Costumes türkçesi Costumes nedir

  • Sahne elbisesi.
  • Elbise.
  • Kostümler.
  • Tayyör.
  • Kıyafet.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Kostüm.
  • Giysi.
  • Bir filmde, izlencede kullanılan giyeceklerin tümü.
  • Mayo.

Costumes ile ilgili cümleler

English: Do you like costumes?
Turkish: Kostüm sever misin?

English: "Do you like costumes?" "I hate costumes!"
Turkish: ''Kostüm sever misin?'' ''Kostümden nefret ederim!''

English: The costumes were red, pink, blue, and so forth.
Turkish: Kostümler kırmızı, pembe, mavi ve benzeriydi.

English: She designed beautiful costumes for the movie.
Turkish: Film için güzel kostümler tasarladı.

English: "Do you like costumes?" "I love costumes!"
Turkish: ''Kostüm sever misin?'' ''Kostümleri çok severim!''

Costumes ingilizcede ne demek, Costumes nerede nasıl kullanılır?

National costumes : Milli kıyafet. Ulusal şenliklerde veya bir ülkeyi temsil etmek için uluslararası etkinlikler sırasında giyilen geleneksel kıyafetler. Halk giysisi. Halk giysileri.

Costume adviser : Giysiler üzerinde giysi yaratıcısıyla birlikte çalışan; giysi örneklerinin çizimine, bunların gerçekleştirilmesine, denenmesine yardımcı olan; belirli bir film, bir yayın için gerekli giysilerin sağlanması, seçilmesi, kullanılmasına bakan kimse. Giysici. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Costume assistant : Baş giysici yardımcısı. Çalışmalarında baş giysiciye yardımcı olan kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Costume ball : Misafirlerin maskeler taktıkları ve kimliklerini gizledikleri sosyal dans. Kıyafet balosu.

Costume designer : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yönetmenin yorumuna uygun olarak, bir oyunun giysilerini tasarlayarak çizen sanatçı. Giysi örnekleri çizen, yeni giysi örnekleri yaratan kimse. Kostüm tasarımcısı. Giysi yaratıcısı. Terzi. Giysilerin dikimiyle uğraşan kimse. Giysi tasarımcısı.

Costume perade : Giysi gösterisi. Son biçimini alıp tamamlanmış giysilerin, oyun dışı son kez oyuncuların üzerinde denetlenmesi.

Costume mistress : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Giydirici. İşliklerde baş kadın oyuncuların giyinmesine yardımcı olan kimse.

Costume jewellery : Taklit mücevher. Taklit ziynet eşyası.

Costume plot : Bir oyunda giyilecek giysilerin giyim sırasını gösteren liste. Giysi çizelgesi. Oyun için kullanılacak giysilerin renk, biçim ve özellik açısından gösterildiği çizelge. bu çizelgede aynı zamanda oyun sırasındaki giysi değişiklikleri de yer alır.

Costume on hire : Sahnede rol gereği giyilmek için kiralanmış giysi. Kiralanmış giysi.

İngilizce Costumes Türkçe anlamı, Costumes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Costumes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Swimming costume : Kadın mayosu.

Bathing suit : Kadın mayosu.

Attiring : Giydirmek. Kılık. Kisve. Donatmak. Giyinmek. Giyinip kuşanmak. Giyim. Süs.

Attire : Donatmak. Kılık. Giydirmek. Giyim. Giyinmek. Süs. Süslemek.

 

Suit of clothes : Takım elbise. Elbise takımı.

Caparisons : Süslemek. Donatmak. Örtü. Süsleme. Eyer örtüsü. Haşe örtmek. Giyecek. Haşe.

Wardrobe : Giysi dolabı. Giysiler. Tiyatro kostümleri. Gardırop. Gardrop. Dolap. İşliklerde giysilerin korunduğu yer. Bir kimsenin tüm giysileri. Kişisel giysiler.

Garb : Kılık. Üst baş. Giydirmek. Giysiler. Kılık kıyafet. Kisve.

Clothing : Hazır giyim. Soğuktan ve kötü havalardan korunma, süslenme, büyüsel inançlar ve utanma duygusu gibi nedenlerle ilkellerin gövdelerinin kimi yerlerini örten hayvan derisi, kumaş, ot, hayvan tüyleri vb. Üst. Giyecek. Üzeri. Giydirme. Giyim. Giysiler.

Costumes synonyms : swimming suit, dress, swimsuit, costume, fancy dress, body suit, swimwear, bathing dress, caparisoned, one piece bathing suit, swimsuits, bathing costume, swimming trunks, attires, apparel, bathers, caparisoning, appareled, costuming, bathing trunks, masquerade, caparison, arrayal, clothes, apparels, beachwear, costumed, appareling, bather, duds, masquerade costume, attirement, coat and skirt.

Costumes zıt anlamlı kelimeler, Costumes kelime anlamı

Underdress : Altına giymek. İçine giydirmek. Hafif giyinmek. Sade giyinmek. Kötü giyinmek.

Undress : Soyunmak. Sargısını açmak. Soymak. Giysilerini çıkarmak. Elbiselerini çıkarmak. Üniforma. Dökülüp saçılmak. Ev elbisesi. Gündelik elbise.

Unclothed : Çıplak. Soymak. Açığa çıkarmak. Elbiselerini çıkarmak. Açmak.