Currency substitution türkçesi Currency substitution nedir

  • Para ikamesi.
  • Döviz ikamesi.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Değer yitirmesi yüzünden ulusal paraya olan güvenin sarsılması sonucunda yabancı bir ülke parasının hesap birimi, değişim ve değer saklama aracı olarak kullanılması. krş. dolarlaşma.
  • Nakit para yerine kullanılan bir şey (çek, kredi kartı, vs.).

Currency substitution ingilizcede ne demek, Currency substitution nerede nasıl kullanılır?

Currency : Geçerlilik. Para. Güncellik. Nakit para. Sirkülasyon. Para birimi. Revaç. Döviz. Sürüm aracı. Sürümdeki para.

Substitution : Değiştirim. Oyun sırasında birtakımın oyuncu değiştirmesi. Yerine geçme. Naiplik. Yerine çalıştırma (geçici bir süre için). Yerine koyma veya geçme. Yerini alma. Ornatım. Yerine koyma ya da kullanma. bir mal veya üretim faktörünün diğer bir mal veya üretim faktörü yerine kullanımı. Yer değiştirme.

Currency account : Cari hesap. Döviz hesabı.

Currency area : Ortak para biriminin kullanıldığı ülke grubuna verilen ad. ulusal para birimlerinin sabit kurlardan birbirine bağlandığı ülke grubu. Para alanı.

Currency basket : Döviz sepeti. Birden fazla para biriminin eşit veya farklı ağırlıklarıyla oluşturulan hesap birimi. Para sepeti. Sepet para. Herhangi bir ülkede tedavüldeki para miktarı. Sepet kur.

 

Currency bill : Yabancı poliçe. Kambiyo senedi.

İngilizce Currency substitution Türkçe anlamı, Currency substitution eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Currency substitution ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Currency substitution synonyms : money substitution, ability to pay principle, a change in supply, abnormal budget, ability rent, abolition of forced labour convention, ability to pay approach, a shift in demand.