Consience türkçesi Consience nedir

  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Törel bilinç.
  • İnsanın toplum içindeki davranışına ilişkin aktöresel sorumluluğunu kavrayışı üzerine dayalı duyusal deneyimler karmaşığı.

Consience ingilizcede ne demek, Consience nerede nasıl kullanılır?

A clear consience : Vicdan rahatlığı. Gönül rahatlığı.

Consider : Olduğunu düşünmek. Addetmek. Bilmek. Saygı göstermek. Göz önüne almak. Fikrinde olmak. Göz önünde tutmak. Saymak. Üzerine düşünmek. İtibar göstermek.

Consider again : Durup düşünmek. Tekrar düşünmek.

Consider bad : Kötü saymak.

Consider equal : Eş tutmak. Bir tutmak. Eşit saymak.

Consider same : Aynı saymak.

Consider of : Olarak kabul etmek.

Consider important : Mühimsemek. Önem vermek.

Considerably : Epeyce. Büyük ölçüde. Önemli oranda. Çok. Önemli ölçüde. Oldukça. Bir hayli.

Consider unlikely : Olasısız saymak.

İngilizce Consience Türkçe anlamı, Consience eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Consience ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Affection : Hastalık. Sevgi. Yakınlık. Meyil. Duygulanım. Muhabbet. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Etkileme. Düşkünlük. Alaka.

 

Aesthetic : Güzelduyu. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Bedii. Estetik.

Moral sense : Ahlak duygusu. Ahlak duyusu. Ahlaki eylemlerin kaynağı olan ve insanlara doğruyu yanlıştan ayırma imkanı verip onları doğruya yönelecek biçimde harekete geçiren ve ahlaki yargıları oluştururken, dikkate alacağımız standartlar sağlayan, doğuştan getirdiğimiz sezgisel güç veya yeti, bireye iyi ve kötüyle, doğru ve yanlış arasındaki farklılığı algılama imkanı veren meleke.

Adaptive behavior : Uyumcu davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Uyarlamacı davranış. Adaptif davranış. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış. Uyumlayıcı davranış.

Voice of conscience : İç ses. Bir kimseyi yanlış bir şey yaptıktan sonra uyaran hayali ses. Vicdanın sesi. Bir kimsenin konuşan ve pişmanlık duymasını sağlayan bilinci. Vicdan sesi. İçses. Vicdani ses.

Ethics : Ahlak ilke ve sorunlarını inceleyen, insan davranışlarını "doğruluk-yanlışlık" ve "iyilik-kötülük" gibi değer yargıları bakımından çözümleyen bilim dalı. Ahlakbilim. Töre bilim. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Etik. Ahlak bilimi. Törebilim. Yarar, iyi, kötü vb. ile ilgili sorunları inceleyen, töresel bir davranış yasası geliştiren, neyin uğrunda savaşmaya çabalamaya değer olup, hangi davranışın iyi olduğu, neyin yaşama anlam kazandırdığı gibi soruları kendine konu edinen inceleme dalı. törenin özünü, ortaya çıkışını ve gelişimini, töresel ölçüleri ve bunların tarihsel özelliğini belirleyen yasaları inceleyen kuramsal çalışma, bk. aktöre toplumbilimi. Ahlak. Ahlak kuralları.

 

Shy : Utangaç. Sakınmak. Çekingen. Ürkmek. İrkilmek. Pısırık. Ürkmek (at). Atmak. Çekinmek. Fırlatmak.

Scruples : Vicdan azabı. Pişmanlık. Esef.

Acclimatation : Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci. İklimuyum.

Adjustment in marriage : Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği. Evlilikte uyum.

Consience synonyms : wee small voice, sense of right and wrong, ethical motive, diffident, abilities, alienation, morals, agnation, age grade, agression, sense of duty, superego, all round development of individual, acculturation, achievement motive, timid, sense of shame, aesthetical ideal, confident, age distribution, age group, morality, unsure, small voice, security.

Consience zıt anlamlı kelimeler, Consience kelime anlamı

Diffidence : Utangaçlık. Çekingenlik. Mahcubiyet. Kaçınma. Çekinme. Pısırıklık. Kendine güvensizlik.

Diffident : Sıkılgan. Özgüvensiz. Pısırık. Utangaç. Çekingen. Kendine güveni olmayan. Mahcup.

Confident : Kendinden emin.

Consience antonyms : dissuade.