Couch türkçesi Couch nedir

  • Bildirmek.
  • İn.
  • Söylemek.
  • İfade etmek.
  • Kataraktı tedavi etmek.
  • Pusuya yatmak.
  • İninde uyumak.
  • Nakışlamak.
  • Kanepe.
  • Çömelmek.
  • Yatmak.
  • Divan.
  • Ayrık otu.
  • Muayene sediri.
  • Belirtmek.
  • Kanape.
  • Astar boya.
  • Sedir.

Couch ile ilgili cümleler

English: After being ill for a long time, Jane turned into a couch potato.
Turkish: Uzun süre hasta olduktan sonra, Jane televizyon bağımlısı oldu.

English: Ali got up from the couch and walked to the door.
Turkish: Ali kanepeden kalktı ve kapıya doğru yürüdü.

English: Ali sat on the couch all alone.
Turkish: Ali kanepeye yapayalnız oturdu.

English: Ali sat down on the couch next to Mary.
Turkish: Ali kanapede Mary'nin yanına oturdu.

English: Ali was sitting on the couch alone.
Turkish: Ali kanepede yalnız oturuyordu.

Couch ingilizcede ne demek, Couch nerede nasıl kullanılır?

Couch grass : Ayrıkotu. Tarla ayrığı. Ayrık otu.

Backless couch : Arkasız kanepe.

Studio couch : Çekyat. Kanepe. Yataklı kanape.

Couchant : Yatan. Yatar durumda olan.

Couchantly : Yatar durumda olan bir biçimde. Yatarak.

Couchette : Kuşet. Avrupa demiryollarında da sunulan bir konaklama türü. Trende kuşet. Tren yatağı.

Couched : Pusuya yatmak. Nakışlamak. Arpayı çimlenmeye bırakmak. Söylemek. Çömelip beklemek. Yatmak. Mızrağı indirmek. İninde uyumak. İfade etmek. Kataraktı tedavi etmek.

 

Couchers : Astar boya üzerine ıslak hamur kağıdı aktarmak (kağıt yapımı). Coucher.

Accouchement : Lohusalık. Loğusalık. Doğum.

Couchings : Katarak ameliyatı. Hasır örgüsü.

İngilizce Couch Türkçe anlamı, Couch eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Couch ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ground colour : Zemin rengi. Fon. Fon rengi.

Advising : Nasihat etmek. Tavsiye etme. Öğüt vermek. Öğütlemek. Tavsiye edici. Haber vermek. Tavsiye etmek. Tavsiye eden. Uyarmak.

Alleges : Mazeret olarak göstermek. İtham etmek. İleri sürmek. (kanıt olmadan) iddia etmek. İddia etmek. Bahane etmek. Kanıt olarak göstermek.

Dossing : Kısa uyku. Teksas eyaletinde şehir. Dışarıda yatmak. Uyumak. Pansiyonda kalmak. Yatak. Şekerleme. Pansiyon yatağı.

Holes : Çukur. Hücre. Oyuk. Zor durum. Yuva. Derin yer. Delik. Kovuk. Kodes.

Amounted : Eşit olmak. Tutarındaki. Toplama ulaşmak. Anlamına gelmek. Bedelinde. Miktarında. Sonuca varmak.

Crouches : İdaho eyaletinde şehir. Sinmek. Büzülmek. Çömelme. Silmek. Çökmek.

Undercoat : Astar boyası. Arakat sıva. Astar. Taban boya. Astarlamak. İç ceket. Arakat boya.

Divan : Büyük meclis. Meclis. Tütün ve kahve içilen oda. Şairin tüm şiirleri. Salon.

Be laid : Cinsel ilişkiye girmek (argo terim).

Couch synonyms : loveseat, give voice, word, hunched, tete a tete, apprised, put, lounges, divan bed, aired, hunch, hunker, denote, annunciate, embodies, work on, breathe, ambushes, apprise, bushwhacked, advertise, assert, redact, be enunciative of, bushwhacks, cockspur, be couched, davenport, apprize, allege, caves, connotate, amount.

Couch ingilizce tanımı, definition of Couch

Couch kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A bed or place for repose or sleep. To repose. Particularly, in the United States, a lounge. To lie down or recline, as on a bed or other place of rest. To lie. To lay upon a bed or other resting place.