Curacy türkçesi Curacy nedir

  • Papaz yardımcılığı.

Curacy ile ilgili cümleler

English: Check up on the accuracy of this article.
Turkish: Bu makalenin doğruluğunu kontrol edin.

English: I began to doubt the accuracy of his statement.
Turkish: Onun ifadesinin doğruluğundan şüphe etmeye başladım.

English: I can give you a copy of the report, but I can't vouch for its accuracy.
Turkish: Sana raporun bir kopyasını verebilirim ama onun doğruluğunu garanti edemem.

English: Accuracy is important in arithmetic.
Turkish: Doğruluk aritmetikte önemlidir.

English: He reported the details with accuracy.
Turkish: Detayları doğru bir şekilde rapor etti.

Curacy ingilizcede ne demek, Curacy nerede nasıl kullanılır?

Accuracy : Sağıllık. Titizlik. Kesinlik. Bir ölçünün, gözlemin gerçeğe yakın olma derecesi. İncelik. Yanlış yapmamaya özen gösterme. Hassasiyet. Bir bilginin, gerçekleşebilir çıkarımlarda bulunma yeteneği. Tamlık.

Accuracy class : Doğruluk sınıfı.

Accuracy control character : Doğruluk kontrol karakteri. Doğruluk denetim karakteri.

Accuracy landing : Hassas iniş.

Accuracy life : Namlu ömrü.

Accuracy of measurement : Ölçümün doğruluğu. Ölçme hassaslığı. Ölçmede doğruluk. Ölçümün hassasiyeti. Ölçme duyarlılığı. Ölçüm doğruluğu.

 

Accuracy of reading : Okuma doğruluğu.

Accuracy of calculation : Hesap doğruluğu.

Accuracy of a measuring instrument : Ölçme aygıtının doğruluğu. Ölçme aletinin doğruluğu. Ölçüm cihazının doğruluğu.

Directional accuracy test : Yönsel doğruluk sınaması.

İngilizce Curacy Türkçe anlamı, Curacy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Curacy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spot : Bir parlak yüzeyde (ay tekeri, güneş tekeri) görülen kara benek. Benek yapmak. Değerlendirmek. Yerleştirmek. Seçmek. Beneklemek. Işıldak. Nokta yapmak. Kısa tanıtı. Her tür tecimsel işlemin peşin para karşılığı, günü içinde yapılması.

Office : Sorumluluk. Şirket veya kuruluş adına birtakım etkinlikler yapmakla görevlendirilen kurum veya kuruluş. Büro. Atölye. Bakanlık. Yazıhane. Ofis. Ticarethane. Ajans. Memuriyet.

Post : Afişe etmek. Bilgi vermek. Sonraki. Posta. Posta ile göndermek. Direk. Sonrası. İlan yapıştırmak. Vazifelendirmek. Bildirmek.

Situation : Şartlar. Yer. İş. Mevki. Vazife. Hal. Durum. Konum. Görev. Halet.

Position : Yerleştirmek. Görev. Sav. Rütbe. Statü. Durum. Mevki. Vaziyet. Duruş. Görüş.

Berth : Demir yeri. Rıhtıma bağlamak. Palamarla bağlamak. Yatacak yer bulmak. Görev. Gemici ranzası. Yatak. Limana girmek. Yatak yer vermek. Açıklık.

Place : Ev. Mevki. Basamak. Yerleşim yeri. Sorumluluk. Yazdırmak. Kim olduğunu çıkarmak. Bir cismin durduğu, bulunduğu nokta ya da yüzey parçası. Statü. Mahal.

Billet : Not. Kışla. Konak yeri. Pusula. Çelik çubuk. Konaklama yeri. Konaklatmak (askeri terim). Kütük. Yerleştirmek. Baraka.

Curacy synonyms : curacies.

Curacy ingilizce tanımı, definition of Curacy

Curacy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The office or employment of a curate.