Particular türkçesi Particular nedir

  • Özellik.
  • Husus.
  • Belli.
  • Ayrıntılı.
  • Özel.
  • Müşkülpesent.
  • Farklı.
  • Olağandışı.
  • Tam.
  • Madde.
  • Tek.
  • Titiz.
  • Özgü.
  • Nokta.
  • Ayrıntı.
  • Tikel.
  • Muayyen.
  • Belirli.
  • Diğerlerinden farklı.
  • Mahsus.
  • Tek tek nesnelerin sayısız çeşitlilik gösteren ya da türsel olmayan bireysel özelliklerinden her biri. bk. tümel.
  • Dikkatli.
  • Dikkate değer.
  • Detaylı.

Particular ile ilgili cümleler

English: Ali is very particular about his food.
Turkish: Ali yiyeceği hakkında çok titiz.

English: Ali is very particular about his clothes.
Turkish: Ali giysileri hakkında çok titizdir.

English: Ali is particular about what he wears.
Turkish: Ali giydiği hakkında seçicidir.

English: Ali is particular about what he watches on TV.
Turkish: Ali televizyonda izlediği hakkında seçicidir.

 
 

English: Ali is particular about what he eats.
Turkish: Ali yediği hakkında seçicidir.

Particular ingilizcede ne demek, Particular nerede nasıl kullanılır?

Particular average : Yolculuğun normal sonucu olmayan hasar veya zarar. Büyük deniz kıranları sayılmayan, yolculuğun belirli zorluk ve sıkıntıları arasına girmeyen yitirce giderleri (yüke ilişkin olanı malın iyesi, gemiye ilişkin olanı gemi iyesince ödenir). Özel küçük avarya. Müşterek avaryadan olmayan zarar ziyan. Küçük deniz yitircesi. Küçük avarya. Deniz yolculuğunun belirli zorluk ve sıkıntıları arasında olmayan kırılma, dökülme giderleri, (deniz taşıtları özel dokuncasında gemiye ilişkin olanlar gemi iyesi diğerleri ise yük iyesince karşılanır). Özel deniz dokuncası. Özel avarya. Hususi avarya.

Particular case : Özel durum.

Particular integral : Özel integral. Özel tümlev.

Particular solution : Özel çözüm.

Particular to : -e özgü.

Be particular about : Seçmek. Seçici olmak. Titiz olmak. Titizlik göstermek. Dikkatli olmak.

Pay particular attention : Özel bir önem göstermek. Özellikle dikkat etmek.

Free of particular average : Özel avarya hariç koşulu. Özel avarya hariç. Hususi avarya hariç.

Being particular about : Titiz olmak. Seçmek. Dikkatli olmak. Seçici olmak.

Be too particular : İnce eleyip sık dokumak.

İngilizce Particular Türkçe anlamı, Particular eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Particular ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Absolute : Kati. Absolüt. Kesin. Katıksız. Muhakkak. Sınırsız. Müstakil. Salt. Koşulsuz, bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan bir olgunun bu niteliği.

Elaborative : Özenli. Ayrıntıcı. Detaycı.

Bioplasm : Cisim. Şey. Biyoplazma.

Alert : Açıkgöz. Alarma geçirmek. Alarm işareti. Alarm vermek. Uyarmak. Tetik. Tehlikeye karşı uyarı. İkaz etmek. Tetikte olma.

Dots : Benek. Noktalar.

Hard to please : Güç beğenen.

Discrete : Ayrık. Diskrit. Damgalar ya da yalnız ayrı değerler alabilen fiziksel büyüklükler gibi ayrı öğeler biçimindeki verilere değgin. Bilgisayar, bilişim, fizik alanlarında kullanılır. Öğecikder, ışılcıklar gibi sürekli yapıda olmayan (varlıklar). Ayrı. Aralıklı. Soyut.

Chary : Tutumlu. Sakıngan. Temkinli. Sakınan. İhtiyatlı. Esirgeyici. İdareli. Cimri. Tedbirli.

Beyond example : Örneği olmayan. Eşsiz. Biricik.

Singular : Müstesna. Yalnız. Adlarda ve çekimli fiillerde nesne veya şahsın sayıca tek olması durumu. Ayrı. Benzersiz. Garip. Müfret. Acayip. Fevkalade. Bireysel.

Particular synonyms : abnormals, limited, sightly, clause, periods, lone, different, according to cocker, preternatural, detail, esoterics, on purpose, canny, prepensely, mattering, notable, pinpoint, dainty, cases, demanding, conscientious, entry, dot, extraordinaire, bang on, definitive, worthier, known, indicated, nicety, exacting, one, another.

Particular zıt anlamlı kelimeler, Particular kelime anlamı

Nonspecific : Tanımlanmamış. Özel olmayan. Nonspesifik.

General : Paşa. Orgeneral. Genel. General. Ordu komutanı. Şef. Komutan. Genel mahiyette. Baş.

Particular ingilizce tanımı, definition of Particular

Particular kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Sole. Single. Relating to a part or portion of anything. Individual. An individual fact, point, circumstance, detail, or item, which may be considered separately. Specific. Concerning a part separated from the whole or from others of the class. A separate or distinct member of a class, or part of a whole. As, the particulars of a story. As, the particular stars of a constellation. Separate.