Come to türkçesi Come to nedir

Come to ile ilgili cümleler

English: A Mr. Sakaki has come to see you.
Turkish: Bay Sakaki diye biri seni görmeye geldi.

English: A Mr. Jones has come to see you.
Turkish: Bay Jones diye biri sizinle görüşmek için geldi.

English: A Mr. Jackson has come to see you.
Turkish: Bir Bay Jackson seni görmeye geldi.

English: A Mr. Smith has come to see you.
Turkish: Bay Smith diye biri sizinle görüşmek için geldi.

English: A lot of clients come to the lawyer for advice.
Turkish: Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

Come to ingilizcede ne demek, Come to nerede nasıl kullanılır?

To : Ya. Kadar. Ye. -e kadar. E doğru. -e göre. Arasında. Oranla. Karşı. İla.

Come to a bad end : Sonu fena olmak. Sonu kötü bitmek. Sonu kötü olmak. Sonu kötü gelmek. Kötü sonuçlanmak.

Come to a dead end : Çıkmaza girmek. Çıkmaza saplanmak. Açmaza girmek.

Come to a dead stop : Tamamen durmak. Aniden durmak.

Come to a deadlock : Tıkanmak. Çıkmaza girmek. Yerinde saymak. Olduğu yerde saymak.

Come to a decision : Adını koymak. Karara varmak.

İngilizce Come to Türkçe anlamı, Come to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Come to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Come around : Yelkenleri suya indirmek. Dediğine gelmek. Gelip gitmek. Hastalıktan iyileşmek. Hastalığı atlatmak. Yüksekten atmaktan vazgeçmek. İyileşmek (hastalık vb). Yeniden sağlığına kavuşmak. İmana gelmek. Başkasının görüşüne uymak.

Accrues : Gerçekleşmek. Tahakkuk ettirmek. Tahakkuk etmek. Çoğalmak. Birikmek. Ziyadeleşmek. Eklenmek. Artmak. Büyümek.

Bed : Yatacak yer sağlamak. Nehir yatağı. Yatırmak. Bir su kütlesinin dip bölgesine verilen ad. Yatak. Gömmek. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Altında ve üstünde bulunan kayaçlardan gözle ya da fiziksel olarak az çok açıkça ayrılabilen, kalınlığı 1 cm'den az olmayan tortul kayaç birimi. Yatacak yer.

Appear : Arz-ı endam etmek. Var olmak. Belirmek. Boy göstermek. Ortaya çıkmak. Anlaşılmak. Belli olmak. Gözükmek.

Belonged : Yararlı olmak. Uygun olmak. Nin olmak. Yeri olmak. Üyesi olmak.

Recovered : Ortaya çıkarılan. Davayı kazanmak. Değerlendirmek. Kılıcı geri çekmek. Kurtarmak. Düzeltilmiş. Telafi etmek. Yerine gelmek. Kurtarılan.

Capture : Yakalamak. Esir alma. El koymak. Ganimet. Birbirine komşu iki akarsudan birinin, ötekinin yatağını kendisine çevirmesi olayı. Yansıtmak. Aynen almak. Egemen olmak. Ele geçirmek. Esir alınma.

Perked : Ek ödeme. Dikmek. Neşelendirmek. Avanta. Canlanmak. Tip. Kaldırmak. Neşelenmek. Yan gelir.

Collect oneself : Kendini toplamak. Kendini toparlamak. Toparlanmak.

Come round : Barışmak. Kendi görüşünden caymak. Yıldönümü gelmek. Yola gelmek. Tekrarlanmak. Ziyaret etmek. Yelkenleri suya indirmek. Dönmek. Uğramak.

Come to synonyms : belong to, be pertinent to, come along, abided, devolve, behave oneself, affects, bottom, ameliorating, come to life, carry over, book, ameliorated, perk up, appertains, attaining, appertained, approve of, come round to, abut, appertain, bespeaks, recovering, recover, abides, achieving, bind, revived, ameliorate, recover consciousness, binds, descend from, recovers.