Component türkçesi Component nedir

  • Bir bileşkeyi oluşturan yöneylerin her biri.
  • Birleşen.
  • Kimyasal bileşikleri oluşturan daha yalın bileşikler ya da öğeler.
  • Tamamlayıcı parça.
  • Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Birleştirme yoluyla kurulan birleşik kelimelerde, birleşmeye katılan kelimelerden her biri: aslanağzı «bir çiçek adı», hanımeli «bir çiçek adı», kadıngöbeği «bir tatlı türü», katırtırnağı «bir bitki adı» birleşik kelimelerinde bu birleşimi oluşturan aslan, ağız, hanım, el, kadın, göbek vb. kelimeler birer birleşen durumundadır. üretici-dönüşümlü (transfoarmational) gramerde, tabanı oluşturduğu kabul edilen ögelerden her biri.
  • Öğe.
  • (tamamlayıcı) parça.
  • Yönleçsel bir niceliğin yerlem eksenleri üzerindeki izdüşümleri. bir bütünü oluşturan parçalar.
  • Parça.
  • Katkı maddeleri de dahil olmak üzere, gıdanın üretiminde ve hazırlanmasında kullanılan ve son üründe bulunan maddeler.
  • Komponent.
  • Bölük.
  • Bir özdeği oluşturan kimyasal bileşimi bildirmek için verilmesi gerekli kimyasal türlerden her biri.
  • Bir dizgeyi oluşturan özdeklerin her biri. bir bileşkeyi oluşturan yöneylerin her biri.
  • Bir bileşim ya da bireşimi oluşturan öğelerden her biri.
  • Bileşen.
  • Bileşken.
  • Bir bilgisayar donanımını oluşturan en küçük herhangi bir öğe. bileşen sözcüğü de kullanılmaktadır.
  • Eleman.
  • Unsur.
  • Cüz.
 

Component ile ilgili cümleler

English: Instructional videos are a key component of many online courses.
Turkish: Öğretim videolar birçok çevrim içi derslerin önemli bir bileşenidir.

English: Electronic components can be cleaned using pure isopropyl alcohol.
Turkish: Elektronik bileşenler saf izopropil alkol kullanarak temizlenebilir.

Component ingilizcede ne demek, Component nerede nasıl kullanılır?

Component analysis : Bileşen çözümlemesi.

Component bar chart : Çeşitli değerlere ve seçeneklere ilişkin gözlemleri, tüm alanı toplam ya da yüzde yüz sayılan bir çubuk dikdörtgenin altbölümleri (bileşenleri) biçiminde gösteren bölümlü çizim. bk. çizim, çizimleme. Bileşen çubuk grafiği. Bileşenli çubukçizim.

Component density : Bileşen yoğunluğu.

Component force : Bileşen kuvvet.

Component forces : Bileşen kuvvetler.

Component tester : Bileşen sınayıcı.

Component wizard : Bileşen sihirbazı.

Component model : Bileşen modeli.

Component frequency : Eleman frekansı.

Component industry : Bileşen endüstrisi.

İngilizce Component Türkçe anlamı, Component eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Component ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Concurrent : Kesişen. Aynı olan. Eşzamanlı olan. Aynı zamanda olan. Rastlantısal. Eş zamanlı. Mutabakata dayalı. Anlaşmış. Mutabık. Anlaşma içinde.

Detail : Tiyatro parçasındaki ana düşünceye yardımcı olan sözcük, tümce ya da eşya.; ayrıntı (referruat); dekorun küçük bir parçası. Detaya girmek. Ayrıntılı plan. Detayına girmek. Ayrıntı. Detaylar. Bilgisayar, tiyatro alanlarında kullanılır. Özel göreve verme. Ayrıntılı olarak anlatmak. Detay.

 

Aliquots : Sıvı bölüntü. Alikuot. Temsili miktar. Tümbölen. Bir sayıyı tam bölen sayı. Tambölen. 24 saatlik numuneden alınan örnek. Sayıyı tam bölen. Bölüntü.

Point : Bitirmek. Sayı. Punto. Noktalamak. Uç. Göstermek. Topun kurallara uygun olarak geri çevrilememesi ya da başlama atışının kullanılmaması sonucu tarafların kazancını ya da yitirimini belirleyen birim. Doğrultmak (silah). Fermaya oturmak. Nokta.

Division : Dağıtım. Filumların bir araya gelmesiyle teşekkül eden, canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim. divizyo. Küme (futbol terimi). Kısım. Uyuşmazlık. Tümen. Bölünme. İkiye ayrılma. Siklet (boks). Ayrılık.

Components : Elemanlar bütünü meydana getiren.

Particular : Dikkate değer. Mahsus. Titiz. Dikkatli. Özellik. Tek. Özgü. Farklı. Ayrıntı. Nokta.

Remainder : Para üstü. Kalan. Döküntü. Ünvanın varisi olma hakkı. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kalıntı. Bakiye. Miras kalan şey. Geri kalan kısım. Geri kalan.

Fixture : Kablo. Aksesuar. Sabit eşya. Tamamlayan bölüm. bir bütünü tamamlayan diğer küçük eklentiler. Demirbaş. Fikstür. Bağlama. Sabit eşya (bir yapıya veya odaya ait).

Integral : Tam şey. Entegral. Bir işlevin, bağlı olduğu değişkenlerin küçük değişimleri için aldığı değerin, değişim aralıkları ile çarpımları toplamının sonsuz küçük değişim aralığı için vardığı erey. Tümlenik. Tamamlayıcı. Bütünü oluşturan. Gerekli. Bütünleyici. Tümlev. Önemli.

Component synonyms : part to whole relation, linguistic unit, plot element, subpart, be all and end all, language unit, meronymy, trait, squads, company, items, companying, squadron, member, bar, portion, troop, broken piece, constituent, factors, connivent, substance, fixtures, enclitics, aliquot, component parts, element, fascicles, particle, integral part, fact, the company, radiator.

Component zıt anlamlı kelimeler, Component kelime anlamı

Software : İletişim araçlarıyla oluşturulan bilgilerin, izlencelerin tümü. bir sinemanın bir gösterimindeki filmlerden oluşan, belirli bir süre sonunda yerini başka filmlere bırakan gösterisi. belirli tarihlerde ve gösterimlerde hangi filmlerin yer alacağını, bu filmlerle ilgili kısa bilgileri veren yazı. tv. belirli bir televizyon yayacının bir gün içinde değişik bölümlerden oluşan yayınlarının tümü. bu yayın içinde kendi başına bir bütün oluşturan bölümlerden her biri. bu bölümlerin sıralanış ve saatlerini gösteren, bunlarla ilgili kısa bilgiler veren yazı. Bir bilgi işlem dizgesinin işleyişi ile ilgili bilgisayar izlencelerinin, yordamların, kuralların ve gerektiğinde belgelemenin tümü. İzlence. Yazılım. Bilgisayar programı. Program. Bilgisayar yazılımı. Bilgisayar, bilişim, ekonomi, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yazılım programları. Bilgisayarlı yazılım sistemi.

Component ingilizce tanımı, definition of Component

Component kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A constituent part. Constituent. Serving, or helping, to form. Constituting. An ingredient. Composing.