Compensatory levy türkçesi Compensatory levy nedir

  • Serbest ticaret koşullarında düşük dünya fiyatlarıyla rekabet edemeyecek kesimleri korumak amacıyla yüksek yurtiçi fiyatlar ile düşük dünya fiyatları arasındaki fark kadar dışalım mallarından alınan vergi.
  • Telafi edici vergi.
  • Fark giderici vergi.
  • İktisat alanında kullanılır.

Compensatory levy ingilizcede ne demek, Compensatory levy nerede nasıl kullanılır?

Compensatory : Ödünleyici. Dengeleyici. Tazmin edici. Telafi edici. Kompansatuar. Karşılayıcı.

Levy : Haczetmek. Askere almak. Zorla toplamak. İcra. El koymak. Haciz. Toplama (vergi). Zorla toplama. İngilizce'de vergi veya geçiş ücreti anlamında sözcük. Vergi koyma.

Compensatory budget : Telafi edici bütçe.

Compensatory damages : Zararı karşılayan tazminat. Zararı karşılamak üzere ödenen tazminat.

Compensatory financing : Telafi edici finansman.

Compensatory financing facility : Dışsatımı birkaç tarım ürününe dayanan ve dışsatım gelirleri kendi denetimleri dışındaki etkenler sonucu geçici olarak düşen üye ülkelere kredi sağlamak üzere 1963 yılında uluslararası para fonu bünyesinde oluşturulan kredi mekanizması. Telafi edici finansman kolaylığı.

İngilizce Compensatory levy Türkçe anlamı, Compensatory levy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Compensatory levy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Countervailing duty : Gümrük, iktisat alanlarında kullanılır. Ek gümrük vergisi. Bir malın yapımı, üretim ve yurttan çıkışı için sağlanan dolaylı ya da dolaysız prim ve yardımları etkisiz bırakmak amacıyla özel olarak alınan vergi. Mahalli ticareti korumak amacıyla devlet tarafından ithal mallara konulan ekstra ödeme. Munzam gümrük resmi. Karşılayıcı gümrük vergisi. Dışsatımcı ülkedeki sübvansiyonlar nedeniyle dışalım mallarının düşük fiyattan piyasasına girdiğini ve bu durumun yerli mal ve sanayilere tehdit oluşturduğunu kanıtlayan dışalımcı ülkenin bu tür mallara uyguladığı, dünya ticaret örgütü’nün sübvansiyonlar kodu ile izin verdiği ek vergi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

 

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Variable levy : Artan ya da azalan gümrük vergisi.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Compensatory levy synonyms : ability rent, a pass through certificate, abolition of forced labour convention, a shift in individual demand, a shift in demand, a shift in supply, a change in individual demand, ability to pay principle.