Döküm nedir, Döküm ne demek

"Döküm" ile ilgili cümle

  • "Yaprak dökümü."

Yerel Türkçe anlamı:

Tavan ve tabanda kullanılan ağaç kiriş.

Genel olarak bütün köylülerin yararlanacağı işlerde kullanılmak için köylülerin aralarında topladıkları para ve verilen paraların niceliğini gösterir liste.

Yığıntı, üşüşme.

Satılığa çıkarılmış malların pazarda dökülüp yığılması.

Bostan, sebze ve tahılın verimi.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Heykel) Bir heykelin alınmış kalıbı içine eritilmiş maden ya da alçı dökme işi.

Kimya'daki anlamı:

Metal veya alaşımlara şekil vermek üzere, ısıtarak sıvı hale getirip kalıplara dökme işlemi.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Çevirime başlamadan önce, çevirim senaryosunun taranmasıyla oluşan, filmin başlıca bezemlerine göre hazırlanan, çalışmaların kestirme ve düzenli yürümesini sağlayan belge.

Alıcı senaryosunun yalnız alıcıyla ilgili açıklamalarını taşıyan, alıcı yönetmeni için hazırlanmış özeti.

Bilimsel terim anlamı:

(II) Metalleri, yüksek sıcaklıkta eritip kalıplara dökme işlemi.

 

(I) Dökme işlemi ile elde edilmiş metal parça.

İngilizce'de Döküm ne demek? Döküm ingilizcesi nedir?:

casting, breakdown, camera card (cue card), cue card, rundown sheet, running order

Almanca'da Döküm ne demek?:

guss

Fransızca'da Döküm ne demek?:

éruption

Döküm tanımı, anlamı:

Döküm almak : Ayrıntılı hesap listesini toplu olarak göstermek.

Döküm çıkarmak : Bütün hesap işlemlerini bir listeye yazmak.

Dökümevi : Fabrikalarda döküm yapılmış olan yer, dökümhane.

Dökümhane : Dökümevi.

Yaprak dökümü : Sonbaharda ağaçların yaprak dökmesi. Birbirini tanıyan insanların art arda ölümü.

Dökümcü : Döküm işleri yapan kimse, dökmeci.

Dökümcülük : Dökümcünün yaptığı iş, dökmecilik.

Dökümleme : Dökümlemek işi.

Dökümlemek : Bir işin dökümünü yapmak.

Dökümlü : Niteliğinden ötürü kolayca istenilen biçim verilebilen (kumaş).

Dökme : Dökmek işi. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Dökme yük. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan.

Yapılış : Yapılma işi. Bir şey yapılırken gerçekleştirilen özellik, nitelik, kuruluş, bünye.

Yöntem : Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.

Nitel : Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

Ayrıntılı : Ayrıntısı olan, teferruatlı, tafsilatlı, detaylı, mufassal, ince, uzun. Ayrıntılara girerek.

Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

 

Olma : Olmak işi.

Dökülme : Dökülmek işi.

Döküm askısı : Alıcılarda, alıcı yönetmeninin dökümü rahatça izlemesini sağlamak amacıyla yapılmış askı.

Döküm döküm : Bir şeyin çok bol olduğunu anlatır.

Döküm kağıdı : Bir döküme hazırlık olmak üzere, bezem, oyuncu, giysi, donatım, vb. öğelerin her biri için ayrı ayrı hazırlanan kâğıtlar.

Döküm potası : Erimiş metalin taşınması ve dökümü için kullanılan kap.

Döküm saçım : Darmadağınık, düzensiz: Evin içi döküm saçımdır.

Döküm vakti : Ekim, kasım ayları.

Döküm yeri : Yaylaya götürülen yükün döküldüğü yer: Akşam olmadan döküm yerine varalım.

Döküm zamanı : Meyve ve sebzelerin çok bol bulunduğu günler.

Dökümcübaşı : Tophanede top dökenlerin başı.

Döküm ile ilgili Cümleler

  • Döküm içindeki kolumla bunu yapmaya çalışmak gerçekten çok sinir bozucu.
  • Sayım dökümlerini inceliyorum.
  • Burada ki tek problem, bu dökümanların çevirecek birilerinin olmaması.
  • O bir dökümhanede çalışıyor.
  • Bu dökümanları nereye teslim etmeliyim?
  • Döküm kalıbından temiz geldi.

Diğer dillerde Döküm anlamı nedir?

İngilizce'de Döküm ne demek? : adj. pourable, pouring

n. cast, casting, molding, moulding, fall, pouring, enumeration, smelting

Fransızca'da Döküm : fonte [la], coulée [la], moulage [le], inventaire [le]

Almanca'da Döküm : n. Abstich, Guss

Rusça'da Döküm : n. падение (N), плавка (F), отлив (M), разбор (M)