Collective transportation türkçesi Collective transportation nedir

  • İnsanların ulaşım gereksinimini topluca karşılayan ve yerel yönetimler tarafından metro, otobüs gibi araçlarla sağlanan yarı kamusal mal.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • [#toplu+taşıma Toplu taşımacılık].

Collective transportation ingilizcede ne demek, Collective transportation nerede nasıl kullanılır?

Collective : Genel. Toplu. Kolektif. Ortaklaşa. Topluluk adı. Ortak. Ortaklaşma. Ortak girişim. Kolektif şirket. Müşterek.

Transportation : Nakil. Nakledilme. Taşınma. Gönderme. Taşıt. Taşıma. Taşıt aracı. Taşımacılık. Sürme. Taşınım.

Collective activity units : Öğrencileri kümeler halinde araştırma ve inceleme çalışmalarına yönelten öğretim üniteleri. Toplu etkinlik üniteleri.

Collective agreement : Birkaç değişik taraf içeren anlaşma. Kolektif sözleşme. Toplu sözleşme. Toplusözleşme. Karşılıklı anlaşma. Toplu iş sözleşmesi.

Collective bargain : Toplusözleşme.

Collective bargaining : Toplu sözleşme. Karşılıklı anlaşma. Belirli bir dönemde uygulanacak ücret, çalışma saati ve koşulları gibi konuları belirlemek amacıyla işçi sendikası ve işveren arasında yapılan doğrudan görüşme. Kolektif sözleşme. Toplusözleşme görüşmesi. Toplu iş sözleşmesi. Toplu görüşme. Toplu pazarlık. Toplu iş akdi. Çalışma koşullarının düzelmesi veya maaşlarla ilgili olan işveren ve işçi sendikaları temsilcileri arasındaki müzakereler.

 

İngilizce Collective transportation Türkçe anlamı, Collective transportation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Collective transportation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

 

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Public transportation : Toplu taşuna. Umumi taşımacılık. Toplu ulaşım. Devlet taşımacılığı. Bir kent halkının ulaşım gereksinmesinin özel taşıt, dolmuş ve küçük binitler yerine, genbinit ya da altulaşım gibi kısa sürede çok sayıda insan taşımaya elverişli büyük taşıma araçlarıyla karşılanmasını içeren ulaşım dizgesi. Kamusal ulaşım. Toplu taşıma.

Collective transportation synonyms : a change in supply, a shift in supply, a shift in individual demand, a pass through certificate, a shift in demand, abnormal budget receipts, mass transportation, abnormal budget.