Coordinator türkçesi Coordinator nedir

Coordinator ile ilgili cümleler

English: The coordinator is Tom.
Turkish: Koordinatör Tom'dur.

English: Ali was the coordinator.
Turkish: Ali koordinatördü.

Coordinator ingilizcede ne demek, Coordinator nerede nasıl kullanılır?

Coordinators : Sıralayıcı. Düzenleyici. Kordinatör. Yürütücü. Koordinatör. Eşgüdümcü. Eşgüdümleyici.

Coordinatograph : Koordinatograf.

Coordinate : Uyum sağlamak. Eşgüdümlemek. Bir dizgenin durum, konum ya da etkileşimini, koşulların nicel değerlerine göre belirleyebilmek için kurulan matematiksel düzenleme. Alıştırmak. Çift eksen. Birbirine göre ayarlamak. Düzeltmek. Kon. Bir gözlem dağılımının verdiği çizgeyi iki boyuta göre konumlamaya yarayan ve bu iki boyutu simgeleyen doğrultular. İşbirliği yapmak.

Coordinate addressing : Koordinat adresleme.

Coordinate axis : Konaç ekseni. Koordinat ekseni.

Coordinate classification : Konuların sıralanmasında genel konuların ve bunlarla ilişkili olan alt konuların, birbirine olan bağlantısı içinde ele alınması ve sınıflanması. Bağlantılı sınıflama.

Coordinate indexing : Bilgi ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla, aranan bilgiyi verebilecek bütün belgelerin, raporların vb. sayfalarını belirlemek için yapılan dizinleme, bk. iç dizin, dış dizin. Bağlantılı dizinleme.

 

Coordinate repression : Koordine represyon. Bir metabolik yolun son ürünü hücre gereksiniminden fazla üretildiğinde bu son ürünün bu metabolik yolda görev alan birden fazla enzimin üretimini azaltması.

Coordinate geometry : Cogo (bilgisayar). İnşaat mühendisliği sorunlarını çözmek üzere kullanılan bir bilgisayar sistemi. Ices'in alt sistemleri. Koordinat geometrisi.

Coordinate conjunction : Sıralama bağlacı.

İngilizce Coordinator Türkçe anlamı, Coordinator eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coordinator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Propellent : İtici. İtici şey.

Attachers : İliştiren. Ekleyen. Haczeden. Tutturan. Birleştiren. Bitiştiren. Bağlayan şey veya kimse.

Conjunctions : Tesadüf. Rastlantı. Konjonksiyon. Birleşme. Bağlaçlar.

Sequencer : Olay sıralayıcı. Daha sonra banttan çalmak için mıdı data olarak depolayan ve kaydeden sistem. Proteinlerdeki amino asitlerin dizesine karar vermek için kullanılan enstrüman. Dizici. Ardıştirici. Dizileştirici. Ardıştırıcı. Bir sırayı kontrol eden ve düzenleyen cihaz. Ardışımlayıcı.

Designator : İşaretleyici. Belirtici.

Abort : Düşürtmek (dölütü). Düşük yapmak. Tamamlamadan durdurmak. Başarısızlıkla bitmek. Dölütünü düşürtmek. Çocuk düşürmek. Ölü çocuk doğurmak. Boşa çıkmak. Bitirmeden durdurmak. Bir işi yarım bırakmak.

Bonding : Bağlamak. Topraklama. Örmek (duvar). Bağlar. Yapıştırma. Antrepoya koymak. Yapısındaki eksiciklerle öğeciklerarası kimyasal bağı güçlendirme niteliğinde olan. Sahil duvarı. Atom ya da atom kümelerinin, bağımsız moleküller oluşturmak üzere birbirileriyle bağ yapmaları.

 

Compensators : Giderici. Mafsallı kompanzatör. Denkleme transformatoru. Zamin. Tazmin eden. Tavizci. Denkleştirgen. Dengeleyici. Kompansatör.

Organizer : İdareci. Meydana getirdiği uyartı ile embriyonun diğer bölgelerinin belirli yönlerde gelişmesini sağlayan embriyonun bir bölgesi. Ab seyahat yönetmeliği uyarınca paket tatil organize eden herkes. Düzenleyen kimse. Organizatör. Örgütçü. Örgütleyici. Kurucu.

Bondings : Birleştirme. Sahil duvarı. Tutturma. Topraklama. Bağlanma. Yapışma. Yapıştırma. Bağlama.

Coordinator synonyms : collators, connecting, acception, conjunctive, ac adapter, accelerator key, affixion, access key, coordinators, conjunctives, accent char, amender, compensator, connectives, braiders, affixation, propulsive, abnormal end, organiser, access control, annectent, arranger, executive, copulatory, connective, fastener, sorter, assistant stage manager, sorters, absolute loader, accent bar, distributor, connector.