Consequences türkçesi Consequences nedir

Consequences ile ilgili cümleler

English: I don't know what the consequences will be.
Turkish: Sonuçların ne olacağını bilmiyorum.

English: Both your father and I understand the consequences of your decision.
Turkish: Hem baban hem de ben senin kararın sonuçlarını anlıyoruz.

English: If you left now, the consequences would be devastating.
Turkish: Eğer şimdi terk edersen sonuçlar yıkıcı olur.

English: I must live with the consequences of the choices I've made.
Turkish: Yaptığım seçimlerin sonuçlarıyla yaşamak zorundayım.

English: Pollution is bringing devastating consequences for the regional ecosystem.
Turkish: Kirlilik, bölge ekosistemine yıkıcı sonuçlar doğuruyor.

Consequences ingilizcede ne demek, Consequences nerede nasıl kullanılır?

Consequences of renovation : Yenileme sonunda doğması gereken haklar. Yenilemenin sonuçları.

Bear the consequences : Sonuçlarına katlanmak. Neticeyi kabullenmek. Sonuçlarına razı olmak.

Carry consequences : Sonucu kabullenmek.

Face the consequences : Sonuçlarıyla yüzleşmek. Sonuçlarına katlanmak.

Suffer the consequences : Acısını çekmek. Cezasını çekmek. Sonuçlarına katlanmak.

As a consequence : Sonuç olarak. Bunun sonucu olarak. Bu nedenle.

 

As a natural consequence : Doğal sonuç olarak.

Took the consequences : Çıktıyı alan. Neticeleri alan. Sonuçları kabul eden.

Consequence : Önemli sonuç. Ehemmiyet. Önem. Netice. Akıbet. Semere. Serencam. Sonuç. Eser.

In consequence of : Nedeniyle. Binaen. Neticesinde. Hasebiyle. Sonucu olarak. Sebebiyle. Dolayısıyla. Dolayısı ile. Sonucunda.

İngilizce Consequences Türkçe anlamı, Consequences eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Consequences ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Phenomenon : Algılanabilen şey. Olağanüstü şey. Bilince yansıyan olay. Bilim konusu olarak gözleme açık her türlü olgu ya da koşul. deneme sonucu sezilen ya da bilinen ilk özdek, nesne, doğa olgusu. Doğal olay. Kuramsal anlamı üzerinde pek durulmadan, yalnız gözlenmiş olan belirli bir doğa ya da deney olayı. Eğitim, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Olay. Olağanüstülük. Görüngü oıay.

Coriolis effect : Düz bir hatta hareket eden bir cismin bu hattan sapacağı görüntüsü (dünyanın dönüşünden kaynaklanmaktadır). Coriolis etkisi. Koriyolis etkisi. Coriolis olayı. Saptırıcı etki. Koriyolis etki.

Brisance : Brizan. Kırıcılık. Tahrip gücü. Parçalama gücü.

Resultant : -den çıkan. Bir noktaya etkiyen, büyüklük ve yönleri ayrı, çeşitli kuvvetlerin net etkisini gösteren, belli yön ve büyüklükteki yöney. Sonuçlandıran. -den doğan. Meydana gelen. Olan. Bileşke. Sonucu olan.

Close : Yummak (göz). Bağlantılı. Geçit. Kadans. Kapatmak. Yakın. Kapanmak. Son. Avlu (okul, kilise). Göğüs göğüse kavga.

Achievement : Başarı. Yapma. Başarma.

 

Product : Mahsul. Meyve. Ortaya çıkarılan, elde olunan, üretilen mal. Çarpım. İmal. Eğitim, iktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ürün. Bir üretim etkinliği sonunda yaratılan malların fiziki değerleri.

Issue : Tevzi etmek. Sadır olmak. Dağıtmak. Sayı (yayın). Piyasaya çıkarmak. Akmak. Konu. İhraç etmek. Bildirmek.

Harvest : İdareli kullanmak. Hasat etmek. Rekolte. Biçmek. Ekin toplama. Ekin biçmek. Saklamak. Tarladan kaldırmak. Toplamak. Hayvansal ürünün veya bitkisel ürünlerin bir bölgeden toplanması.

Backwashes : Olayın yankıları. Ters yıkama. Geri yıkama. Sonraki etki. Serpinti. Dalganın geri çekilmesi. Dümen suyu. İkincil etki. Geriye gelen dalga.

Consequences synonyms : placebo effect, sequella, coattails effect, comeupance, bandwagon effect, byproduct, after effects, consideration, account, aftermaths, effect, graveness, child, upshot, efforts, impact, first fruits, influence, creations, conclusions, firstlings, butterfly effect, comeuppance, event, branch, reward, amount, train, implications, seq, reverberation, artefact, offset.

Consequences zıt anlamlı kelimeler, Consequences kelime anlamı

Insignificance : Önemsizlik. Ehemmiyetsizlik. Manasızlık. Değersizlik. Anlamsızlık.

Inconsequence : Tutarsızlık. Birbirini tutmama. Mantıksızlık.