Dams türkçesi Dams nedir

Dams ile ilgili cümleler

English: Adams did not expect the job to be easy.
Turkish: Adams işin kolay olmasını beklemiyordu.

English: Adams won the presidency in 1796.
Turkish: Adams 1796'da başkanlığı kazandı.

English: Clay did not agree with all of Adams's policies.
Turkish: Clay Adams'ın tüm politikaları ile aynı fikirde değildi.

English: Adams was an intelligent man.
Turkish: Adams, akıllı bir adamdı.

English: Adams spent most of the war years in Europe.
Turkish: Adams, savaş yıllarının çoğunu Avrupa'da geçirdi.

Dams ingilizcede ne demek, Dams nerede nasıl kullanılır?

Damsel : Genç ve bekar kız. Küçük hanım. Soylu kodaktan gelen genç ve bekar kız. Yusufçuk. Genç kız. Kızböceği.

Damsel fly : Turuncu kızböceği. Kızböceği. Yusufçuk.

Damsel in distress : Yardıma ihtiyacı olan kadın. Başı dertte olan kadın. Başı dertte olan genç kadın. Yardıma ihtiyaç duyan kadın.

Damselfish : Papazbalığı. Rahip balığı. Tropikal renkli okyanus balığı. Papaz balığı.

Damselflies : Kızböceği. Helikopter böceği. Kız böceği. Yusufçuğa benzeyen uçan böcek türü. Açıkgöz kız. Yusufçuk.

Damson plum : Mürdümeriği. Mürdüm eriği.

 

Damson : Mürdümeriği. Mürdüm eriği.

Adamson : Bir soyadı.

Beldams : Kocakarı. Acuze. Şirret kadın.

Damsels : Kızböceği. Küçük hanım. Yusufçuk. Genç kız. Genç ve bekar kız.

İngilizce Dams Türkçe anlamı, Dams eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dams ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sump : Alt karter. Pompa grubu. Drenaj kuyusu. Akıntı deposu. Maden ocağı su kuyusu. Çamur kollektörü. Kazıya başlamadan önce kazılan tünel. Yağ karteri. Toplama çukuru.

Invoke : İstemek. Başlatmak (yürütmeye). Dilemek. Başlatmak. Başvurmak. Talep etmek. Dua etmek. Davet etmek. Yakarmak.

Put forward : Meydana atmak. Daha erken bir tarihe almak. Sunmak. İleri almak (saat). İleri almak. Adaylığını koymak. İddia etmek. İleri almak (saati). Ortaya atmak. Öne sürmek.

Stir : Uyandırmak. Oynatmak. Heyecan. Çorba karıştırmak. Hareket. Hareket ettirmek. Kımıldatmak. Karıştırma. Harekete geçirmek. Canlanmak.

Bring up : Çocuklardan sakınmak. Beslemek. Bahsetmek. Azarlamak. Terbiye etmek. Kusmak. Yetiştirmek. Büyütmek. Durduruvermek. Paylamak.

Beshrew : Beddua etmek. Küfretmek. Lanet okumak. İnkisar etmek. Beddua okumak.

Call forth : Gün ışığına çıkarmak. Çıkarmak. Meydan vermek. Kullanmak. Ortaya çıkarmak. Sarfetmek. Yol açmak. Neden olmak.

Causeway : Alçak veya sulak kesimler yahut sığ sular üzerinden geçen yükseltilmiş yol. Geçit. Kazıklı yol (göl veya bataklık üzerinden geçen). Bozuk arazide yapılmış geçit. Dolgu yol. Şose. Geçit yol. Bataklıktan geçen yol. Cadde.

Countercheck : Tepki. Tekrar kontrol etme. Reaksiyon.

Maledict : Lanet okumak. Lanetlenmiş. Beddua etmek.

 

Dams synonyms : anathemise, bulkhead, barricades, baulking, arouse, bund, receptacle, imprecate, contretemps, conjure up, water gate, raise, bank, tanks, storehouse, dikes, reservoirs, sumps, cursed, barricading, chamber, complication, bunds, receptacles, curse, conjure, bulkheads, goddamn, a set of, reservoir, barrier, curst, barrages.

Dams zıt anlamlı kelimeler, Dams kelime anlamı

Blessed : Mübarek. Mutluluk veren. Kutsanmış. Allah'ın. Huzurlu. Bereketli. Mutlu. Kutlu. Kutsal.

Bless : Kutsal saymak. Kutsamak. Takdis etmek. Hayırdua etmek. Şükretmek. Dua etmek.