Deadening türkçesi Deadening nedir

  • Ses geçirmeyen malzeme veya aygıt.
  • Geçirmezleştirme.
  • Donduran madde.
  • Ses izalosyonu.
  • Sağırlaştırma.
  • Ses izolasyonu.

Deadening ingilizcede ne demek, Deadening nerede nasıl kullanılır?

Sound deadening : Ses geçirmez. Ses geçirmeyen.

Deaden : Donuklaştırmak. Uyuşturmak. Zayıflatmak. Kesmek. Duygusuzlaştırmak. Parlaklığını gidermek. Körletmek. Katılaştırmak. Kesmek (ses veya ağrı vb'ni). Hafifletmek.

Deadend : Çıkışı olmayan. İlerleme imkanı veya geleceği olmayan (örneğin, geleceği olmayan iş). Köreltişmiş. (argo terim) güçlü ve kabadayı (güçlü ve kabadayı çete).

Deadened : Kesmek. Hafifletmek. Matlaştırmak. Donuklaştırmak. Duygusuzlaştırmak. Katılaştırmak. Azaltmak.

Deadener : Duygusuzlaştıran kimse. Azaltan kimse.

Deadeye : Keskin nişancı. (argo terim) keskin nişancı. Boğata. Halatların geçirildiği üç deliği olan kenarının etrafı oluklu ağaçtan yapılmış yuvarlak makara (denizcilik).

Deadens : Kesmek. Matlaştırmak. Kesmek (ses veya ağrı vb'ni). Zayıflatmak. Duygusuzlaştırmak. Etkisini azaltmak (alkollü içki vb). Yok etmek. Donuklaştırmak. Parlaklığını gidermek. Uyuşturmak.

Deader : Çıkmaz. Keskin. Çok. Daha solgun. Acımasız. Ölmüş. Kullanılmayan. Sönmüş. Bozuk. Ölü.

Deadeyes : Boğata. Halatların geçirildiği üç deliği olan kenarının etrafı oluklu ağaçtan yapılmış yuvarlak makara (denizcilik). (argo terim) keskin nişancı.

 

Deadest : Unutulmuş. Acımasız. Çok. Cansız. En solgun. Dermansız. Tam. Ölü. Donuk. Bozuk.

İngilizce Deadening Türkçe anlamı, Deadening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deadening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stultification : Aptallaştırma. Ket vurma.

Dull : Tatsız. Mat. Sıkıcı. Hafifletmek. Duygusuz. Körleşmek. Sersem. Sersemletmek. Ağır. Donuk.

Slow : Kesat. Acelesiz. Uzun süren. Geç olan. Eli ağır. Yavaşlamak. Geç. Geri. Yavaşlatmak.

Degradation : Rütbesini indirme. Rezalet. Bozulma. Yitirim. Rütbe indirme. Yozlaşma. Parçalanma. İndirme. Ayrışım. Verim kaybı.

Impairment : Sakatlık. Eksilme. Bozukluk. Zayıflatma. Zarar. Azalma. Özürlülük. Bozmak. Bozma. Noksan.

Uninteresting : Yavan. Cansız. İlgi çekmeyen. Çekici olmayan. Meraksız. İlginç olmayan.

Debasement : Aşağılama. Ayarını düşürmek. Kıymetten düşünme. Alçaltma. İtibarını bozma. İndirme. Değerini düşürme. Madeni paranın içerdiği kıymetli maden miktarını azaltma. Tağşiş.

Wearisome : Usanmak. Bıkmak. Yorucu. Bezdirici. Bıktırıcı. Bıktırmak. Yormak. Usandırıcı. Sıkıcı.

Tiresome : Sırnaşık. Can sıkıcı. Bıktırıcı. Sinir edici. Sıkıcı. Bezdirici. Yorucu.

Constipation : Konstipasyon. Yiyecek olarak tüketilen sindirim içeriğinin, sindirim kanalından geçiş süresinin uzaması, dışkının sert, kuru ve az miktarda oluşuyla belirgin rahatsızlık, peklik, konstipasyon, oppilasyon, proktostat. Peklik. Kabızlık. İnkıbaz. Kabız.

Deadening synonyms : ho hum, deafening, sound insulation, tedious, irksome, boring.

Deadening zıt anlamlı kelimeler, Deadening kelime anlamı

Interesting : İlgi çekici. İlginç. Tip. İlgilenme. Enteresan. Meraklı.