Commotions türkçesi Commotions nedir

Commotions ingilizcede ne demek, Commotions nerede nasıl kullanılır?

Civil commotion : Halk hareketi. Halk ayaklanması. İç ayaklanma.

Commotion : Zürzavar. Hareket. Karmaşa. Velvele. Ayaklanma. Telaş. Koşuşturma. Karışıklık. Patırtı. Keşmekeş.

Commotio cerebri : Kommosyo serebri. Beyin sarsıntısı.

İngilizce Commotions Türkçe anlamı, Commotions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Commotions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hubble bubble : Panik. Dumanın sudan süzüldüğü sigara içme borusu. Gürültü. Nargile.

Bustled : Telaşlanmak. Aceleyle hareket etmek. Acele etmek. Koşuşmak. Acele. Telaş etmek. Koşuşturmak. Aceleyle hareket etme.

Insurgences : Kıyam. İsyan.

Cataclysms : Afet. Yerkabuğundaki ani ve aşırı değişme. Kıran. Yerkabuğunun ani değişmesi. Tufan. Felaket.

Bedevilment : Karmaşa. Karışık olma durumu. Zorlaştırma. Tasa. Kaygı. Dert. Karıştırma. Karmaşa halinde olma durumu. Tedirginlik.

Rat race : Keşmekeş. Hayat mücadelesi. Hengame. Yaşam kavgası. Sert veya çetin mücadele. Sidik yarışı. Post kavgası. Anlamsız yarış. İnsanların birbiriyle yarış içerisinde olduğu mücadele ortamı.

 

Addlement : Düzensizlik. Şaşkınlık. Delilik.

Upheaval : Devrim. Çalkantı. Kabarma. Yükselme. Büyük ve ani değişiklik. Büyük değişiklik. Altüst oluş.

Babels : Babil.

Alarms : Dehşet. Alarm. Uyarılar. Korku. Tehlike işareti.

Commotions synonyms : hoo hah, breach of the peace, ardours, anarchy, bouleversement, buck fever, mutinying, animation, bungle, bedlam, flutter, befuddlements, ardors, mutiny, tumultuousness, agitations, babel, incident, uproar, sprint, insurrection, splash, mutinies, fuss, ruckus, turmoil, excitements, estuation, callaloo, storm, insurrections, rumpus, sprinted.

Commotions zıt anlamlı kelimeler, Commotions kelime anlamı

Order : Sipariş. Borsada taşınır değer alıp satmak amacıyla aracılara yazılı ya da sözlü biçimde yapılan bildirim. Öğelerin, belirlenmiş kurallara göre yerleşim durumu. sıra kavramının tersine, her düzen doğrusal olmak zorunda değildir. Tür. Emir vermek. Durum. Düzenlik. Tarikat. Emretmek. Düze.

Incommodious : Kullanışsız. Zahmetli. Rahatsız.