Covenantee türkçesi Covenantee nedir

  • Bir akitle kendisine taahhütte bulunulan kimse.
  • Resmi anlaşma ile bir sözü kabul eden kimse.
  • Taahhüt sahibi.

Covenantee ingilizcede ne demek, Covenantee nerede nasıl kullanılır?

Covenanted : Sözleşmeli.

Covenanted employee : Sözleşmeli çalışan.

Covenanter : Sözleşme yapan kimse. Yazılı taahhütte bulunan kimse.

Covenanters : Yazılı taahhütte bulunan kimse. Sözleşme yapan kimse.

Uncovenanted : Söz vermemiş. Söz verilmemiş. Garanti edilmemiş. Taahhüt edilmemiş.

Blood covenant : Kan kardeşliği. Özellikle işleyim-öncesi toplumlarda bireylerin, toplumsal küme temsilcilerinin, kol ya da parmaklarını azıcık keserek akıttıkları kanlarını birbirlerininkiyle karıştırmaları ya da karşılıklı olarak emmeleri yoluyla aralarında oluşturdukları, karşılıklı yükümlülükler doğuran bir dayanışma biçimi.

Old covenant : Hristiyanlara ait incil'in ilk yarısı.

The two tables of the covenant : On emrin levhaları. On emrin tabletleri. Anlaşmanın iki masası.

Tables of the covenant : Tanrı'nın on emri yazdığı taş tabletler. On emir tabletleri.

Covenant of the league of nations : Milletler cemiyeti'nin ilke ve amaçlarının belirtildiği anayasa. Milletler cemiyeti sözleşmesi.

İngilizce Covenantee Türkçe anlamı, Covenantee eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Covenantee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bat mitzvah : Musevi kızların belli bir yaşa gelişleri töreni. Yahudilerde yaş kutlaması.

Understanding : Vakkaflık. Akıl. Bilgi. Usavurma, yargılama ve anlama gücü. duyu ve istençten ayrı olarak düşünülen bilme yetisi. kavrayış gücüyle ilgili görevlerin tümü. bir kimsenin yaşayışı boyunca edindiği anlayışların toplamı. Karşılıklı anlayış. Akıllı. Kavrayış. Anlayış. Uzlaşma. Anlık.

Agreement : Muvafakat. Bir ölçer ya da ölçekle tutumları ölçülen kişilerin, herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimseyerek onaylamaları durumu, bk. uyuşma. Türkçede cümle içinde özneyle yüklemin şahıs ve sayı bakımından birbirine uyması: şükriye, gerçekleşeceğini kimsenin söyleyemeyeceği bir ümide mahkum edilmiş bulunuyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 119). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, göst.e. s. 216). kolcular bildikleri halde yolunu beklemek şöyle dursun, rasgeldikleri yerde hatırını alırlar, gönlünü hoş ederlerdi (r. h. karay, memleket hikayeleri: küs ömer, s. 73) vb. Mukavele. Düşünce ve amaç bakımından birleşip uyuşma. krş. sözleşme. Kabul etme. Tutum, görüş, kanıları ölçülen çeşitli kişilerin ya da aynı kişinin yanıtları arasındaki benzeşme ya da uygunluk. Uyma. İtilaf. Kontrat.

Confirm : Teyit etmek. Pekiştirmek. Onaylamak. Sağlama bağlamak. Tasdiklemek. Desteklemek. Tasdik etmek. Takviye etmek. Kuvvetlendirmek. Dinsel tören yapmak.

Plight : Söz kesmek. Vaade bulunmak. Hal. Bağlılık sözü. Söz vermek. Sözlenmek. Kötü durum. Vaat. Durum. Söz.

 

Bar mitzvah : Bu olayın kutlandığı tören. Yahudilerde yaş kutlaması. Yetişkinlik ve dini sorumluluk yaşına (13 yaş) erişmiş musevi erkek çocuk. (yahudilerde) yetişkinliğe kabul töreni.

Pledge : Teminat. Teminat olarak vermek. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Sağlığına içmek. Rehine koymak. Borcun ödenmemesi durumunda alacaklı tarafından el konulmak üzere sözleşmenin yapıldığı anda alacaklıya borçlu tarafından güvence olarak gösterilen taşınır veya taşınmaz değer. Karşılıklı anlaşma. Tutu. Vadetmek. Rehin vermek.

Covenantee ingilizce tanımı, definition of Covenantee

Covenantee kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The person in whose favor a covenant is made.