Coupes türkçesi Coupes nedir

  • Kupe.
  • İki kişilik araba.
  • İki kapılı spor araba.
  • Coupe.
  • Spor araba.
  • Kupa.
  • Kup.
  • Tavanı arkaya doğru alçalan ve arkada koltuk alanı sınırlı olan araba.
  • Yarım kompartıman.

Coupes ingilizcede ne demek, Coupes nerede nasıl kullanılır?

Coupe disengagement : Kesme-sıyırma. Sıyırma ile birlikte uygulanan bir kesme türü.

Drophead coupe : Üstü açılabilen spor araba. Kabriyole.

Coupe : İki kişilik araba. İki kapılı spor araba. Kupe. Çatma durumunda ya da karşı yarışmacının bir çelgi alması sırasında, karşı savutun ucundan bir kesiş devinimi yaparcasına savut ucunu bir öteki doğrultuya geçirme. Kupa. Tavanı arkaya doğru alçalan ve arkada koltuk alanı sınırlı olan araba. Kesme. Yarım kompartıman. Kup.

Coupee : Dansta bir ayak üstünde durup diğer ayağı ileri veya geri hareket ettirme.

Recouped : Parasını çıkarmak. Tazmin etmek. Karşılamak. Zararı telafi etmek. Zararını ödemek. Tazminat. Ödemek. Tenzil etmek. Yerini doldurmak. Telafi etmek.

Coup : Hükümet darbesi. Vuruş. Başarılı hareket. Başarılı vuruş. Uğurlu bir hareket. Zekice davranış. Askeri darbe. Başarılı bir iş. Darbe.

Coup de main : Ani hücum. Sürpriz saldırı. Darbe. Ani saldırı.

Coup de theatre : Piyeste ani değişiklik.

Couple skating : Çiftli buz pateni.

 

Couple of : Çift.

İngilizce Coupes Türkçe anlamı, Coupes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coupes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Implement : Gerçekleştirmek. Sağlamak. Yerine getirmek. Yapmak. Kullanak. Yerine getirmek (plan vb'ni). Yürütmek. Tamamlamak. Bir işin yerine getirilmesinde başvurulan araç ya da işlemlerin tümü. Alet.

Force : Kuvvet. Çabuklaştırmak. Güç. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yükseltmek (fiyat). Mecbur etmek. Zorlama. İcbar etmek. Baskı yapmak. Sıkıştırmak.

Cause : Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul. Meydan vermek. Hedef. Dava. Amaç. Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. İlke. Sebep olmak. Sebep. Sebep vermek.

Walk : Eşlik etmek. Gezmek. Üzerinde yürümek. Yürüyüş. Gezinmek. Gezinti. Taşımak (iterek). Yürüyerek gitmek. Yürümek. Dolaştırmak.

Squeeze : Sıkışmak. İzdiham. Sıkmak. Merkez bankasının paranın değerini artırmak amacıyla para sunumunu daraltması. piyasalarda sunumun yeterli olmadığı durumda istem fazlasının yüksek fiyatlarla dengelendiği durum. maliyetlerdeki artışların tüketiciye yansıtılamadığı ve dolayısıyla karların azaldığı durum. Suyunu çıkarmak. Sıkıştırma. Sızdırmak. Ezmek. Sıkma. Sıkıştırmak.

Condemn : Mahkum etmek. Çarptırmak. Suçlamak. Ayıplamak. Hüküm vermek. Kullanıma uygunsuz bulmak. Kınamak. Kamulaştırmak. İstimlak etmek. El koymak.

Brougham : Kapalı araba. Atlı araba. Kupa arabası. Elektrikli eski tip otomobil. Fayton.

 

Pressure : Sıkışma. Basınç. Çatmadan "doğru dürtüş"e geçmek için, karşı namlunun esnek bölümünü apansız bastırma ya da yana itme. Birim alan başına dik olarak düşen kuvvet. Sıkıntı. Coğrafya, fizik, kimya, eskrim, madencilik alanlarında kullanılır. Sıkma. Bir yüzeyin birim alanına uygulanan kuvvet. Bk. havayuvarıbasıncı. Zorlamak.

Goblets : Ayaklı cam eşya. Goblet. Kadeh.

Coupes synonyms : family unit, power couple, sportscar, hearts, cups, cup, apply, stimulate, get, obligate, chalice, dink, induce, clamor, hale, coupe, runabouts, have, thrust, sport car, family, oblige, move, match, cupa, chalices, buggies, make, goblet, aumbry, mates, crater, crt.

Coupes zıt anlamlı kelimeler, Coupes kelime anlamı

Refrain : Çekinmek. Geri durmak. Nakarat. Frenlemek. Alıkoymak. Kendini tutmak. Sakınmak. Kaçınmak.

Exempt : Gümrük bildirmeliğinde sıfır olan vergi oranı. yurda, kesin olarak ve gümrük vergisi alınmadan sokulan mal. Hariç. Serbest. İstisna etmek. Hariç tutulmuş. Muaf tutmak. Hariç tutmak. Dışında bırakmak. Ayrılık.

Insulator : Yalıtaç. Yalıtıcı. İzolatör. Fincan. Yalıtkan madde. Bir cismi yalıtkan yapan veya yalıtan herhangi bir madde. Yalıtıcı madde. Yalıtkan. Yalıtım işçisi.