesi. Domuz, sığır ve koyunda, özellikle topraktan yeni çıkmış iki yapraklı pıtrak filizlerinin tüketimine bağlı, mide-bağırsak sancısı, tetani, huzursuzluk, sallantılı yürüyüş, opistotonus, konvülziyonlar ve kısa sürede ölümle belirgin zehirlenme. özellikle topraktan yeni çıkmış iki yapraklı filizler yüksek oranda karboksiatraktilozit içerdikleri için daha zehirlidir.
Cockle boat : Sandal. Daha büyük bir teknenin arkasına bağlanan kürekli küçük sandal.
Corn cockle : Mısır tarlalarında büyüyen kırmızı çiçekli tüylü yabani ot. Karamuk.
Cockle : Buruşmak. Küçük kayık. Buruşturmak. Kabuk (midye vb.). Dalgalandırmak. Delice. Kırışmak. Kırıştırmak. Tarak kabuğu. Küçük sandal.
Cockled : Küçük sandal. Dalgalandırmak. Küçük kayık. Tarak kabuğu. Bir tür midye. Kırıştırmak. Buruşmak. Kırışmak. Delice. Buruşturmak.
Cockleshell : Tarak kabuğu. Küçük sandal. Kabuk (midye vb.). Küçük kayık. Midye vb kabuk. Midye kabuğu.
Cockles : Küçük sandal. Küçük kayık. Kabuk (midye vb.). Tarak kabuğu.
Cockler : Kurmak. Vana. Tabanca horozu. Hazır duruma getirmek. Rüzgargülü. Zırva. Dikmek. Tüfek horozunu çekmek. Kaldırmak. Horoz.
Corncockle : Karamuk.
İngilizce Cockleboat Türkçe anlamı, Cockleboat eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Cockleboat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Rowboats : Kayık. Küreklerle ileri götürülen küçük tekne. Küçük sandal. Sıra kürekli kayık. Patalya. Kürekli bot.
Cockles : Küçük sandal. Kabuk (midye vb.). Tarak kabuğu.
Wherries : Kayık. Büyük ama hafif mavna. Hafif kayık. Patalya. Tek yelkenli mavna.
Cockleshell : Midye kabuğu. Midye vb kabuk. Küçük sandal. Kabuk (midye vb.). Tarak kabuğu.
Boating : Kayıkla gezinti. Kayıkla taşıma. Kayık. Botla dolaşma. Kayıkla gezme. Kayıkçılık. Kürek çekme. Tekne gezintisi.
Cockle boat : Daha büyük bir teknenin arkasına bağlanan kürekli küçük sandal.
Boat : Küçük boyda tek ve yekpare direkli, üçgen biçiminde üç yelkeni bulunan ve 200 tona kadar kapasiteli yelkenli gemi. Sandalla gezmek. Vapur. Kayıkla gezmek. Kayık. Çırnık. Boyu 8-10 m, yük taşıma kapasitesi 5-6 ton olan, arkası düz, ortasında küçük bir ambarı bulunan balıkçılıkta ve yük taşımada kullanılan karadeniz bölgesine özgü bir tür kıyı teknesi. Çeşitli boy ve biçimlerde, kürek, yelken veya motorla hareket eden balık avlamak için veya belirli ağılıkta yük taşımak için kullanılan güvertesin küçük tekne. Taka.
Cockled : Delice. Kırışmak. Dalgalandırmak. Buruşmak. Tarak kabuğu. Bir tür midye. Kırıştırmak. Buruşturmak. Küçük sandal.
Rowing boat : Kayık. Kürekli kano.
Dinghy : Patalya. Lastik bot. Bot. Genellikle gemilerin çektiği küçük sandal. Ufak gezinti sandalı. Küçük bir tekne. Kauçuk sandal. Dingi. Küçük sandal.
Cockleboat synonyms : wherry, pinnace, rowboat, cockle, row boat, boatings, caique, small craft, cockboat, dinghies, pinnaces, cockleshells, boated.

Bu kısımda Cockleboat kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Cockleboat ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Cockleboat anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Cockleboat ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.