Cumulating türkçesi Cumulating nedir
- Birikme.
- Toplamak.
- Kümülat.
- Birikmek.
- Biriktirmek.
- Yığımak.
Cumulating ingilizcede ne demek, Cumulating nerede nasıl kullanılır?
Accumulating : Biriktirmek. Biriken. Toplanmak. Birikmiş. Birikmek. Yığmak. Biriktirme. Biriktirerek. Toplamak.
Plants accumulating nitrate and nitrite : Nitrat ve nitrit biriktiren bitkiler. Özellikle kurak mevsimlerde dokularında fazla miktarda nitrat birikebilen mısır, yulaf, sorgum gibi buğdaygil, çayır yumağı, sudan otu, çim gibi yeşil yem bitkileri.
Cumulation : Yığın. Bir gözlem değeri ya da bir kümenin sıklığını kendisini önceleyen tüm öteki sıklıkların toplamı olarak gösterme. Yığıştırma. Kümülasyon. Birikim. Birikme. Öbek.
Cumulative : Birikerek artan. Biriken. Toplanmış. Kümülativ. Toplanan. Yığışımlı. Birikerek çoğalan. Çoğalan. Kümülatif. Birikmiş.
Cumulative action : Birikim etkisi. Kümülatif tesir.
Cumulative distribution : Gözlem değerleri ya da kümelerin sıklıklarını yığıştırarak veren dağılım. Kümülativ dağılım. Toplanık dağılım. Birikimli dağılım. Kümülatif dağılım. Yığışımlı dağılım. Birikmeli dağılım.
Cumulative density function : Olasılık dağılım işlevi. Birikimli yoğunluk fonksiyonu.
Cumulative evidence : Munzam kanıt. Güçlendirici kanıt. Kuvvetlendirici kanıt.
Cumulative excitation : Birikmeli uyarım.
Cumulative data test : Birikimli veri sınaması.
İngilizce Cumulating Türkçe anlamı, Cumulating eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Cumulating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Accrues : Payına düşmek. Gelmek. Eklenmek. Büyümek. Tahakkuk ettirmek. Tahakkuk etmek. Gerçekleşmek. Çoğalmak. Ziyadeleşmek.
Aggregated : Ulaşmak (toplamı). Kümelenmiş. Birleştirmek. Etmek (toplamı).
Aggradation : Tabakalaşma.
Accumulative : Birikmiş. Toplayan. Artan. Toplanmış. Biriken. Biriktirici. Toplayıcı. Topanmış.
Funeral pyre : Ölü yakılan odun yığını.
Congestion : Tıkanma. İzdiham. Sıkışıklık. Konjesyon. Kalabalık. Toplardamarlardaki kanın dönüşünün engellenmesi veya yetersizliği sonucu kanın organ veya dokuların bir bölgesinde veya tamamında birikmesi. Hiperemi. Sıkışma. Kan hücumu.
Shock : Sarsma. Çok şaşırtmak. Balyalamak. Sarsıntı. Şok etmek. Elektrik çarpmak. Damar sisteminin kapasitesiyle dolaşım kanının hacmi arasındaki ilişkinin kan miktarı aleyhine bozulması sonucu oluşan, derinin solgunluğu, soğuk terleme, bilincin kaybolması, huzursuzluk, nabzın zayıf ve süratli olmasıyla belirgin, akut sistemik kanlanma yetersizliği, dolaşım kollapsı, dolaşım yetmezliği, kariyovasküler kollaps, asistolizm. Darbe. Dehşete düşürmek. Kalbini kırmak.
Dunghill : Bokluk. Gübrelik. Mezbele. Gübre yığını. Çöp yığını.
Crowd : Ortaklaşa bir uyarı sonucu belli bir yerde toplanan ve dikkatlerini bu uyarının yol açtığı ortak duygusal ilgi üzerinde toplamış olup herhangi bir anda ortak eyleme geçebilecek olan insan topluluğu. Doldurmak. Kalabalık etmek. Israr etmek. Kalabalık. Doluşmak. Sıkıştırmak. Toplanmak. Bıktırmak.
Cumulating synonyms : muckheap, compost heap, muckhill, compost pile, collect in, collects, mound, accumulate, pyre, agglomerated, backed up, aggregates, heap, cumulate, agglomerate, stack, slagheap, amass, collection, build up, collect together, congregate, come together, congregates, cumulation, accumulating, midden, cumulus, woodpile, accumulates, adding up, amasses, amassing.
Cumulating zıt anlamlı kelimeler, Cumulating kelime anlamı
Subtractive : Eksiltici. Eksi işaretli.

Bu kısımda Cumulating kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Cumulating ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Cumulating anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Cumulating ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.