Corruptibleness türkçesi Corruptibleness nedir

  • Rüşvet yeme.
  • Bozulabilir olma niteliği.
  • Çürüme.
  • Berbat etme eğilimi.

Corruptibleness ingilizcede ne demek, Corruptibleness nerede nasıl kullanılır?

Incorruptibleness : Çürütülemezlik. Tertemizlik. Masumluk. Ahlaken bozulamaz olma durumu. Yoldan çıkarılamazlık. Katışıksızlık. Saflık. Masumiyet.

Corruptible : Rüşvet alır. Rüşvet almaya hazır. Çürüyebilir. Ayartılabilir. Bozulabilir. Ayartılabılir.

Incorruptible : Ahlakı bozulmaz. Bozulmaz. Rüşvet kabul etmez. Namuslu. Çürümez. Kokuşmaz. Dürüst. Rüşvet yemez.

İngilizce Corruptibleness Türkçe anlamı, Corruptibleness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Corruptibleness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decomposition : Alt gruplara ayırma. İnceleme. Ayrıştırma. Bir özdeğin daha yalın kimyasal özdeklere ayrılması. Dekompozisyon. Ayrışım. Dönüşme. Bir maddenin daha basit molekül veya atomlara parçalanması olayı. Bozunma.

Corruptions : Yolsuzluk. Bozulma. Bozma. Ahlaksız olma. Yozlaşma. Yozlaştırma (dili). Doğru yoldan saptırma. Yozlaştırma. Ayartma.

Putrefaction : Pütrefaksiyon. Bozulma. Çürümüş. Organik bir maddenin bakteriler veya çeşitli çevresel etkenler nedeniyle pis kokulu ürünlere dönüşmek üzere normal yapısını kaybetmesi, kokuşma, pütrefaksiyon. Organik özdeklerin, genellikle havacıl bakterilerin etkisiyle sürekli olarak daha yalın parçalara bölünmesi. Leş. Genellikle oksijensiz koşullarda organik maddelerin yapılarının bazı mikroorganizmalar tarafından bozulması. Kokma. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Embracery : Rüşvetle etkilemeye çalışma. Rüşvet vererek etkilemeye çalışma. Rüşvetçilik. Yargıya tesir etmeye çalışma. Rüşvet alma. Rüşvet verme suçu. Para ve bunun gibi menfaatler sağlayarak ya da hile ile jüriyi etkileme. Vaatlerde bulunma.

Corrosion : Suyun ya da çözeltilerin, kimyasal etkisiyle aşınma. Madenlerin havadaki ya da sudaki oksijenle tepkimeye girmeleri sonucu yüzeylerinde oluşan aşınma. Çürütme. Metal nesnelerin üzerinde zamanla neme bağlı pas oluşumu. Aşındırma. Çoğunlukla yükseltgeme sonucu metallerde oluşan birleşim değişimi süreci; paslanma. Aşınma. Paslandırma. Coğrafya, fizik, gitar, kimya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Yenim.

Decay : Çürütmek. Kokuşma. Gitar, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Sağlığını yitirmek. Sağlığını kaybetmek. Parçalanmak. Güçten düşmek. Bozulma. Çürük. Çürümek.

Rot : Bozulmak. Zırvalamak. Diş çürümek. Kokuşmak. Alay etmek. Takılmak. Saçmalık. Terbiyesi bozulmak. Bozmak.

Decomposing : Ayrıştırmak. Dağıtmak. Çürümek. Dağılmak. Ayrışmak. Çürütmek. Ayrıştırma.

Decompositions : Analiz. Bozukluk. Bozulma. Çürüklük. Bozuşma. Ayrışma. İnceleme. Dekompozisyon. Ayrıştırma.

Corruptibleness synonyms : corruptibilities, corruption, dry rot, corruptibility, doat, perishability, rots, malversation.