Cognisant türkçesi Cognisant nedir

  • Farkında olan.
  • Bilincinde olan.
  • Bilen.
  • İdrak yeteneği olan.
  • Haberdar.

Cognisant ingilizcede ne demek, Cognisant nerede nasıl kullanılır?

Recognisant : Bilen.

Cognisance : Kaza alanı. İdrak. Farkında olma. İtiraf. Karışmak. Malumat. Mahkemenin davayı dinlemesi. Kavrama. Anlayış. Bilgi.

Recognisance : Taahhütname. Kefalet. Yazılı taahhüt. Tanıma. Teminat.

Recognisances : Taahhütname. Kefalet. Yazılı taahhüt. Tanıma. Teminat.

Cognisable : İdrak edilebilir. Bilinebilir. Tanınabilir. Anlaşılır. Kavranabilir. (hukuk terimi) adliye mahkemesinde yargılanabilir (ayrıca cognizable). Fark edilebilir.

Cognise : Tanımak. Kavramak. Bilmek.

Recognised : Onaylı. Muteber. Onaylanmış. Geçerli. Saygın. Beylik. Tanınmış. Bilinen. Kararlaştırılmış.

Cognised : Kavramak. Tanımak. Bilmek.

Cognises : Bilmek. Kavramak. Tanımak.

Recognise : İtiraf etmek. Fark etmek. Kabul etmek. Ayırt etmek. Söz hakkı vermek. Farkına varmak. Haklı bulmak. Tanımak.

İngilizce Cognisant Türkçe anlamı, Cognisant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cognisant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sensitive : Hassas kimse. Çabuk etkilenen. Duyar. Duygun. Hassas. Film, mercek, ışıkölçer, vb. gereç ve aygıtların, kendilerine özgü işlerde iyi sonuç verebilecek nitelikte olduğunu anlatır genel terim. Duyarlı. Hassas, duygulu, uyarıları alacak yetenekte. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sensitive.

 

Consciousness : Anlayış. İdrak. Zihin. İnsanın amaçlı bir etkinliği, toplumsal gelişmenin bilinen nesnel yasalarına uygun olarak gerçekleştirmesi durumu. His. Algıları ansal düzeyde bilgiye dönüştüren süreç. bk. an, anlak. İnsanın çalışma süreci içinde, eş deyişle toplumsal ilişkiler süreci içinde nesnel çevresini ve kişisel varoluşunu anlamasını sağlayan düşünsel süreçlerin toplamı. Akıl. Bilinçlilik.

Au fait : Haberi olan.

In the know : (bir konuda) bilgili. Sır olan veya çok az bilinen bir bilgiye sahip olan. Bilgili. Vakıf. İşin iç yüzünü bilme. Bilgi sahibi olan. Bilgisi olan. Başkalarının bilmediği bir konuda bilgisi olan.

Conscious : Stanislavski oyunculuk dizgesinde insanın kendi tarafından denetlenebilir yanı. Kasıtlı. Bilinç. Bilinçli. Farkında. Bilinciyle. Bilincinde. İnançlı. Kastiyle. Uyanık.

Alive to : Uyanık. -e karşı dikkatli. Bilincinde olmak. Hayranlık ile. Farkında. Duyarlı. -e hassas.

Familiar : Senli benli. Yakın dost. İçli dışlı. Bambılı. Arkadaş. Yaygın. Samimi arkadaş. Alışılmış. Tanıdık. Doğal davranışlı.

Awareness : Uyanıklık. Bir gözlemcinin gözlem koşullarını bozabilecek ya da bilgileri saptırabilecek olası durum ya da koşullar konusunda önceden bilgili olması. Bilinçlenme. Farkında olma. Bilinçlilik. Ayırdında olma. Haberdarlık. Bilinirlik. Bilinç. Haberdar olma.

Knowingness : Akıllılık. Düşüncelilik. Zekilik. Anlama. Bilmişlik. Bilgi. Kurnazlık.

 

Recognizant : Onaylayan. Tanıyan.

Cognisant synonyms : hipper, percipient, cognizance, recognisant, in on, cognizant, alert, knowing, aware of, hippest, informed, hip, hipping, knowings, aware, awake, sensible, conversant, alive, cognisance, witting, acquainted.

Cognisant zıt anlamlı kelimeler, Cognisant kelime anlamı

Unconscious : Habersiz. Kendinde değil. Farkında olmayan. Bilinçaltı ile ilgili. Şuurdışı. Bilmeden. Bilinçsiz. Bilinçaltı. Baygın. Kendinden geçmiş.

Asleep : Uyurken. Tembel. Hissiz. Uyuşuk. Uyuşmuş. Duygusuz. Uyumakta. Uyuyan. Uykuda.

Insensible : Duyumsuz. İlgisiz. İnsafsızca. Umursamaz. Hissiz. Belli belirsiz. Habersiz. Baygın. Duyarsız. Hissedilmez.

Cognisant antonyms : incognizance, unwitting, unaware.